Okullar açılırken…
Ülkemiz genelinde 2018 -2019 eğitim ve öğretim yılı başladı. Milyonlarca gencimiz ve yüz binleri aşan öğretmen kadrosu ile 17.09.2018 günü ülkemiz genelinde eğitim ve öğretime başlandı. Öğretmenlere, öğrencilere velilereve tüm eğitim camiasına hayırlı olsun.
Bir eğitimci olarak her velinin bildiği gibi eski yıllarda okullar açılırkençok güzel nutuklar atılarak okullar açılırdı.Ancak; öğretmenin,öğrencinin ve velilerin sıkıntıları hiç bitmezdi.
Bir kere ilkokullarda tek tip, siyah önlük ve yaka mecburi idi. Küçücük çocuklar daha ufakken devletin baskısı ile ille de şöyle giyeceksin tehdidi altında idi yıllarca. Neyse ki sonradan o mecburiyet kalktı.
Bazı okullarda da kıyafet mecburiyet ve arma zarureti vardı.(Bugünde bazı özel okullarda kıyafet mecburiyeti var)Kıyafetler sadece ve sadece okul idaresinin veyaokul aile birliğinin gösterdiği yerden alınacaktı. Bir gömlek, bir pantolon ve bir kazak ve arma ilenerede ise işçinin, memurun bir aylığını götürüyordu..Bugünde bazı özel okullarda kıyafet mecburiyeti var. Kıyafetler bayağı günün şartlarına göre yüksek fiyatlarla satılıyor.Gerçekten velilerin bellerini bu durumlar halendebükmektedir.
Ders kitapları meselesine gelince o başlı başına bir sıkıntı idi. Her okul veya birçok hoca değişik yazarların kitaplarını istiyordu. Ara ki bulasın.
Kitapların biri var, biri yok. Çok kere aynı okulda ayrı kitaplardan dersler işlendiğine şahit olmuşuzdur. Ders yılı yarıya gelir, veliler Cağaloğlu Yokuşunda veya başka kitapçılarda kitap bulma peşindedirler. Veliler için ne sıkıntılı idi o günler!..
Çok şükür yıllardan beri hükümetimiz bu yaraya da parmak basarak velilerin kitap peşinde koşmalarına engel oldu.Öğrenci okula dersbaşı yaptığı zaman, kitaplarını eksiksiz olarak sırasında buluyor. Türkiye’nin her okulunda okutulan matematik, biyoloji, tarih ve diğer kitapların hepsi aynı.O yazarın, bu yazarın kitabı yok artık.
Peki, eğitim camiası gülistan bahçesi mi? Hiç sıkıntı yok mu? Elbette ki var.Şu an için Türkiye genelinde okullarda taşımacılık ile alakalı sıkıntılar var. Servis ve servisçiler problemleri.Servisçilerle okul idareleri veya okul aile birlikleri arasında parasal yönden kirli ilişkiler varmı,yokmu? Kimler denetliyor?Servis şoförlerinin eğitim düzeyleri nedir?Alkol alarak araç kullanan servis şoförleri var mı?Yine bu şoförler içinde esrar, eroin kullananlar veya bu yönden takibe uğrayanlar varmıdır?Minik çocukların emanet edildikleri servis şoförleri ahlaki yönden ne durumdadırlar?Kesinlikle bütün servis şoförleri böyledir demiyorum. Her meslekte iyi insanlar olabileceği gibi,kötü insanlarda olabilir.Küçük çocuklarımızıemanet ettiğimiz servis şoförü mayası bozuk olan bir tacizciiseçocuklarımızınasıl emanet edebiliriz? Şahsi kanaatim Türkiye genelinde bütün servis şoförlerinin iyi bir denetimden geçirilmesi, mümkünse periyodik şekilde seminerlerden geçirilmelerive sık sık kontrol edilmelerişarttır.Servislerde şoförlük yapanlar iyice temizlenmelidir.Seçilmelidir.
Diğer önemli bir husus okul kantinleridir. Bu kantinlerde kimler çalışıyor? Bu kantinlerde neler satılıyor?Tezgâh altı ve tezgâh üstü satılan malzemeler var mıdır? Bir yolu bulunarak tarihi geçmiş mallar kantinlerde satılıyormu? Umarız denetlensin. Kârdan ziyade öğrencilerimize en kaliteli mallar kontrollü bir şekilde satılabilsin.
Kârdan ziyade öğrencilerimizin sağlık durumları ve gelecekleri ön planda tutulsun.
En önemli konulardan ve tehlikelerden biriside okulların çevrelerinde bulunan seyyar satıcılardır.Polis ve belediye tarafından çok ciddi bir şekilde bu satıcılar engellenmeli veya çok sıkı denetim altında tutulmalıdırlar. Bu satıcıların birçoğumaalesef küçücük çocuklara esrar, eroin, bonzai ve çeşitli sentetik uyuşturucu pazarlıyorlar.
Yapılan istatistiklerden öğrendiğimize göre; içki, sigara, esrar, eroin kullanımı çok küçük yaşlara kadar inmiştir. Narkotik polislerimiz bu eğitim sezonunda çok ciddi bir çalışma yapmalı ve çocuklarımızın bu cellatların ellerine düşmelerine engel olmalıdırlar.
Okullar açılırken bütün eğitim camiasına başarılar diliyorum. Eğitimin kalitesi çok ayrı bir konu. Üzülerek ifade edelim ki, lise mezunu bir genç bir mektup zarfını yazamıyor. Çoklarının kendi tarihinden, coğrafyasından haberleri yok. Milli eğitim diyoruz ancak, nedense çocuklarımıza gerçek manada mili bir eğitim veremiyoruz. Bu eğitim ve öğretim yılı inşallah ülkemizdeki tüm taraflar için hayırlara vesile olsun.







