O eski esnaflarımızdan canlı bir örnek…
ESNAF:
Kelime anlamı olarak sınıflar anlamına gelir. Bağımsız çalışan, yaptığı iş sermayeden ziyada kol ve beden gücüne dayanan girişimcileri tanımlamak için kullanılır. Zanaatka rve küçük ticarethane sahipleri esnaf olarak anılır.Esnaf ile taciri ayırımda temel olarak sermaye yoğunluğu dikkate alınır.
Gerçek hakiki, kanaatkar esnaf asla! malıyla dükkanıyla,çalıştırdığı işçileriyle övünmez. Esnaf kanaatkardır. Esnaf sabırlı ve hoş görülüdür. Esnaf daima garibin, gurebanın, fakirin, yetimin yardımına gücü nisbetinde koşandır.
Esnaf hakkında bukadar bilgi verdikten sonra yazımızın esas mevzuuna geçmek istiyorum:
Önceki yazılarımdada belirttiğim gibi bir süre doğup büyüdüğüm Rize –Kalkandara Çayır köyündeki evimize geldik. (Sıla-ı Rahim için.)Üç haftaya yakın bir zaman köyde kaldık. Rize ve Trabzon il ve ilçelerinde biraz gezdik.Çeşitli ziyaretlerde bulunduk.Peygamber Efendimizin (sas) “Seyahat ediniz sıhhat bulursunuz” hadisi şerifin sırrını yaşamış olduk, ziyaret yerleri, kabirler,şehitler, hastalar, yaşlılar ve komşuların ziyaretlerinde bulunduk.Bazı dostlarımızla fakirhanemizde bir araya gelerek güzel sohbetler eyledik.
Muhteşem bir şekilde yapılmış olan uzunluğu tam on dört kilometre olan “OVİT” tüneline gittik.Görmeyen çocuklar,gördüler ve hayret ettiler? (Yapanlardan Allah razı olsun.)
Hepiniz biliyorsunuz Bolu tünelinin inşaatı senelerce devam ettiği halde bitirilememişti… Sonradan bitirildi.
Ovit tüneline gitmeden önce bu sene üç tane daha aynı istikamette tünel açıldı, Hurmalık tüneli, Güneyce tüneli ve İkizdere tüneli..
Rize’ye gelmeden kargo ile Rize’de esnaf olan (Gömlek Terzisi) Emin Karaali beye yakaları değişmek üzere gömlekler gönderdim.
Gömleklerin arasına isteklerimi yazan bir not ile bir miktarda para koydum.
Sonra yeğenim Murat ve annesi çay kesmek üzere Rize’ye giderlerken kendilerine iki yeni kumaş(Yeni gömlek dikilmek üzere birkaç tanede yine yakaları değişmek üzere gömlekler gönderdim. )
Rizeye geldiğimi terzimize telefonla haber verdim.Gömleklerimi almak üzere 08.09.2022 Perşembe günü buluşmak üzere anlaştık.
Amca oğlu Mehmet Sandıkçı ile Rize’ye indik.Gömlekçimizin dükkanına gittik.Dükkanı kapalı idi.Komşuları Emin beyin cenazesi vardı. Ablası vefat etmişti . Biz de adet cenaze günleri dükkan açılmaz. Rize’deki bir iki işimizi gördükten sonra köye döndük.
Telefonla kendisine başsağlığı diledim. Bana“Hocam: Yarın Cumaa gömleklerin hazır. Gelirsen alabilirsin”dedi.Yine amca oğlu Mehmet’le sabah biraz erkenden Rize’ye gittik. Zira geriye dönecektik. Cumaa namazını köyümde kılacak, namazdan öncede sohbet edecektik. (Köyde üç hafta kaldım iki cumaa ben vaaz ettim . Bir cumaada komşum, köylüm Süleyman Kaplan hoca vaaz etti. Komşularla eskileri yad ederek güzel hasretler giderdik, birçok arkadaşımızla gerek okulda, gerekse kurstaki talebelik yıllarımızı hatırladık.)Terzimiz: Bize çay, kahve ısmarlamak estedi vaktimizin olmadığını söyledik. Cumaaya köye yetişeceğiz dedik..
Eski bir sanatkar olan,gözü tok, paraya kıymet vermeyen, hoş sohbet,görmüş, geçirmiş gerçek bir sanatkar terzi Emin beye borcumuz ne kadar? Diye sordum. Gerçekten bana çok ama çok düşük bir fiyat söyledi. O yapılan işleri İstanbul ,da yaptırmış olsaydım 1000 belkide 1500 TL’den fazla para ödemem gerekecekti.
Terzi bana bir dakka: Senin burada bir zarfın var önce onu bulayım. Çekmecesini çekti ve benim mektubumu çıkardı. Bana hocam önceden bu kadar para göndermiştin… Ben işi yapmadan, sahibine teslim etmeden, parayı cebime koymam,Ya işini teslim etmeden emri Hak vaki olursa?!.
Hayret ettim. Şu insandaki inanca bakınız. Kanaata bakınız. Zamanımızda az kalmış cevherlerden biri gibi. Bana: Hocam önce gönderdiğini şimdi alıp cebime koyuyorum… Kalan vereceğinde şu kadar deyince,gerçekten ben hayret ettim.
Ustam çok az söylediniz… Hayır benim hakkım bu kadar, ben hakkı olanı söyledim…Ben ısrar ettim. Yok benim yaptığım işin karşılığı bu kadardır dedi. Ben gerçekten şoke olmuştum.
Zamanımızda herkes fazla para kazanmak için: Rolden role, renkten, renge girerken, devletin hazinesine nasıl hortum takarımın planlarını yaparken, helal ve haram düşünmeden, fakirin,fukaranın,tüysüz yetimlerin haklarına el uzatmaya çalışırken, ne olursa olsun kazanayım derken, bizim ustamız eski ahilik teşkilatından kalma dürüstlük abidesi bir Osmanlı esnafı gibi davrandı bizlere…
Ben kendisine bir ricada bulundum. Rahmetli benim babamda zamanla (Ankara göçün inşaat işlerine başlamadan önce terzi idi.) Bende az çok terzilikten anlarım…
“Ustam dediğin rakamın üzerine ben az bir miktar daha ilave etmek istiyorum. Onunla benim adıma bir kahve içersin deyince: “O olur inşallah senin adınasen olmadan bir kahveni içerim.” Helalleştik biz kendisine tekrar baş sağlığı dileyerek ayrıldık.
Ey karaborsa yapan esnaflar lütfen ibret alınız!..
Ey hergün etiket değiştiren ve vatandaşları tabir caizse soymaya çalışan esnaflar ve büyük marketler sizlerde ibret alınız!..
Kimse bu dünyadan öbür aleme köşkü ile sarayı ile gitmiyor, orada lazım olan, iman, amel, güzel ahlak, helal ve haramı burada iken çok iyi bilmek ve orası için burada hazırlık yapmaktır.
Eskilerimizin dükkanlarına astıkları birkaç veciz söyle yazımı bitirmek isterim.
“Ehli aşka müptelayım (tutkunum)
Neme lazım kar benim,
Mal ve mülküm yoktur amma:
Kanaatım var benim.
“Her sabah besmeleyle açılır dükkanımız.
Hakka iman ederiz Müslümandır şanımız.”
“İnsana sadakat yarışır görsede ikrah,
Yardımcısıdır doğruların Hazreti Allah.”
“Eğrisi varse bizden, Doğrusu elbet sizden,
Hilesi,hurdası yok helalinden malımız.
“Müşteri veli nimet, yaranımız, yarımız,
Ziyadesi zaraar verir kanaattır karımız.” (Küllük kahvesi.
“Gelen gelsin saadetle giden gitsin selametle.”
Cümleniz Mevlaya emanet olunuz.







