--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Nasıl değiştik?....

Ali Sandıkçıoğlu
Ali Sandıkçıoğlu
16

Öncelikle şunu kesin olarak ifade etmek isterim ki;bu yazımda hiçbir şahıs, kurum hedef olarak seçilmemiştir. Sadece günümüzdeki Müslüman kesimin nasıl değiştiklerini tamamen objektif ve iyi niyetle gözden geçirmeye çalışmaktır.

Hepimizi biliyoruz ki, İslam dini her kademede israfı yasaklar.İsraf haramdır der. Bu hususta Kur’an-ı Kerim’de Cenab-ı Hakk’ın sarih ayeti kerimeleri vardır.

Peki, bugün bizler hepimiz Müslümanlar veya dünün mücahitleri olarak israf etmemeye ne kadar dikkat ediyoruz?

Evlerimiz de artan yemekler ve ekmekler çöpe atılıyor mu, atılmıyor mu?

Evlerimizdeki yemek sofraları İslami usullere göre mi kuruluyor, İslami usullere göre mi yemekler yeniliyor ve sofralar kaldırılıyor?

Şöyle soralım Türkiye’de bir günde çöpe atılan ekmek miktarı ne kadardır? Para olarak değeri kaç milyarlara ulaşır?...

Senede bir defa olsun giymediğimiz gardolaplarımızda elbiselerimiz, ayakkabılarımız var mı, yok mu?

Dün köylerimizde sabah ateşi yakabilmek için komşu evden faraşla (toz küreği) ateş alıp analarımızın ocak tüttürdüklerini unuttukmu?Yaşları müsait olmayanlar hiç büyüklerinden o gününü zorluklarını dinlemedilermi?

Dün tüm Anadolu’da analarımızın, babalarımızın karınlarını tam olarak kuru ekmek olsa bile,doyuramadan sofralardan kalktıklarını hiçmi duymadınız?...

İşin siyasi yönünü bir tarafa bırakalım, birçok il ve ilçemizde karne ile ekmek satıldığını, atalarımızın açlık ve sefalet içinde kıvrandıklarını hiç işitmedik mi?

Dün bir kısım anaların kendi paylarına düşen ekmeği yemeyip evladına yedirdikleri acıklı hikâyeleri hiç analarımızdan dinlemedikmi?
Şimdi az çok hepimizin belli bir miktar geliri var. Kimsesi olmayan yaşlılara devletimiz gücü nispetinde maaşlar veriyor.

Devamlı yatakta hasta olanların bakıcılarına devletimiz bakım parası ödüyor… Ne varki; bizlerde o derece geçmişimizi unuttuk. Daha doğrusu hepimiz para ile makam ile değiştik…

Ne yapacağız,nasıl para harcayacağız diye gerçekten birçoklarımız büyük bir savurganlık içindeyiz….

Milyarlık telefonlar, milyarlık saatler, milyarlık gözlükler vs.

Sakın beni kıskançlıkla itham etmeyiniz. Kimsenin malında, mülkünde gözüm yok. Allah herkese helalinden daha çok versin. Hem ağniya-i şakirin ve hem de fukara-i sabirine inanırım.

Dünya için varlık da, yokluk da bir imtihandır.

Hz. Allah (CC) dilediğine dilediği kadar verir, dilediğinden de verdiğini alır.

Lütfen şöyle bir düşünelim ve bakalım:
Kürsülerden veya TV’lerde sohbet eden dini hocalara bir bakınız. Hepsi Peygamber Efendimizin (SAS) hayatını bize anlatırlar. Kimileri anlatırken ağlar,şöyle açlık çekti, şöyle yokluk çekti. Evinde şunlar, şunlar yoktu. Hepsi doğru. Peki, muhterem hoca efendilerimize soralım: Peygamber Efendimizin (SAS) bizlere örnek olacak başka hareketleri (fiili sünnetleri) yokmu dur? Çok sıkıntılar çekti. Amenna. Peki, bu sayın hoca efendilerin birde özel hayatlarına bakalım. Çokları lüks içinde yaşıyor. Evler, villalar, katlar, yatlar, mobilyalar… arabalar … Hepsi anlattıklarına ters. (Ele verir talkını kendi yutar salkımı) misali gibi bir şey…Biraz daha ileri gidelim. Dün mücadeleci, hizmet ehli diye tanıdığımız hoca olan veya olmayan bir kısım milliyetçi muhafazakar insanların Allah rızası için nişan merasimlerine, nikah merasimlerine, düğün merasimlerine bakınız.Tamamen israf. Tamamen Türk örf, âdet ve geleneklerine ters düğünler… Sünnet merasimleri… Hiç sünnet merasimi çalgılı içkili olurmu? Şimdi pek muhterem hocalarımız birde çalgı eşliğinde ilahiler(!) okuma adetleri başlattılar ki, kesinlikle sünnete uygun değil ve bidattir.

Söylermisiniz tam Müslüman bir hayat yaşayan bir Müslüman ana-baba, kızını binlerce insanın önüne çıkarıp dans ettirebilirmi? Dini Celili İslam buna cevaz verirmi?

Resulullah devrinde böyle çalgılı, damat ve gelin hanımın erkekler önünde danslar yaparak yaptıkları bir düğün ve nikah veya sünnet merasimi, yahut yaş günükutlaması(!) gösterebilirmisiniz?

Bundan birkaç ay önce bir din görevlisinin oğlunun düğününe katıldım. Düğün kartının bir maddesinde damat ve gelinin dans gösterisi yazıyordu. Hayret ettim. Gelin kız kapalı idi ancak, onlarca insanın önünde yabancı müzik eşliğinde damat beyle dans ettiler. Pek tabii ziyaretçilerde alkışladılar?

Ülkemizin birçok vilayetinde yangınlar sürerken, onlarca vatandaşımız yanarak can verirken, bazı TV kanallar veya özel internet üzerinden sosyete düğün haberlerini veriyorlardı. Bunlar sizce doğrumuydu?

Ne yazık ki, bu düğünler arasında muhafazakâr ailelerin milyarlara varan masraflı, şatafatlı, gelin hanımın yabancı opera müzikleri ile, sahneye gelişleri bizim nasıl değiştiğimizi göstermeye yetmez mi?
Bu gidiş nereye?!... Allah akıbetimizi hayır eylesin.

Burada kısaca tarihi bir hadiseye değinmek isterim:

İmamı Sırrı sakatı hazretleri bir gün Bağdat camilerinin birinde vaaz ederken dışarıdan koşa, koşa bir Müslüman camiye girer. Sohbeteden veya ders okutan Sırrı Sakatı hazretlerine: “Çarşıda büyük bir yangın çıktı. Bütün dükkanlar yandı. Ancak senin dükkanın yanmadı” denildiğinde: Bu haber üzerine Sırrı sakatı hazretleri “Elhamdülillah” dedi. Sonradan bu büyük zat bir kere “Yanlış yer ve zamanda “Elhamdülillah” dedim. Otuz senedir affım için Allah’a yalvarıyorum demişti. Bence ülkemizdeki yangınlar ve tabii afetler sebebi ile bütün eğlence programları iptal edilmeli ve örf ve adetimize uymayan, çalgılı, danslı, horonlu ve diğer oyunlarla yapılan düğünlerin tarihleri ileri bir tarihe ertelenmeli idi.

Bu tip eğlenceli düğünler, dün sıkıntı içinde olup, bugün her nasılsa parayı bulan; milliyetçi ve muhafazakâr olanlara hiç yakışmıyor. Hepsi Sırrı sakatı hazretlerinin hadisesinden kendilerine dersler çıkartmalıdırlar. İbretler almalıdırlar.. Çok güzel bir atasözümüz var: “Komşunun karnı ağrırken, sen kendi karnını ovuştur.” Allah korusun bugün kardeşlerimize olan her türlü afat ve felaket yarın bizlere de gelebilir.

Varlık, para bu şekilde inananları değiştiriyor. Rabbim bizleri para, mal, mülk ve makam sebebi ile değişip, inancından, örfünden, tarihinden adetlerinden kopanlardan eylemesin.

Her ortamda Hakk’a tabi olmayı ve Hakk’ı yaşamayı nasip eylesin. Cümleniz Mevla’ya emanet olunuz.

Ali Sandıkçıoğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle