--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Nasıl birlik ve beraberlik içinde olacaksınız?..

Ali Sandıkçıoğlu
Ali Sandıkçıoğlu

Değerli AKİT okuyucusu kardeşlerim;

Bildiğiniz gibi ben siyasi konular üzerine pek fazla yazılar yazmıyorum. Siyasi konular üzerine engin tecrübeleri ve birikimleri olan büyüklerimiz siyasi analizler yaparak konuları enine, boyuna inceleyerek okuyucuların önüne koyuyorlar. Hem bilgilendirme hem de aydınlatma, başka bir ifade ile uyarı görevlerini yapıyorlar.
Ancak, ülkemizde öyle siyasi gelişmeler oldu ve oluyor ki, bu hususta acizane ben de görüşlerimi yazmaya karar verdim.

Bilindiği gibi bir kaide vardır. “Ez ziddan la yec temi an.” İki zıt şey bir arada olmaz. Biri varsa, diğeri yoktur. Gündüz varsa gece yoktur. Gece varsa gündüz yoktur.
Şu an siyaset sahnesinde ülkemizde, çok acayip şeyler oluyor.
Yaşı müsait olanlar geçmişte; Güneş Motelde yapılan pazarlıklar, kurulan milletvekili borsalarını, hukuk diyenlerin, demokrasi diyenlerin, adalet ve ahlak diyenler, siyasette ilke ve ülkü diyenlerin, nasıl bütün ilke ve ahlaki değerleri kendi çıkarları söz konusu olunca ayaklar altına alarak birliktelikler oluşturduklarını bilirler. Bizler de; o çirkin, etik olmayan, oyunları unutmadık. Biliyoruz.

Son günlerde necip Türk milletinin önünde Güneş Motel misali yeni bir siyasi oyun oynanıyor. Bir sol parti, sağ parti olduğunu (!) iddia eden bir partiye on beş milletvekilini, başkanlarının talimatı ile müsafireten, bir görevi ifa etmek(!) için gönderiyor. Bilinmeyen gizli bir “üst aklın” talimatı ile gizlice pazarlıklar yürütülüyor. Az gittik… Uz gittik. Derken bir de gördük ki, sağ ile sol partilerin kuracakları çatı kurulmadan darmadağın oldu. Geçmişte sol partinin seçim kaybetmekle meşhur lideri, partiler arası ittifaka karşı çıkıyor, hatta bir sağ partiden bugünkü iktidar partisine on beş milletvekili geçeceği yalan haberi üzerine hemen televizyonlarda kurulup, bir milletvekilinin böyle bir şey yapacağına asla ihtimal vermem, bu siyasi bakımdan da etik olmaz diyordu. Bir önceki söylediğinden sonradan dönmesi ile meşhur olan sayın lider bu defa etik mi, değil mi hiç de düşünmeden sahte bir evlilik ve sahte bir nikâhla on beş milletvekilini dün olmaz, olmamalı derken bugün kendisi başka bir partiye göndermekte hiç de beis görmedi.

Önceleri ülkücülük oyunu oynayan, miting ve toplantılarda bozkurt işareti yaparak gerçek ülkücüleri selamlamaya ve daha doğrusu inandırmaya çalışan bir sayın bayan başkan Pensilvanya’dan veya başka bir “üst akıldan” aldığı emirle önce dava arkadaşım dediği ülkücülere ihanet ederek, çeşitli oyunlar sergiledi. Sahte MHP kongreleri tertipledi. Ancak Türk adaleti bu tezgâha da, bu oyunda yol vermeyince, emirle yeni bir siyası parti kuruverdi. Sesi hâlâ kulaklarımızda; “Biz abidik gubidik oyunlarına gelmeyiz” diyen bayan başkan, birden kendini bu oyunların içine buldu. Kendini çatı aday olarak rüyasında gören bayan başkan, çatı adayı olamayınca, kin, nefret ve Erdoğan düşmanlığı üzere kurulmak istenen siyası gecekonduyu kökünden yıktı. Alın milletvekillerinizi. Ben yüz bin imzayı toplayarak kendim aday olacağım diye kendine gelen talimata göre hareket etmeye, meydan okumaya başladı. Sayın Kılıçdaroğlu’na da; “Arkadaşlarımız isterlerse geriye dönebilirler” beyanatını vermekten başka bir şey kalmadı. Bu oyunu Sayın Kılıçdaroğlu’nun partisinden başka bir parti yapmış olsaydı. Kıyametler kopardı. Sol tandaslı yazarlar, çizerler köşelerinden hukuk elden gitti diye, avaz, avaz bağırırlardı. Şimdi bir kaçı müstesna çıtları dahi çıkmadı. Kemal Beyi ve ödünç verilen milletvekillerini birer demokrasi kahramanı olarak ilan ettiler.

Merhum Erbakan’ın hatırasına ihanet ederek İslam düşmanı kişilere plaketler veren bir sayın lider de sol ile ittifak etmek için adeta yarışa girdi. Bu siyasilerimizin maksatları; millete vatana, hizmet mi? Kesinlikle hayır!.. Bunların hepsinin tek bir hedefleri vardır; Sayın Erdoğan’ı mağlup edip, oradan indirmek. Bunun için her yolu kendilerine mübah saydılar. Sayıyorlar. Kardeşlik, barış, huzur, sevgi ve saygı yerine, nefret ve kin tohumları ekiyorlar. Birleştirmiyorlar, ayırıyorlar. İşin en garibi; kurulmak istenen çatının başına dün Cumhurbaşkanı olmasına şiddetle karşı çıkan insanlar, bugün Sayın Gül’ü, bir kurtarıcı gibi görüp onu aday yapmak istiyorlar. Oysa geçmiş te birçok zorluğu göğüsleyip başbakan ve Cumhurbaşkanı olmasını sağlayan Erdoğan kardeşim dediği Sayın Gül de, çatının başına geçmeyi arzuladı. Bayan başkan karşı çıkınca Sayın Gül’ün aday olması da olmadı.

Sayın Gül, hani derler ya; “Özrü kabahatinden büyük” bir açıklama yaparak, Sayın Gül milletin gönlünde kendisi için beslediği sevgiyi ve kardeşlik bağlarını söküp atarak, bir nevi kendi ayağına kurşun sıktı.

Bana göre siyasi geçmiş ve geleceğine çok ağır darbe vurdu. Bilirsiniz milletimiz vefa sahibidir. Vefalı olmaya çok değer verir. Sayın Arınç ve Sayın Davutoğlu bu buhranlı zamanda partileri ve arkadaşları için vefakâr davrandılar. Kendilerini tebrik ederiz.

Sayın siyasetçilere şunu acizane olarak bir kere daha hatırlatmakta yarar vardır; unutmayınız!.. Her şey Cenab-ı Hakk’ın takdiri ile olur. O ol derse olur. Olmaz derse hiç bir şey olmaz. Değil muhalif beşli hareket, bütün dünya bir araya gelse HZ. ALLAH (c.c) murad etmeyince değil ERDOĞAN’ı indirmek, daldan bir kuru yaprağı indiremezsiniz.

Çünkü: “Kudretullahi fevka ekdarihim.” (Allahın gücü, kuvveti bütün güçlerin üstündedir.)
Seçilemeyeceğini çok iyi bilen Sayın Kemal Bey, siyasi manevralarla kendini aday olmaktan kurtarmaya çalışıyor.
Gerçekten merak ediyorum, MSP, Fazilet, Refah, partisi geleneğinden geldiklerini söyleyenler, “Kanımız aksa da zafer İslam’ın”, “Kuşların kanadına hak yol İslam yazacağız” diyenlerin ,“ Allahu Ekber!... Allahu Ekber!... sadaları ile yer ve göğü inletenler, dini hafife alan, geçmişte nice din adamını haksız yere idam ettiren, ezanımızı yasaklayıp, Türkçe okutmaya mecbur eden, din, vatan, bayrak düşmanları ile birlik içinde hareket eden insanlarla Refah ve Fazilet’in ta kendisi veya devamı olduğunu iddia eden insanlar olarak nasıl gönül rahatlığı içinde birlik ve beraberlik içinde olacaksınız?....
Baka alemine göçmüş olan bu hak davanın sahipleri sizlere haklarını helal edecekler mi?...

Dün; “Tanrı dağı kadar Türk, Hira dağı kadar Müslümanım diyen” ve bu uğurda beş bine yakın gencini satılmışların kurşunları ile şehit veren, kominizim belası ve vatan haini sol fraksiyonların amansız düşmanı gerçekten ülkücülük davasının beka alemine göç edenlere (Sahte ülkücülük) yaptığınız için, nasıl o kahraman insanların haklarını ödeyeceksiniz?.. Din afyondur diyen, geçmişte çocuklarımızın elinden Kur’an-ı Kerim’i alanlarla nasıl birlik olacaksınız?.. Daha dün Türk ordusu Afrin’e gitmesin diyen, teröristlere toz kondurmayan, laik kafalı insanlarla nasıl birlik olacaksınız?...

Geçmişte Antalya’da akşam namazından sonra camide Türkçe kamet yapmadan dudaklarını hareket ettiren müezzine; sen gizliden, içinden Arapça kamet yaptın diye karakollara götürüp, eziyet edenlerle nasıl birlikte olacaksınız?..

Yazımı tamamlarken Sayın Karamollaoğlu’nun, Sayın İnce’nin adaylık haberleri geldi.
Hayırlısı olur inşallah.

Evet, hayır oylamasında üzülerek ifade edelim ki, ülkemizdeki bir kısım hayır hizmetlerinde bulunduklarını söyleyen vakıf, dernek, gurup, cemaat ve tarikat mensubu insanlar “Hayırda hayır vardır” diyerek maalesef hayır verdiler. Bebek katilleri, asker, polis ve imam katilleri ile aynı safta buluştular. Ülkemizin, milletimizin, devletimizin geleceği için inşallah bu insanlar bir yanlışa daha düşmezler, yakınlarını, bağlılarını bir kere daha yanlışa yönlendirmezler. Hakk’ın ve doğrunun yanında yer alırlar.

Necip Türk milletinin feraseti engindir. Hassas akıl ve vicdan terazisi ile bütün olup bitenleri şaşmadan tartıyor. Umarız büyük bir ekseriyet birlikten yana oylarını kullanacaklardır. Milletimizin düşmanları istemezlerse de emin adımlarla iki bin yirmi üçe doğru milletimiz yürüyüşünü devam ettirecektir.
Birlikte rahmet vardır. Hep birlikte iyi günlere erişmek, kavuşmak üzere, Cenab-ı Hakk’a emanet olunuz.

Ali Sandıkçıoğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle