--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Mutfaktaki ateşi mutlaka söndürmek lazım…

Ali Sandıkçıoğlu
Ali Sandıkçıoğlu
35

Değerli kardeşlerim, öncelikle şunu ifade etmek isterim bu yazı tamamen iyi niyetle kaleme alınan bir yazıdır. Birilerini kötülemek veya birilerine yaranmak maksadı ile asla yazılmamıştır. Emekli büyüklerimizin bugün seslendirdikleri durumları yansıtmaya çalışmaktır. Sağlığım iyi oldukça camilere, cemaatlere katılmaya gayret ediyorum. Böylece namaz öncesi ve namaz sonrası sohbet eden emeklilerin ve şu anda çalışan bazı kardeşlerimizin sohbetlerine kulak misafiri oluyor, kendilerini dinliyor, bazen de ben sohbetlerine katılıyorum. Benim muhatap olduğum insanlar hemen hemen hepsi imanlı ve inançlı insanlar. Dinini, devletini, bayrağını ve vatanını seven insanlar. Kimileri devlet dairelerinden emekli olmuş, kimileri özel sektörden. Bazılarının kendi evleri var, bazıları ise kirada oturuyor. Pek tabii içlerinde ayın başını getirmekte zorlananlar da var. Bu insanlarımızın sohbetleri ekseriyetle geçim sıkıntısı ve pahalılık üzerinde. Kimileri kira parasını, elektrik, su, doğalgaz parasını ödedikten sonra ellerine çok az bir miktarda para kaldığından, anne, baba eş ve çalışan çocuklarını yardımları ile veya kendilerine göre ek işlere giderek yahut hafta sonlarında pazarlara çıkarak ufak tefek bir şeyler satarak hayatlarını zorluk içinde idame ettirmeye çalıştıklarını birbirlerine anlatıyorlar. Yani anlayacağınız karşılıklı dertleşiyorlar. Kanuni Sultan Süleyman’ın kızı Neslişah Sultan’ın yaptırdığı İstinye Neslişah Sultan Camiinin kütüphanesi var. Orada çay yapılır. Çay 1 TL (Daha çok hayır sahipleri destekliyor.). Bu insanlar bir çayı içerken veya ısmarlarlarken dahi bazıları hesap ediyor. Asla abartmıyorum. Bunların büyük bir kısmı Sayın Tayyip Bey’e dua ediyor. Ve ilave ederek: “Acaba Tayyip Bey’in etrafındakiler; emeklilerin, yoksul, dul ve yetimlerin bugünkü durumlarını pazarlarda, marketlerde olan aşırı fiyat artışlarını garip, gurebanın mutfaklarında pahalılık sebebi ile oluşan yangınları, sıkıntıları yerlerinde ciddi bir şekilde tespit edip Sayın Cumhurbaşkanımıza duyurmuyorlar mı? Yoksa Tayyib Bey mutlaka bu konulara el atar, emekli ve geçim darlığı içinde olan aileleri biraz olsun ferahlatırdı. Ancak ayda yirmi bin, otuz bin, elli bin TL maaş alanlar elbette ki bizim çilemizi, geçim için çektiğimiz sıkıntıları anlayamazlar. Bezen yaşlı dedeler de torunlarının kendilerinden istedikleri bazı istekleri maddi imkanları müsait olmadığından karşılayamadıkları, alamadıkları için üzüntülerini ifade etmeye çalışıyorlar. Biraz daha ileri görüşlü, tecrübeli olan emeklilerimiz; yabancı düşmanlarımız, onların içimizdeki maşalarının kurdukları hileli planları, yapmak istedikleri oyunları fark ediyorlar. Diyorlar ki: “İç ve dış düşmanlar birleştiler. Mahalli seçimler öncesi bütün depolar dolu olmasına rağmen ülkemizde bir patates, soğan ve patlıcan yokluğu çıkardılar, saatlerce yaşlıları, kadın erkek olarak iki kilo patates, üç kilo soğan almak için kuyruklarda beklettiler. Sonradan da çürüyen patates ve soğanları milletin gözü önünde çöpe döktüler. Şimdi de aynı oyunu çiçek yağı ve bazı zaruri maddeler için yapıyorlar. Bulunduğumuz semtte Kooperatif adı altında büyük sayılabilecek bir market açıldı. Önceleri vatandaş bir hücum etti. Ucuz satıyor diye. Ancak şimdi orada da diğer marketler zincirlerinden hiçbir fark yok. Hatta bazı mallar pazardan ve marketlerden daha pahalı. Nasıl bir iştir bilinmez. Emeklilerimizi teyit bakımında ben de bir rakam vereyim. 06.11.2021 günü bildiğimiz ülkemizde bolca yetişen karnabaharın bir kilosu 12.50 TL. Bir gün patates 1.25 TL. Hemen ertesi sabah 3 TL. Ne soran var. Ne kontrol eden var. Tek bir marul 6.50 TL. Diğerlerini siz bunlara göre hesap ediniz. Samimiyetle söylüyorum yarım kilo domates alanları gördüm. Bu arada esnaf da halinden memnun değil. Sattığını aynı fiyatla alıp rafına koyamıyor. İsmi bende mahfuz İstinye’de bir emekli arkadaşımız. Biraz yaşlı, sohbet esnasında: “Bir seneden fazladır daha evimize sucuk, salam ve pastırma girmedi. Pahalı olduğu için alamıyoruz” dedi. Bu durumda olanlar Anadolu’da çok sayıdadır. Arada bir yetkililer televizyon ekranlarına çıkarak marketler zincirine şu kadar ceza verdik diyorlar. Benim küçük kızım bana: “Baba bunların çıkıp böyle konuşmaları fakir insanları daha da soğutuyor ve üzüyor. Verdikleri ceza devletin kasasına girecek. Bugün için fakir pahalılıktan şikâyet ediyor ve devletten ucuzluk bekliyor. Biz geçen hafta bir kasa yumurtayı (Otuz adet) 19,90 TL’ye pazardan alıyorduk. Şimdi oldu otuz küsur lira. Bir kilo brokoli bazı yerde kilo olarak 15-16, bazı tezgahlarda ise 20 TL. Pazardaki mallar hep el yakıyor. Baba pazarcılar beni tanıyor. Her zaman pazara gittiğim paradan daha fazla para yanıma aldım gittim. Param yetmedi. Bir esnafa yetmiş TL borç ettim inşallah haftaya vereceğim” dedi. Peki, ben böyle bir yazı niçin yazıyorum? Beni tanıyan birçok dost ve arkadaşlarım, Anadolu’dan telefon eden birçok okuyucu kardeşlerim bu pahalılık durumunu dile getirmemi ısrarla benden istiyorlar. Muhalefetin pahalılığı çok iyi kullanıp istismar ettiklerinden de çok üzülüyorlar. Onların niyetleri dar gelirlilerin yüzlerini güldürmek değil, pahalılığı istismar ederek, etkin bir propaganda ile hükümeti yıkmaktır. Birçokları biz yolumuzdan şaşmayız, yapılan hizmetleri, Türkiye’nin nereden nereye geldiğini, silah sanayimizin, hastanelerimizin, yollar, köprüler hangi noktalara geldiğini elbette ki görüp takdir ediyoruz. Emeği geçenlerden, ALLAH razı olsun. Ancak mutfakta bir ateş olduğu ve pahalılık da küçümsenemeyecek kadar bir gerçektir. Şöyle bir söz var: “El insanu abidül ihsan.”. İnsanoğlu iyiliğin kölesidir. Nasıl önceden İstanbul’da su ucuzlayacaktı, ulaşım ucuzlayacaktı, ekmek ucuzlayacaktı vaatlerine insanlarımız inandı ise bugün de yapılan menfi propagandalara inananlar vardır. Güzel, cilalı sözlere inanıyorlar. Hâlbuki ucuzluklar şöyle dursun, her şeye seçimler kazanıldıktan sonra katlama katlama zamlar geldi. Hizmetler birçok yerde sıfır noktada. Hiç zaman kaybetmeden sayın hükümet yetkililerimizin, sahaya inerek, Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatlar vererek bu pahalılığın önü alınmalı ve frenlenmelidir. Keza mutfaklara düşen pahalılık ateşi söndürülmeli ekonomik yönden vatandaşın bir an önce rahat nefes alması sağlanmalıdır. Görelim Mevla’m neyler neylerse güzel eyler. Cümleniz Mevla’ya emanet olunuz.

TEŞEKKÜR:

Bir işim dolayısı ile uğradığım Bursa Orhangazi Müftülüğünde bana çok samimi bir şekilde hüsnü kabul gösteren Orhangazi Müftüsü Muhterem Yusuf Tuna Beyefendiye, ilçe Vaizi Muhterem Ali Öner Hoca Efendiye, Orhangazi müftülük personeline, Çakırlı Mahallesi İmamı Fatih Şahin Hoca Efendiye, Müezzin Süleyman İlhan Hoca Efendiye gösterdikleri misafirperverlik ve iyi karşılama için kendilerine en kalbi teşekkürlerimi sunar hayırlı ömür ve hayırlı hizmetler dilerim.

 

 

Ali Sandıkçıoğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle