--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

“Kişi sevdiği ile beraberdir”

Ali Sandıkçıoğlu
Ali Sandıkçıoğlu

Peygamber efendimiz (sas)’in bir hadis-i şerifi vardır. (El mer’u mea men ehab be) “Kişi sevdiği ile beraberdir.” Fani âlemdeyiz. Geldiğimiz gibi, günü gelince bu âlemden ebedi âleme göç edip gideceğiz. İnancımıza göre orada Mahkeme-i Kübra’da dünyada yaptıklarımızdan dolayı hepimiz hesaba çekileceğiz.

İnsanoğlu olarak bizler bu âleme boşuna gelmedik. Gelişimizin sebep ve hikmetleri, bizlerin de yaradılış gayeleri vardır.      

Bilindiği gibi Peygamber Efendimiz (s.a.s), başka bir hadis-i şerifinde (cihad kıyamete kadar devam edecektir) buyurur. Yani imanla küfrün, hilalle haçın savaşı durmayacak, kıyamete kadar devam edip gidecektir. Ehl-i iman olarak şöyle dünyaya bir nazar edecek olursak ehl-i küfrün Müslümanların aleyhine durmadan nasıl hileler peşinde koştuğunu, tuzaklar kurduğunu açık ve net olarak görebiliriz.

Kur’an-ı Kerim’de Cenab-ı Hakk, peygamberimize hitaben: “Sen onların milletine girmedikçe (Onların dinlerinden olmadıkça) ilelebet Hristiyan ve Yahudiler senden razı olmayacaklardır” buyurmaktadır. (Bakara 120)

Buradan bakacak olursak bir Müslüman nasıl Müslüman kardeşine ihanet eder? Nasıl ayırımcı olur, fitne çıkartır? Nasıl Müslümanın yanında değil de, ilelebet Hz. Allah (c.c)’ın Resulünden razı olmayacaklarını bizzat Cenab-ı Hakk’ın buyurduğu, emri Süphaniye karşı duruş sergilerler, kafirlerle, fasıklarla, facirlerle beraber olur, onlarla birlikte aynı safta hareket ederler?...

Değerli kardeşlerim ben bir siyasetçi değilim. Siyaset de yapmıyorum.

Burada izin verirseniz ben Müslümanım deyip küfür ehli ile birlikte hareket eden vicdan sahibi bazı Müslüman kardeşlerime birkaç soru yöneltmek istiyorum. Günümüzde iman ehli ile küfür ehli güneş gibi aşikârdır. Kimlerin nereye ve kimlere hizmet ettikleri apaçık bellidir. Hal böyle iken, bir Müslüman nasıl bid’at ehli ve küfrü destekleyen İslam düşmanları ile birlikte olur, onların yanında yer alabilir?

Bundan seneler önce İslam’a, Kur’an’a, sünneti resul, Şeriat-ı Ahmediye’ye hizmet etmek gayesi ile yola çıkan, o zor günlerde Müslümanlardan maddi ve manevi  destek alan ve Müslümanların kanayan yaralarına merhem olan muhterem İslam büyüklerine, din hadimi  zat-ı şerifler ve onların günümüzde çeşitli isimler altında Anadolu’ya yayılan, kendi çaplarında hizmet etmeye çalışan o muhterem zatların bağlıları, vicdanınızın sesini dinleyerek Allah rızası için söyler misiniz;

Müslümanları sırf kendi menfaatleriniz için, ihtiraslarınızı tatmin etmek için, yanlış yola sevk etmeniz doğru mudur? Bilmem hangi şeyh efendiler! Müritler! Falan zatın bağlıları, falan grup mensupları: Bundan yirmi sene, otuz sene önce size devletin okullarında Kur’an din dersi olarak okutulacak denseydi ne derdiniz? “Amma da hayal ediyorsun bu mümkün olmaz derdiniz. Öyle değil mi?” Kesinlikle inanmazdınız. Keza bundan yine seneler önce siz mücahitlere(!) mahkemelerde başörtülü avukat, başörtülü hakim olacak denseydi ne derdiniz? Okullarda başörtülü öğretmenler, başörtülü doktorlar, başörtülü milletvekilleri, başörtülü vali, kaymakamlar, hariciyeciler olacak denseydi ne derdiniz? Ankara’da büyük bir camide Genelkurmay Başkanı ile kuvvet komutanlarının milleti ile Müslümanlarla aynı safta sabah namazı kılmaları sizi hiç düşündürmüyor mu? Sizler evinizde birkaç arkadaşla dini kitaplar okurken veya çocuklara dinini, kitabını öğretirken yahut ölünüz için toplanıp mevlid-i şerif okuturken basılıp karakollara götürüldüğünüz zamanları unuttunuz mu? En azından büyüklerinizden dinlemediniz mi? (Bizler köyde camide hocadan din dersi okurken birkaç yere hoca nöbetçi dikerdi.)

Geçmişte bu güzel hizmetlerin olabilmesini bir Müslüman olarak hep hayal eder, arzulardık, olsun diye. Sizin inandığınız, bağlısı olduğunuz büyükleriniz bu maksatla hizmet için yola çıkmadılar mı? O elleri öpülesi Allah dostları bugünleri için ihlaslı temeller atmadılar mı? Bugün bazı dindar kesimin bağlıları; Kandil’le, bebek katilleri ile, ezan, Kur’an ve bayrak düşmanları ile aynı safta buluşmanızı nasıl izah edeceksiniz?.. O Allah’ın sevgili kullarının kemiklerini mezarlarında sızlattığınızın farkında mısınız? Arkadaşlarınız kim? Kimlerle nereye doğru işbirliği yaparak yürüyorsunuz?

Dün Kur’an-ı Kerim’i okumak suç sayılırken bugün yüzlerce hafız icazet merasimi için sarıkları ile cübbeleri ile şehirlerin göbeğinde tur atıyorlar. Bu sevinilecek, hamd, şükür edilecek ve alkışlanacak bir husus değil midir? (Hangi grup, hangi cemaat yaparsa yapsın. Allah yapanlardan razı olsun.) Demek lazımdır. İslam dini, Kur’an-ı Kerim’e hizmet etmek hiç kimsenin, grubun, hizbin, cemaatin, bilmem hangi şeyh efendinin tekelinde değildir. Ayrıca Kur’an-ı Kerim hiç kimsenin ekmek teknesi, geçim kaynağı, şöhret basamağı da değildir. İhlas ve samimiyetle kim hizmet ediyorsa Allah (c.c) onlardan razı olsun.

Peki, yukarıda saydıklarımız olamaz gibi düşündüğümüz her Müslümanın olmasını arzu ettiği, olması için dua ettiği birçok dini isteğimiz Elhamdülillah bugün var mıdır? Çok şükür vardır. Artık okul kapılarında başörtüsüne el atan polis yok. Okul girişlerinde kızlarımızın başından örtülerini almak için kurulan “İkna odaları” yok.

“Kamusal alan” safsataları yok. Müslümanlarda yüzde yüz olmasa da bir rahat nefes alma var. İstediği gibi okuyor, on altı yaş sonrası Kur’an kursuna gidebilir mecburiyeti kalkmış. Kur’an kursuna gitmek için mecburi bir yaş sınırlaması yok, istediği gibi giyiniyor, istediği gibi seyahat ediyor… Mali bir ibadet olarak kestiği kurbanının derisini zorla polis veya bekçiler elinden almıyor. Kurbanını ve derisini istediği hayır kurumuna verebiliyor.

(Gerçek hizmet ehli, bütün tarikat, cemaat ve grupları tenzih ederek) Sahte tarikat mensuplarına, sahte şeyhlere, sahte müritlere, üstadımızdan, büyüğümüzden, abimizden, imamımızdan, önderimizden idarecimizden, liderimizden manevi talimat geldi bu seçimde Kandil’le beraber olacağız, fasıklarla birlikte, ezan, Kur’an, bayrak ve vatan düşmanları ile birlikte hareket edeceğiz yalanlarını uydurarak ümmeti bölenler, parçalayanlar, yanlış yollara sevk eden din simsarları hiçbir zaman unutmayınız ki, bu dinin sahibi Hz. Allah (c.c)’dır. Gün gelecek sizden bu yaptığınız alçaklık ve sahtekarlıkların, ümmeti bölmenin, dünya menfaati için inananları yanlış yönlendirmelerin hesabını mutlaka Hz. Allah (c.c) soracaktır… Rabbim ümmetin birliği için gayret gösteren, dini dünyevi isteklerine alet etmeyen, Rıza-ı İlahi için, samimi olarak dine hizmet edenlerden razı olsun derken. Rabbim hepimize Türkiyemiz ve Müslümanlar üzerine çok sinsi hesapların yapıldığı bu günlerde ferasetler nasip eylesin de sahtekârları, koyun postuna bürünmüş kurtları, içi başka, dışı başka münafıkları tanıyabilelim. Onları iyice tanıdıktan sonra Cenab-ı Hakk’ın yardımı ile geleceğimiz için bu seçimde inşallah hayırlı adımlar atabilelim. Cümleniz Cenab-ı Hakk’a emanet olunuz.

Ali Sandıkçıoğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle