Keskin sirke küpüne zarar verir…
Demokrasi ile idare edilen ülkelerde siyasi partiler olur. İktidarda olan, muhalefette olan, mecliste temsilcisi olan veya temsilcisi olmayan partiler… Şu an Türkiye’de yüzden fazla kurulmuş siyasi parti vardır. Vatandaş bu siyasi partilerden hoşuna gidenine üye olur ve o partinin kazanması için elbette ki çalışmalar yapabilir. Kanuni şartları yerine getirenler de isterlerse yeni bir siyasi parti kurabilirler. Bunlar her TÜRK vatandaşının kanunlarla sağlanmış haklarıdır.
İzninizle bir siyasetçi olmamakla beraber uzun yıllar yurt dışında yaşamış bir Türk vatandaşı olarak şu an ülkemizdeki siyasilere ve siyaset manzaralarına, daha doğrusu siyasi görüntülere bir bakmak istiyorum. Noksanım, eksiğim olursa af ola. Şu an ülkemizdeki duruma göre kendilerini sağcı, solcu, milliyetçi, muhafazakâr, dindar partilerin yanında ne yazık ki kendilerini Kandil’e bağlı ve oradan talimatlar alarak hareket eden partiler vardır. İsimleri herkes tarafından da bilinmektedir. Milli meselelerde tüm siyasi partilerimizin birlikte hareket etmeleri beklenilen, istenilen bir husustur. Milletimiz birlik ve beraberliğe susamıştır. Şu an için kısır çekişmeler yerine, gerçek manada Türk milletinin geleceği için birlik, beraberliğine ihtiyaç vardır. Ancak geliniz görünüz ki son günlerde siyasi partilerimizin sayın liderleri veya mensupları hiç yakışmayan seviyelerde konuşmalar yapmakta ve birbirlerine etik olmayan bir şekilde belden aşağı vurarak eleştirmektedirler. Bu sayın liderlerimizi milyonlarca vatandaşımız yanında, ilkokuldan tutun üniversiteye kadar tüm öğrencilerimiz izliyor. Ona göre taraf oluyor, karşı tarafa amansız bir şekilde düşmanlıklar meydan gelerek, bölünmeler ve kavgalara sebep teşkil ediyor. Siyasilerimiz hangi cenahta olurlarsa olsunlar bölünmeyi değil, birleştirmeyi öne çıkartan demeçler versinler, konuşmalar yapsınlar. İktidarın her yaptığı yanlış mıdır? Hiç mi doğruları yok? Muhalefet eksikleri elbette medeni üslup içinde tenkit etmeli, ancak doğru olan her ne ise ona da destek verilmelidir.
Basın yayından dünyayı takip ediyoruz. Dünyanın birçok yerinde altmış beş yaş üstü insanlar korona sebebi ile nerede ise kaderleri ile baş başa bırakılırken, ülkemizde devletimizin imkânları ölçüsünde kendilerine güzel hizmetler ulaştırıldı. A’dan Z’ye eksik varsa hükümet uyarılmalı, ancak Sağlık Bakanlığının çalışmaları takdir edilmelidir. Takdir etmekle muhalefet kaybetmez kazanır. Öbür taraftan hükümet, muhalefetin getirdiği tekliflere samimi olarak bakmalı ve memleket, millet için faydalı olanlara destek verilmelidir. Muhalefet bir teklif etti diye muhalefetin getirdiği her teklife yanlıştır gözü ile bakmak da yanlıştır. Hele ülkenin milli meselelerinde iktidar, muhalefet ayırımı yapılmaz, yapılmamalı. Hep birlikte aynı pencereden bakılmalıdır. Şu an Marmara Denizimizde bir müsilaj belası var. Temizlenmesi için hükümet ve çevre belediyeler ellerinden geleni yapıyorlar. İSKİ bataklığına batmış, yıllardır bir kenarda unutulmuş eski bir belediye başkanı “Laf olsun padişahım” kabilinden ortaya çıkıyor. Sayın Reisi Cumhuru tenkit ediyor. Bunlar Tayyip Beyin yüzünden oldu demek en azından ayıptır. Günahtır. Bizler Haliç’in etrafa saçtığı pis kokuları unutmadık. Çöp dağlarını unutmadık. Ümraniye’de çöplükte ölen vatandaşlarımızı unutmadık. İSKİ rezaletini hiç unutmadık. Sayenizde bidonlarla dağlardan içme suyu taşıdıklarımızı hiç unutmadık. Musluklarımızdan çamur aktığını unutmadık. Yağmur yağsın diye göklere yağmur için bombalar attıklarınızı(!) da unutmadık. Karşımızdakini kötülerken kendimizin de bir aynaya bakması gerekmez mi?
Kısaca bir hususa daha değinmek istiyorum. Okuyor, dinliyor ve izliyoruz. Yıllardan beri kendilerini milliyetçi, ülkücü milli ve manevi değerlere kıymet veren diye tanıdığımız nice sayın milletvekilleri veya siyasi partiler içlerindeki kinlerinden dolayı vatan düşmanları, millet düşmanları, bebek katilleri ile yarı açık, yarı gizli bir halde ittifak(!) etmeleri cidden milletimizi üzüyor. Hani siz dün ülkücü idiniz. Dün milliyetçi idiniz. Dün ivazsız, garazsız milli ve manevi değerlerimizin bekçileri idiniz… Dün hepiniz birlikte aynı tabaktan yemek yiyordunuz. Sizler din, vatan ve bayrak için birer mücahit idiniz. Şimdi ne oldu? Sizlerin geçmişte söylediklerinize mi inanalım, bugün bebek katilleri ile yaptığınız ittifaklara mı inanalım? Öbür yanda dün dinci parti diye bildiğimiz, kurucularından birçok değerli ismin ve başkanının beka âlemine göçmüş olan, her zaman laiklerin saldırısına uğrayıp, defalarca kapatılmış bir partinin devamı olup, hazıra konmuş bir kısım insanların bugün bilmem ne ittifakının öncülüğüne soyunması ezan okuyanları, sala okuyanları taşlayanlarla beraber olmalarını aklımız almıyor.Hani derler ya: “Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu.”, dün kol kola yürüdüğünüz, samimi dava arkadaşınız olan Sayın Cumhurbaşkanını kıskandığınızdan, içinizdeki kinle, nefretle dostlukları, dava arkadaşlıklarını ayaklar altına alarak türlü yalanlar uydurarak, İslam düşmanları ile “ittifak” için bir araya gelebiliyorsunuz… Maksat vatana hizmet değil. Sadece ve sadece Tayyip düşmanlığı… Tayyip Bey gitsin de isterse Putin gelsin. Böyle bir kin ve nefret batağında çırpınıp duruyorsunuz. Bu milletimizin takdir edeceği doğru ve düzgün bir siyaset mücadelesi değildir. Hani sizler bizlere, özellikle milliyetçi muhafazakâr gençlere: “Kol kırılır yen içinde” deyip sağ kesimde birlik nutukları atmıyor muydunuz? Fikirler uyuşmayabilir, bunun yolu Kur’an-ı Kerim’deki ayeti kerimeye uyup Müslüman kardeşler arasında ihtilafı sonlandırıp aynı cephede bulunmalarını mutlaka temin etmektir. Ufak meseleleri ön tarafa çıkarmadan asgari müştereklerde birleşip birlik içinde mücadele etmektir.Vatan ve ezan sevdalıları, alnı secdeye gelenler, küçük, büyük, meclis içindeki, dışındaki bütün siyasilerimizin aynı safta bulunmaları elzemdir, şarttır, nefse ve ihtiraslara kurban olmayınız.
Birkaç söz de eski dostlara söylemek isterim. Bütün hücumlara göğsünü siper ederek, zatı alinizi önce dış işleri bakanlığı, sonra başbakanlık, meclisteki tüm siyasetçiler olmaz olmaz diye bağırırken; “Cumhur başkanı adayımız (……) kardeşimdir” diyerek kolunuzu havaya kaldırana karşı, keza normal bir akademisyen iken ve onca milletvekili dururken sizi bakanlığa ve başbakanlığa taşıyan, bir başkası ki ülkenin ekonomisini daha genç olmanıza rağmen kendisine teslim eden dünkü arkadaşınızı terk ederek, bugün ittifak adı altında bebek katilleri ile bir olmanızı tarih mutlaka yazacak, sizi asla affetmeyecektir. Bu millet sizi hiçbir zaman unutmayacaktır. Kini, hırsı, çekememezliği bir kenara bırakarak geliniz bu memleketin idaresini bebek katillerine güç vererek onlara teslim etmekte yardımcı olmayınız. Hatadan dönmek de erdemliktir. Buzları eritin. Bu memleketin kaderini 50 bine yakın vatan evladını şehit edenlerin uzantılarına teslim etmeyiniz. Şayet sağda birliği sağlayamazsanız yahut zedelemeye çalışırsanız unutmayınız bu devletimize ve milletimize yapacağınız en büyük ihanet olur. Emir nereden geldi bilmiyorum ancak hemen hemen bütün siyasi partiler ülkemiz için şunu şunu yapacağız, gençlerle alakalı olarak düşüncelerimiz şunlar, yaşlılara şöyle yardımcı olacağız, çalışanların haklarını daha iyi vereceğiz, işte planlarımız, işte projelerimiz demek yerine en kolay yolu seçerek nedense günümüzde her partide amansız bir Tayyip düşmanlığı gözlenmektedir. “İftira at tutmasa da izi kalır” cinsinden yalan sözler, yalan haberler, iftiralar, ithamlar, kıskançlıklar, düşmanlıklar… Böyle particilik, böyle siyaset olmaz. Dünyanın hiçbir yerinde böyle ilkokul çocuklarının kavgalarını hatırlatan politika yoktur. Vatandaşlar olarak sizlerden ciddiyet, samimiyet, doğruluk, dürüstlük yapacaklarınızı açık açık, millete götürüp anlatmanızı bekliyoruz. Yıllarca bu memlekette bir başörtü düşmanlığı yapıldı. Nice gençlerimizin gelecekleri karartıldı. Allah için söyleyin devletimizin, milletimizin bundan kazancı ne oldu? Kimler kazandı? Kimler kaybetti? Geliniz hep birlikte seviyeyi düşürmeyelim. Tansiyonu düşürelim. Siyasi mücadelelerimizi centilmence yapalım. Unutmayalım ki “Keskin sirke küpüne zarar verir.” Cümleniz Mevla’ya emanet olunuz.







