Eski bir siyasi hatıra
Yazılarımızı takip eden kerdeşlerimiz bilirler ki, tamamen siyasi konular üzerinde kalmamaya çalışmaktayız... Yazılarımız, milli, dini, edebi ve ahlaki konular üzerinde oluyor..Türk siyasi hayatına damga vuran bir zamanlar adından koca reis diye bahsedilen DR. Sadettin Bilgiç’in vefatı üzerine gençlik yıllarımda şahid olduğum merhuma ait siyasi bir cümleyi yazmak istedim.
Esasında bu yazacağım cümle hem siyasetçiler hemde siyaset dışı olan her meslek erbabı için geçerli olan bir sözdür.
Olay bizim bitişik köyden(RİZE KALKANDERE YOKUŞLU KÖYÜ) ve merhum babam H. Ali Sandıkçıoğlu’nun samimi bir arkadaşı ve dostu olan merhum Mehmed İslamoğlu’na aitir.
Mehmet amca çok cömert ve fakir babası bir insandı.Çok genç yaşta gurbete çıkmış o fakirlik yıllarında zengin olmuştu.
İstinye’de kireç, taş ve mıcır ocakları işletirdi. DP’li olduğu için 27 Mayıs’ta bütün mal varlığına haksız ve hukuksuz bir şekilde el konulmuştu. Maddi birçok sıkıntılar çektikten sonra; sonradan yinede işlerini düzeltmişti. AP kurucuları arasında yer aldı.
Yıllarca Sarıyer ilçesinde görev yaptı. Bu sebeple birçok siyaset ve devlet adamlarını tanırdı. Sn. Bozbeyli ve merhum Bilgiç de onlardan biri idi... Sayın Bozbeyli ve Bilgiç, Mehmet amcaya çok değer verirlerdi. Bugün hayatta olan siyaset dışında emekliliklerini sürdüren veya vefat eden birçok tanınmış sima ile Mehmet amca teklifsiz görüşürdü ve hatırı sayılırdı.....
Bir zamanlar ülkemizde çok katı bir bloklaşma vardı. Komünist, anti komünist.Veya faşist... insanlar birbirlerine vatan haini, komünist faşist diye hitap ediyorlardı. Bazen işi o kadar ileriye götürüyorlardi ki,bazılarına kızıl komünist damgası vuruluyordu. Aman yarabbi o günler ne günlerdi? Kardeş kardeşe, baba evladına, evlat babasına düşman....Sınırsız karalamalar ve bitmeyen karalamalar, düşmanlıklar...
Bir gün Merhum Bilgiç İstinye’ye Mehmet İslamoğlu’nu ziyarete gelmişti... O zamanlar Bilgiç önemli mevkilerde bakan idi.Benimde hazır bulunduğum sohbetlerinde bir ara Mehmet amca Bilgiç’e birazda Karadeniz şivesi ile bir soru yöneltiyor...O zamanki iki siyasi meşhur partinin adları belli biri iktidar partisi, diğeri şimdide olduğu gibi yılların ana muhalefet partisi.... Mehmet Amca...“Saadettin bey! Karşı muhalifpartide iken kızıl komünist dediğiniz bir insanpartisinden istifa edip bizim partiye gelincehemen milliyetçi, mukaddesatçıtertemiz bir insan oluyor.... Saadettin bey benim aklım bunu almıyor bu nasıl oluyor, Bir anda insan nasıl milli oluyor, nasıl iyi bir insan oluyor?...
Bir insan nasıl bir anda bütün kötü huylarını bırakıp da hemen milliyetçi oluyor? Yıllarca milliyetçilere, mukaddes değerlere düşmanlık et... Ondan sonra siyası çıkarın için parti değiştir sende ol bir milliyetçi.. İnan ben bunu bir türülü anlayamıyor ve içime sindiremiyorum….”
Merhum Bilgiç, Mehmet amcaya şöyle bir cevap veriyor..Gençtim.Beynime aynen kazındı Bilgiç’in sözleri o gün dinlediklerimi bugüne ışık tutar düşüncesi ile aynen yazıyorum… yazıyorum: “Mehmet bey afedersin köpek köpektir... Senin kapına da bağlansa köpek. Benim kapımada bağlansa köpektir. Ancak bir fark var. Senin kapında ise dışarıdakine havlar... Karşı kapıda bağlı ise sana doğru havlar. İnsan ne ise odur. Bir anda elbette değişmez. Karakter, fıtrat,özgeçmiş ahlaki değerlere , örf adet, gelenek ve göreneklere bağlılık çok önemlidir. İnsan karaktersiz, daha doğrusu cibiliyetsiz ve menfaat perver olursa bir anda geçmişini inkar ederek her yana döner. Önemli olan gerçek manada bir insan olmaktır.Elbette.”Gerçekten güzel bir söz. İnsan inandığı değerleri basit menfaatler uğruna satmamalı, haklı olduğu davasınıda savunmalıdır, ufak bir sallantıda veya bazı beklentiler için dostunu veya dostlarını satmamalıdır......
Mehmet amca: “Ha! Şimdi anladum der ve kendisine mahsus hâlâ kulaklarımda çınlayan o meşhur kahkahasını atar. Masada bulunanların hepsi de güler..Ve Bilgiç’e tam anlayacağımız dille bize meseleyi alattın teşekkür ederim. Der Mehmet amca..
Mehmet amca çok cemiyetçi bir insandı.. Uzun yıllar İstinye Kur’an kursu derneği başkanlığı , birçok okul derneği, yoksul çocukları koruma dernklerinde de vazifeler yapmıştı...Ben iki merhum zatın hatıralarını: Değerli kardeşlemizin bir karşılaştırma yapabilmeleri için yazıya döktüm.Umarım faydalı olur. Türkiye’de bir anda mantar gibi biten oyları binde sıfırların altında olacak siyasi partilerin kuruluş sebeplerini bize anlatmaya, belki ufak bir katkı sağlar.
Cenab-ı Hak bizden önce gidenlerin hepsine rahmet eylesin. Pek tabii isimleri yazıma konu olan bu iki merhum şahsiyete de Cenab-ı Hak gani, gani rahmet eylesin. Bizim göç vaktimiz geldiğin dede bizlere rahat bir ölüm ve kamil bir imanla baka alemine gitmeyi Rabbim nasip eylesin.....Bu yazımı, yazımın konusu olan her iki merhumun ailelerine ve AKİT Gazetesinde yazılarımızı takip eden okuyucu kardeşlerimize benim küçük bir hediyem olsun...
Tam yazıyı bitirecektim ki, İstiklal caddesindeki menfur saldırı haberi geldi. Siyasilerin birçoğu kınama yaparlarken yine oy hesabı peşindeydiler. Samimibir şekilde, inançla, gür sesle zaman birlik zamanıdır deyip alçak olayı yakışır bir şekildene yazık ki tenkit edemediler.
Bir kısım sözde milliyetçi müslüman siyasetçiler, dilerini yutmuşlar gibi. Beyler unutmayınızki, köpek köpektir. Nerede olursa olsun .Bu sadece iktidar partisinin meselesi değildir.Burada hedef: Aslında hedef Türk devletidir. Türkiye’nin ilermesini batılı ülkelerin hazmedememe meselesedir. Artık küçük hesaplardan vazgeçme, brilik ve beraberlik olma zamanı gelmiştir.Unutmayınız ikinci bir Türkiye yoktur. Değerlerimize sahip çıkarak, kan emicilerin piyonu olmadan, ay yıldızlı bayrağımızın altında, fitnecilere asla! Fırsat vermeden kardeşçe yaşamalıyız.
Herkese teşekürlerimle iyi günler temenni ederim. Mevlaya emanet olunuz.
NOT:
Balkan ülkeleri ziyaretimle alakalı bir yazıyı
İnşallah yakın zamanda hazırlayacağım.







