Emir verirken...
Askerliğime 1979-1980 yıllarında Balıkesir yedek subayokulunda öğrenci olarak başladım. (162.)Dönem.Yed. Sb. Okulunu Balıkesir çayır Hisarda idari ve Lojistik Hizmetler Okulunda okudum.Orada eğitimimiz bittikten sonra kur’a çekerek Tokat Niksar Askerlik Şubesinde askerliğimi sırası ile2. Kısım Amirliği,Askerlik Şube Başkan Vekilliği ve 12 Eylülde Niksar Garnizon Komutanı olarak tamamladım.
Sınıfım personel idi. Okulda hem ordonat hemde personeller aynı binadaydık.Sayılarımızbeşyüz kadardı. Okulumuz yeni yapılmış tertemiz bir bina idi.
Okulumuz yanında astsubay talebeleride vardı.
Onlarla bizim herşeyimiz ayrı idi. Aşçımız sivildi. Yemeklerde oldukça güzeldi.
Askeri okulda değişik rütbeli subaylardan birçok dersgördük..Bu derslerden hem askerlik döneminde hemde sivil hayatta şahsen çok istifade ettim...
Bazı subay hocalar memleketin kalkınmasıiçin birçok şeylerin yapılabileceğini anlatmaya çalışırlardı.
Hele bir hocamız vardı ki, akşamları erkenden yanan,güneş doğduktan sonrada yanmaya devam eden sokak lambalarının ekonomik yönden ülkeye nasıl büyük bir fatura çıkardığını,bunun yanında kaçak kullanılan elektrik için çok üzüldüğünü vatan içinülkesini seven ve ülkesinin kalkınması için elindengeleni esirgemeyen iyi bir vatandaş olmanın icap ettiğiniifadeyeçalışırdı.
Hocalarımızdan birisi daima nasihatvariders işlerdi. Çok kerre bizlere “Arkadaşlar yarın burada okul bitecek. Sizler ya kıtalara gideceksiniz, yada askerlik şubelerinde askerliğinizin kalan kısmını tamamlayacaksınız. Şunu unutmayınız;emir vermemakamında olacaksınız.. Ya askerleri idare edeceksiniz, yada sivil memurlar ve sivil vatandaşlarla karşı, karşıya geleceksiniz..Onlara emirler verme durumunda kalacaksınız..Her kime emir verirseniz verin. Verdiğiniz emrin yapılabilirliği olsun... Emir verdiğiniz insan verdiğiniz emri fiziken yapamayacak durumda ise böyle bir emri vermeyiniz... Bu başarılı olmanız için çok, çok önemlidir.Gerçektende öyle.Mesela bir askereyahutsivile,ikiyüz kilo bir yükü tek başına kaldır dedığiniz zaman kesinlikle onu kaldıramayacaktır. Böylece verdiğiniz emirde yapılamaz duruma düşecektir. O halde emir verme makamında olanbunu bilmeli, emrini vermeden önce emrinin yapılabilirlik durumunu iyice hesap etmelidir.Burada genç idarecilere önemlibir hatırlatmada bulunmak istiyorum: Gençlik için eskilerimiz delikanlılık çağı derler... Yani fazla muhakeme etmeden, sonunun ne olacağını düşünmeden ani kararlar verebilir...
Hangi branşta olursa olsun idareci durumundakigençlerimiz veya yaşlı idarecilerimiz; emirlerini vermedeniyi düşünmeli,verdiği emrin karşı tarafça yapılabilir mi, yapılamazmı durumunu düşünmelidir...
Biliriz ki, Hz. Allah (c.c.) Kur’an-ı Kerim’inde (İnne meal usriyüsren) buyuruyor yani her zorluk için iki kolaylık vardır...
Hz.Allah(c.c.)hiçbir zaman kuluna kulunun kaldıramayacağıbir yükü yüklememiş,böylebir emirde vermemiştir... Önemli olan emir verme ve emir alma durumunda olanlar,samimi bir hava ve diyalog içindeişleri karşılıklı güven ve itimad içinde yürütülmesidir.
Burada dikkat edilecek bir diğer husus emir veren hiçbir zaman kibir, gurur içinde olmamalı, benim dediğim dediktir. İyi kötü, olur,olmaz ne dedi isemmutlaka yapılacaktır gibi yanlış saplantılara kapılmamasıdır...
Yalnız günümüzde gözlemlediğimiz bir hususta şu: Hangi birimde olursa olsun, emir verme durumunda olan bazı insanlar kendilerini insanüstü bir konuma oturtup, verdikleri emirleri sadece yaşlılar değil, kundaktaki bebeklerin bile yapacağını zannediyorlar.Böyle oluncada emir alanlar daha doğrusu idare edilenler emir veren idareci durumda olanlara gelişi güzel emir verdikleri için düşman oluyorlar... Zaman ilerledikçe bu durum bir nevi düşmanlığa dönüşüyor ve işler yapılamaz hale geliyor... O bakımdan çok dikkatli olunmalı emir alanın da,vereninde esasında insan olduklarını düşünmeli veona göre hareket etmeleri gerekmektedir.Burada yirmi dört haziranda yaşanan ve bizzat şahit olduğumtamamen belgeye dayanan ve belgeleri elimde bulunan bir üzücü olayı değerli Akit okuyucusu kardeşlerimle paylaşmak isterim. İstanbul’umuzun bir ilçesinde seçimden birkaç gün önce kendilerine göre idareci diye adlandırılan genç bir zatesnaflık yapan eski bir hoca efendiyi bulunduğu yere (Makamına) çağırır. (…..) Ağabipazar günü oyunu kime vereceksin?Soru yöneltilen zat: “Seçim sandığına gittiğim zaman kalbime danışacağım. Kalbim ve vicdanım nereye oy vermemi bana işaret ediyorsa oraya oyumu vereceğim”dedi. Bu cevaptan sonra idareci olan kişi,muhatabının önüne bir mesaj koyar. Teşkilatın bölge idarecilerineüst emir makamından gönderilmişbir yazısı.. Falan büyüğümüzün emridir. Bu seçimde oylar İYİ Partiye verilecek diye.
Bu sefer esnaf arkadaş; “Ben ne öyle bir büyük tanırım. Nede öyle bir emir dinlerim.O halde bende açıklayayım; Oyumu AKPartiye vereceğim. Görmüyormusunuz bütün dünya AK Partinin aleyhinde birleşmiş. Bir nevi hilal-haç savaşı. Ben asla onlarla birlik içinde olmam. İyi Parti veyabaşka bir partiye oy vermem” diyor.Bölgeidarecisi pozisyonundaki kişi;biraz öfkeli bir vazıyette; muhatabına;O halde bundan sonra bizim büyüğümüzün emrini dinlemediğin için,senin bizimle alakan kalmamıştır. Bizim hiçbir hizmetimize (!) katılamazsın. Yurtlarımıza da giremezsin. Esnaf “Arkadaş ben falan yerde oturuyorum. Şimdi çıkıp oradaki yurda gidiyorum. Gelinde beni oradan çıkartın” der. Esnaf arkadaş o akşam(adı mahfuz olan) yurda gider bir şey olmaz. İkinci akşam bir kaç avukat ve o mahallenin dışından hazır kuvvet kişilerle yurdagelir. Esnaf arkadaşa çık dışarı derler.Çıkmak istemez, direnir. Bu defa (ismi mahfuz) bir kişi tarafından boğazı sıkılarak zorla yurttan atılır ve polis çağrılır. Esnaf önce hastaneye gider rapor alır. Sonra polise gider uzun,uzun niçin yurttan çıkarıldığını ve darp edildiğinin ifadesini verir.(Tutanaklar hepsi elimizde.)Yani bir esnaf ki,yaşı ellileri aşmış. Kendi reyi ile AK Partiye oy verdiği,vereceğini söylediği için, adamın başına gelmeyenler kalmaz.Bu nasıl bir emir makamı?..İttifaka oy verenler sayesindeHDP meclise girdi. Gözleriniz aydın olsun!. İttifaka oy verenlerin sayesinde dün ezanı, Kur’an’ı yasaklayanlar biraz daha fazla milletvekili çıkardılar. Gözleriniz aydın olsun!. Sizler; dine hizmet ediyorum diyen kişiler(!) ne de güzel emirler verdiniz!.. Ve nede güzel sonuçlar aldınız!...Bu emri verenlerden,böyle saçma sapan emre uyanlardan Allah (c.c) razı olurmu?Peygamber Efendimiz Muhammed (s.a.s) razı olurmu? Gerçek manada Resulullah Efendimizin varisleri, Allah dostları, evliyaullah, şehit ve şühedalar razı olurlarmı?Böyle dini celili İslam ve şeriatı Muhammediyeyeuymayanemirleri verenlere de,böyle hak ve hakikate uymayan emirleri destekleyenlere de yazıklar olsun.Sizler bu dünyayı ebedi sanıyorsanız, yanılıyorsunuz. Bu dünya fani, ahiret hayatıise ebedidir. Orada bütün defterler ortaya dökülecektir. Herkesin yaptığı gözünün önüne serilecektir.Ortada sahih ve muhkem naslar varken, Allah’ın emrinive telkininibir kenara bırakıp falan abinin (!) emrine uyarak, zalimle beraber olmaksizce ne kadar doğrudur?.. Kur’an-ı Kerim’deki “(EfelaTakilün) siz hiç akıl etmezmisiniz?” ayet-i kerimesini hiç mi duymadınız?Cenab-ı Hakkalemlerin efendisine: “Muhakkak sen sevdiklerine hidayet edemezsin”buyuruyor iken, Divani Salihin toplantısında kararböyle çıktı. Bu seçimde falan ittifakı destekleyeceğiz demek sizce doğru dürüst bir emirmidir? Aklıselim sahibi böyle bir emre uymakla nasıl kurtulacağını zanneder? Ne yazık ki, “Üst aklın verdiği emre” uyup işaret edilen partiye oy vermeyenonlarca insan bugün bazılarının idaresi altında bulunan camilerde cuma namazına alınmamaktadır. (Oysa bu karar da İslam fıkhına karşıdır. Cuma kılınan yerin herkese açık olması lazım. Birilerineyasak konulursa orada zaten cuma namazı olmaz.)Seçim sonrasıbağlılarına okutulan üst aklın mesajında çok iyi bir karar verdik. Bizim emrimizi dinlemeyip AK Partiye oy veren içimizdeki münafıkları tanımış olduk demektende geri kalmıyorlar.Heyhat!...Heyhat!...Ne günlerekaldık ya Rabbi? Umarız Ümmet-i Muhammedi (s.a.s) yanlış yönlendirenlerin, istismar edenlerin,dini babalarının malı sanıp istedikleri gibi at oynatmaya çalışan madde harisi sadece kendilerini Müslüman zannedip,diğer insanlara Müslüman gözü ile bakmayan bu zavallı insanlarınyakalarınagün gelir devletimizin birimleri el atar,doğru ile yanlışı, samimi olanlarla,olmayanları birbirindenayırırlar.Ozamanda buz dağının altında neler olduğu ortaya çıkar. Allah (cc) rızası mı? Yoksa Medine hurmalıklarını kurtarma gayretimi? Rabbim bizleri dini istismar eden sahtekârların şerlerinden muhafaza eylesin. Rabbim kendi rızasından ayırmasın. Cümleniz Mevla’ya emanet olunuz.







