• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Sandıkçıoğlu
Ali Sandıkçıoğlu
..
TÜM YAZILARI

Dünyada üstünlük peşinde koşanlar

06 Haziran 2026
A


Ali Sandıkçıoğlu İletişim: [email protected]

Dünyada üstünlük peşinde koşanlar

ALİ SANDIKÇIOĞLU

Dünya hayatının fani, ahiret hayatının ise ebedi olduğunu hepimiz biliyoruz. Birçoklarımızın anne ve babaları vardı, ancak şimdi yok. Peki bunlar nereye gittiler? Neden onlardan bir haber yok? İhtiyar dünyamız şimdiye kadar kaç defa doldu, kaç defa boşaldı? Nice beyler, nice paşalar, nice adil ve nice zalim sultanlar geldiler ve dönülmez olan bir yola çıkarak ebedi aleme göç eylediler. Ne göz kamaştıran şehirler inşa edildi. Dünyayı iki padişaha az, bir padişaha çok gören padişahlar da geldi geçti bu dünyadan. Şimdi birçoklarının nesilleri kesilmiş, isimleri unutulmuş. Her şeyden önce kesin sayılarını Hz. Allah’ın (CC) bildiği nice peygamberler, nebiler ve veliler de gelip geçtiler bu fani dünyadan. Bu insanlar arasında dünyada başkalarına üstünlük kurmak için çalışan, kendini üstün görenler olduğu gibi, tevazu ehli olup kendine, çevresine ve insanlara faydalı olmaya  çalışıp, yaradılış gayesine uygun şekilde yaşayıp öbür aleme göçenler de pek tabi olmuştur. Başkalarına karşı büyüklük taslamak kibirdir. Gururdur. Bu kibir ve gurur öyle bir hale varır ki, kendinde büyüklük gören insan zamanla Allahu Teala hazretlerine karşı bir büyüklenme haline varır ki, bu insanın sonuçta kötü akıbetlere düşmesine sebep olur. Esas gayesini terk etmiş olarak tam bir kibir ve gurur abidesi haline gelir. Böylelerini Cenab-ı Hak kesinlikle sevmez. Nasuh bir tevbe etmedikleri müddetçe de affetmez. Bu hususla alakalı Kur’an-ı Kerim’de ayetler, Hz. Peygamber Efendimizin de konuyu aydınlatan birçok hadisi şerifi vardır. Bir ayetinde Mevlamız: “Allah kibir edenleri sevmez.” (Nahl 23). Bir başka ayeti kerimesinde Mevlamız: “Cehennem kibirliler için ne çirkin ve kötü bir yerdir.” buyurmaktadır (Nahl 29). Dünyada bir başka ifade ile yeryüzünde büyüklük taslayanlar için Hz. ALLAH (CC) Kur’an-ı Kerim’inde şöyle buyurmaktadır:  


“Yeryüzünde haksız olarak büyüklük taslayanları, ayetlerimizi (anlamaktan) uzaklaştıracağım. Onlar ki, her ayeti görseler de ona iman etmezler. Doğru yolu görseler de o yolu tutmazlar. Eğer sapıklık yolunu görürlerse o yolu tutarlar. Öyle yaparlar. Çünkü onlar ayetlerimizi yalanlamayı adet edinmişlerdir. Ve onlardan gafil ola gelmişlerdir.” (Araf 146).           

Birkaç hadisi şerifin mealine değinelim: “En şerliniz katı kalbli ve kibirli olandır.” (İ. Ahmed), “Allahu Taala kibirliyi alçaltır. Tevazu sahibini yükseltir.” (Buhari), “Kalbinde zerre kadar kibir olan cennete giremez.” (Müslim). Hz. Ebubekir (RA) buyuruyor ki “Kibirden sakının. Topraktan yaratılıp, yine toprağa dönecek olan bir varlığın kendini beğenmesi ne kadar anlamsızdır.” Kibir şirkin kardeşidir. Kibir taşıyan kafada akıl bulunmaz. Nefsi oradan çekmeli ve kendimizi beğenmemeliyiz. Kibir, gururdan uzak durmalıyız. Fudayl bin iyad ise şöyle der: “Tevazu ister cahilden, ister çocuktan duyulsa da hakkı tereddütsüz kabul etmektir.” Ancak kibir asla böyle değildir. Kibir insanı kesin felaketlere götürür. Kibir çok kötü bir huydur. Kibir dinen haramdır. Kibir bir bakıma Allahu Teala hazretlerini unutturmanın veya unutmanın alametleri arasındadır. Kibirli olan hiçbir zaman üstün insan olamaz. Kibir ehli ve kendini herkesten üstün görenler iyiliklere ve güzelliklere engeldirler. 


Hz. Peygamber Efendimiz (SAS) bir hadisi şerifinde de şöyle buyurmaktadır: “Kendisine el pençe divan durulmasını isteyen cehenneme hazırlansın.” (İ. Ahmed). Bu hadisi şerife çok ama çok dikkat etmeliyiz. Kendini üstün gören amirler, işverenler, hocalar ve her kademedeki insanlar durup durup düşünmelidirler. Dünyada üstünlük peşinde koşanlar, kendilerini bir başkasından yahut herkesten üstün olduğunu ispat için çalışanlar, bunun için koşanlar kesin yanlış yoldadırlar. Üstünlük taslamakla, kibirle, gururla insanoğlu hiçbir yere varamaz. Tevazu, ille de tevazu sahibi olmak gerekir. “Men tavazee refeaullah” kim tevazu ederse, alçak gönüllü olursa, insalara tepeden bakmazsa, kendini üstün ad etmez ve üstünlük kurma peşinden koşmazsa Allahu Teala hazretleri o insanı yükselteceğini beyan ediyor. Kendinden başka insan tanımayan, her şeyi kandilerinin bildiğini zannedenler kibir, gurur ehli ve üstünlük peşinden koşanlar eğer toplumun önüne geçerlerse, herhangi bir kurum veya cemiyetin başında  bulunurlarsa o toplum, cemiyet ve kurum için bir kısır döngü başlamış demektir. Bu tip insanlar istişareye kapalıdırlar. Her şeyi kendilerinin bildiklerini zannettikleri için, karşı bir fikre tahammül edemezler. Karşı tarafın sadece susmasını ve sadece dinlemesini isterler ki, böylece de önlerine köleleşmiş bir toplum meydana gelmiş olur. Konuşan değil, susan bir cemaat, köleleşmiş insanlar isterler. Şu bir gerçektir ki; kendisini beğenerek, kibirlenen, böbürlenen, kendinde doğa üstü güçler var olduğunu vehm eden insan ne kadar tehlikeli ise kendini küçük ve değersiz gören, iman ilkelerinden uzaklaşan kendini büyük görenlere karşı sessiz kalan, ilkesiz, tutarsız insanlar da bir o kadar tehlikelidir. Büyüklük peşinden koşan bu tip insanlar düzenlerini öyle titiz ve ince hesaplara dayanarak kurarlar ki, sadece kendini yüceltecek, her yaptığında bir keramet görecek insanların etrafında toplanmasını isterler. Aralarında tutarlı, şahsiyetli, fikir beyan edebilecek, “hayır” kelimesini yeri geldiğinde kullanabilecek hiçbir insan istemezler. Olursa da tahammül edemezler, bir yolunu bulur onu tasfiye ederler. Bir kısım insanlar kendileri gibi insan olanları yüceltir. Onlara olağanüstü güçler atfeder, sonra da onlardan bir beklenti içerisine girerler (Bir nevi al gülüm ver gülüm gibi bir şey.). Artık yücelttiği insanın her şeyinde bir hikmet vardır. Bu öyle bir hal alır ki, artık bu yüceltmenin sonu gelmez... Bu üstünlük kurma sevdasında olanlar kendilerine kabulleniciler buldular mı kabul edenler kutsadıkları insanların  yemesinde, içmesinde, gidişinde, duruşunda, söylediği her sözde, afedersiniz büyük abdest ve küçük abdestinde bile bir hikmet aramaya başlarlar. İnsan Halıkını unutur, yaratılış gayesini unutur, mahlukatın zübdesi olduğunu unutursa, yani iman nurundan mahrum kalınca Kur’an ve sünnetten ve şeriatın aslından uzaklaşınca neler yapacağını akıl bile almaz. Yüceltmede insanoğlu için sınır yoktur. 


  Hıristiyan alemi  Hz. İsa Aleyhisselam’a bugün Allah veya Allah’ın (CC)  oğlu demiyorlar mı? Bir kısım insanlar Hz. Ali (RA) efendimize sümme haşa Allah diye inanmıyorlar mı? Geçmişte bir kısım Uzakdoğu ülkelerinde insanlar farelere Allah diye tapmadılar mı? Hâlâ günümüzde ateşe tapanlar yok mu? Dünyanın birçok ülkesinde  ne kadar batıl tarikatlar ve o tarikatların başında kutsanmış insanlar ve onları kutsayan zavallı insanlar var (Gerçek tasavvuf ehlini tenzih ederim.). Hâlâ günümüz Türkiye’sinde bir televizyon kanalında mehdilik adına, tasavvuf adına ne tür rezaletler sergilendi. Hepsinin adelet önünde hesap verdikleri görülmüyor mu? İşte orada bile kutsayan ve kutsanılan insanlar vardı. Üstelik, zevk, sefa ve saltanat içinde yayandan bir şeyhlik, yalından bir mehdilik  uydurup insanların milyarlarını hiç etmediler mi? İki dudağının arasından çıkacak sözle insanların geleceklerini karartanlara ne demeli?... İstediğini cennete koyan, istediğini cennetten çıkaran sözde veliler, sözde şeyhler, sözde ulul emirler şehit kanları ile sulanmış şu güzel ülkemizde ve dünyanın birçok yerinde cirit atmadılar mı? Halen atmıyorlar mı? HZ. ALLAH (CC) şu fani dünyada üstünlük peşinden koşmadan; kibre, gurura düşmeden tevazu ehli olarak Cenab-ı Hakk’a hakiki kul,  Hz. Muhammed Mustafa’ya (SAS) gerçek manada ümmet olarak vakti geldiğinde imanı kamil ile bu alemden öbür aleme göç etmemizi hepimize nasibi müyesser eylesin...  Amin... Cümleniz Allah’a emanet olunuz.


Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23