Dostu dosta ulaştıran köprü…
Alemlerin efendisi mübarek peygamberimiz: (sas) bir hadisi şerifinde; (Elmevtüyusilül habibe ilelhabibi) buyuruyor.
Yani: Ölüm dostu,dosta ulaştıran bir köprüdür.
Bir başka hadisi şerifinde ise:
“Müminler ölmez. Bilakis fena aleminden beka alemine göç ederler.”
Her canlı için ölüm mukadderdir. Günü, saati geldiğinde bizlerde emaneti sahibine teslim ederek beka alemine bizden önce göç edenler gibi, göç edip gideceğiz.(Bu ne bir saat öne alınırne de bir saat tehir edilir.) Vakit geldiğinde Rabbim cümlemize imanı kâmil nasıp eylesin. Âmin…
“Ölümün bizi nerede beklediği belli değil; iyisimi biz onu her yerde bekleyelim.”
“Dünyaya geldiğiniz gün, bir yandan yaşamaya bir yandan da ölmeye başlarsınız.” (Montaigne)
“Korkaklar ecelleri gelmeden birkaç kere ölürler. Cesurlar ölümü bir kere tadarlar.”
Ölüm, Cenab-ı Hakk’ın kanunudur. Hiçbir canlının ölüm acısını tatmadan kurtulması mümkün değildir.
“Doğduğumuz zaman dünyaya hiçbir şey getirmediğimiz gibi, ölürkende hiçbir şey götürmeyeceğiz.” (Victor Hugo)
İmam-ı Rabbani (ks) hazretleri şöyle dua edermiş:
“Ya Rabbi ölüm bizi uyandırmadan bizi uyandır.”
Hepimiz için ölüm vardır. Fani olmak vardır. Gururlanmaya, kibirlenmeye, insanlara tepeden bakmaya gerek varmı?...
Bakınız Yunus Emre durumu nasıl izah ediyor:
“Bir avuç toprak, birazda suyum ben.
Neyimle övüneyim, işte buyum ben.”
Necif Fazıl ise şöyle anlatıyor:
“Geldi ölümlü yalan, gitti ölümsüz gerçek;
Siz hayat süren leşler, sizi kim diriltecek.”
“Doğduğunda sen ağlamıştın, herkes bayram etmişti. Öyle bir hayatın olsun ki, öldüğünde herkes ağlasın sen bayram et.”
“Ölüm asla bir yok oluş değildir. Ölüm dünya sevgilerini terk etmek, dünyaya ait tüm sevgilerden sıyrılıp Allahu Teâla’ya yönelmek ve ona doğru yola çıkmaktır.”(İmam-ı Gazali)
“Ölüm güzel bir şey budur perde ardından haber,
Hiç güzel olmasaydı, ölür müydü peygamber.” (Necip Fazıl.)
Yahya Beyatlı ise şöyle anlatıyor:” Artık demir alma günü gelmişse zamandan. Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan. Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol. Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol.”
Değerli kardeşlerim:
Bildiğiniz gibi kısa bir süre önce Akit Medya Grubu İcra Kurulu Başkanı muhterem: Mustafa Karahasanoğlu beyefendi Cenab-ı Hakk’ın “ırcii“emrine uyarak, fenadan bekaya göç eylemişti. Öncelikle Rabbim rahmeti ile muamele eylesin. Taksiratını haseneta tebdil eylesin inşallah. Kendisiyle alakalı sözlü beyanları, atılan twitleri, yazılan makaleleri mümkün mertebe okumaya çalıştım. En güzel bir şekilde anlatıldı. Mücadeleleri dile getirildi.
Hepimizin bildiği gibi imanlı, yiğit ve cesur bir insandı. Merhum Mehmet Şevket Eygi Beyefendi gibi hayatı müddetince İslam’ı, İslam adına mazlum ve mahkûm olanları savundu. Vatanın bölünmemesi, bayrağın gönderden inmemesi, ezanlarımızın susmaması için hayat boyunca mücadele eyledi.
Birilerinin hiçbir zaman piyonu olmadı. Bazı meslektaşlarının yaptığı gibi yabancıların hayranı, onların figüranı olmadı. Hep birlikten yana oldu. Ülkemizde yakılmak istenen fitne ateşini söndürmeye çalıştı. Fitne ateşine odun taşıyanlardan olmadı. Kızlarımızın okullardaki ikna odalarında başları zorla açılmak istendiği bir zamanda, İslam’ın emri olan başörtüsüne mesai arkadaşları ile birlikte tam destek verdi. Ülke genelinde zincirler oluşturuldu.
28 Şubat darbesinde demokrasinin, hukukun üstünlüğünün ve nice mazlumların yanında yer aldı.
Yüzlerce şöhretli (!) generallerin açtığı davalardan korkmadı, yılmadı. Çünkü o doğumun hak olduğuna inandığı gibi, ölümede inanıyordu. Yiğit insanlar için ölümün bir kere ancak korkaklar için ölümün çok kere olduğunu biliyor, Rabbine, milletine, sadık arkadaşlarına güvenerek yolundan yürüyor ve geri dönmüyordu.15 Temmuz alçak, hain darbe teşebbüsü karşısında devletiyle, milleti ile bir oldu. Din istismarcılarının karşısına adam gibi dikildi.
AKİT İLE TANIŞMAM…
28 Şubat sonrası idi. Ülkemizde birçok insan memurlar, öğretmenler, çeşitli meslek erbabından dindardır gerekçesi ile işlerinden atılmış, birçokları sürgün dahi edilmişlerdi.
Almanya’da henüz külliye yapılmadan eski camide iken birisi benimle görüşmek istediğini söyledi. Çıktım orta yaşlı hafif sakallı, nurani ve mütebessim bir insan Yaşar Meydanal beyin benimle görüşmek istediğini öğrendim. Kendisini Türkiye’den tanımıyordum. Caminin lokaline geçtik çay söyledim ve konuşmaya, tanışmaya başladık. Yaşar bey kendisinin 28 Şubat mağduru bir öğretmen olduğunu söyledi. “Ben Almanya’ya Akit gazetesini yayın hayatına sokmak üzere geldim. Dostlardan destek istiyorum” dedi. Şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki; Yaşar Bey, Akit gazetesini tanıtmak için gece gündüz demedi. Binlerce kilometre yol yaptı. Gün be gün Akit tanınmaya, okunmaya, esnaflardan reklamlar almaya başladı. Bu arada ben de Akit’e daha önce hazırlamış olduğum bazı dosya yazılar verdim. Tefrika halinde yayınlandı.
Elimden geldiği kadarı ile Yaşar Meydanal beye tam destek oldum. Onlarda bize basın yayın yolu ile yapmakta olduğumuz külliyenin reklamlarını koyarak destek oldular.
İslam’dan, başörtüsünden, takkeden, tesbihten, ezandan, saladan, hatta yeşil renkten bile rahatsız olan, hayali bir irtica tehlikesi uyduran, laik kafalı generaller ve onların oluşturduğu, desteklediği hükümetler Akit’in yayınlarına dayanamadılar. Sözde demokrasinin beşiği olan Almanya’da Akit gazetesinin yayınını durdurdular.
Yaşar Meydanal Bey ne kadar uğraştı ise de tekrar yayını başlatamadı. Türkiye’ye döndü, çıkan bir af ile eski mesleğine dönerek öğretmenliği sürdürdü. O günden bugüne elimizden geldiği kadarda halen Akit okuyor ve haftada bir de olsa Akit için yazılar kaleme alıyorum.
Burada bir üzüntümü de ifade etmek isterim: Zamanla sağcı diye yayına başlayan, birçok Müslümandan ve Müslüman esnaftan destek alan (İsimleri herkesçe bilinen) bazı gazetelerin şimdi bebek katilleri ile aynı safta olmaları, bu ülkede Ezan-ı Muhammedi’yi yasaklayanların iktidar olması için yayınlar yapması her Müslüman gibi bizleri de cidden üzmektedir. Cenab-ıHakk,hakla batılı ayırabilmeyi hepimize nasıp eylesin.
İnancım odurki;
Akit Medya Grubu bundan sonra da aynı kulvarda yayınını devam ettirecek, mazlum Müslümanların yardımcısı olacaktır.
Mustafa beye bir kere daha sonsuz rahmetler dilerken, geride kalan tüm Akit Medya Grubuna başsağlığı ve hayırlı hizmetlerinin devamını dilerim. Cümleniz Mevla’ya emanet olunuz.







