--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Cemaatleşmede ölçü şeriat olmalıdır...

Ali Sandıkçıoğlu
Ali Sandıkçıoğlu

İslam’da birlik, beraberlik, cemaat çok önemlidir. Bunun için Peygamber Efendimiz’in birçok övücü hadisi şerifleri vardır. Keza insanları bölen, parçalayan ve tefrika çıkaranların aleyhinde de ayeti kerime ve hadisi şerifler de mevcuttur.

Biliyoruz ki, Müslümanlar dört şeyle amel ederler...

a)Kitap

b)Sünnet

c)İcmaı ümmet

d)Kıyası fukaha

Ayeti kerimeler, hadisi şerifler ortadadır. Mezhep âlimleri çeşitli içtihatlar yaparak, hükümler çıkartmış bizim yürüyeceğimiz yol üzerinde olabilecek tehlikeleri ve dikenleri temizleyerek bizlere sade, temiz yollar bırakmışlardır. Zamanımızda bir kısım mezhepsizlik hareketleri içinde bulunanlar ise bir nevi balçıkla güneşi sıvama gibi bir durum içindedirler ki, bu kesinlikle doğru değildir. Mezhepler lüzumludur. Mezhepler inkâr edilemez. “Peygamberimizin zamanında mezhep mi vardı?” deyip iş basite inemez. O zaman Hz. Resulullah Efendimiz ve onun şerefli ashabı vardı. Müşküller, meseleler bizatihi onlara danışılarak hallediliyordu. Aklıselim bir Müslüman bu tip hileli ve sinsice tertiplenen tuzaklara kesinlikle düşmemiştir. Düşmemek için elinden gelen bütün gayreti kullanmalıdır. Mutlaka bir hak mezhebi taklit etmelidir. Unutulmamalıdır ki, ülkemizde iç ve dış güçlerin desteği ile ileri derecede bir mezhepsizlik propagandası yürütülmektedir.

Cemaat, birlik, beraberlik sadece ve sadece Allah (C.C.) yolunda, şeriatı garrayıMuhammediye’yi yaşamak ve insanları ona davet etmek için bir vasıta olmalıdır. Gaye Hakkın rızası ve onun emirlerine en iyi şekilde, halisane olarak uymak ve yaşamaktır. Bilemeyenlere usulüne uygun bir şekilde kırmadan, dökmeden telkin etmektir.

Sadece cemaat ve ya cemaatçilik gaye olamaz. Cemaatlerde ölçü kesinlikle şeriat olmalıdır. Bir cemaat Sünneti Resulden, ahkâmı şeriattan uzaklaştırır, sadece kendi fikirlerini öne çıkartıp insanları o fikirlerin etrafına toplamaya çalışırsa elbette ki öyle bir cemaat hayırlı bir cemaat değildir. Bu ümmeti birleştirme yerine ümmeti bölmek, parçalamak olur. Böyle bir cemaatleşmeden ne Hz. Allah (C.C.) ve ne de onun Resulü Muhammed (S.A.S.) Efendimiz razı olur.

Hakka götüren, Hakkın istediği birlikte böyle cemaatlerle olamaz. Kur’an-ı Kerim’de Hz. Allah (C.C.) bir ayetinde şöyle buyuruyor: “Rabbinizden size indirilene uyun! Onu bırakıp başkalarının arkasından gitmeyin.” (Araf, 3)

Bir başka ayeti kerimesinde ise Rabbimiz: “Bu benim dosdoğru yolumdur; ona uyun! Başka yollara uymayın! O yollar sizi Allah’ın yolundan saptırıp ayırırlar.” (En’am, 153)

Âlimler, büyükler, tasavvuf büyükleri bazı tavsiyeler yapabilir. Emirler verebilir. Ancak bu emirler ve tavsiyeler şeriata kesin uyma mecburiyetindedir. Şeriata uymayan bir tavsiyeyi hangi cemaat reisi veya âlim yaparsa yapsın hiçbir geçerliliği yoktur. Hüküm veren Hz. Allah (C.C.), bizlere tebliğ eden ise onun son ve Hak Resulü Muhammed  (S.A.S.)’dır. Bu hususla alakalı olarak Kur’an-ı Kerim bizlere şu şekilde hitap etmektedir: “Allah ve Resulü bir hüküm verdikleri zaman, mümin erkek ve kadınlar artık o konuda muhayyerlik hakkı yoktur. Kim Allah ve Resulünün hükmüne muhalif hareket ederse, açıkça sapıtmış olur.” (Ahzab, 36)

Mezhep imamlarına, ilmiyle amil olan âlimlere, din büyükleri, salih kişiler, tasavvuf ehli zatı muhteremler her zaman ve devirde saygı ve hürmete layıktırlar. Bir Müslümanın bağlı olduğu tasavvuf büyüğünü veya mezhep imamını ve tanıdığı, inandığı bir ilim adamını sevip saymasından, ona hürmet etmesinden daha tabii ne olabilir? Sevmeli ve her halükarda büyüklere saygı göstermelidir inanan Müslüman. Kur’an-ı Kerim’de Hz. Allah “Bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” diyerek ilim ehlini övüyor... Hz. Peygamber Efendimiz: “Küçüklerimize şefkat, büyüklerimize saygı ve hürmet duymayan bir kimse bizden değildir”  (Tirmizi) buyuruyor.

Her şeyin bir ölçüsü olduğu gibi, bu sevgi ve saygının da bir hududu ve ölçüsü olmalıdır. Bir insan bağlı olduğu cemiyetin başındaki insanı çok seviyor diye sümme hâşâ onu peygamber konumuna çıkarması asla doğru değildir! Böyle durumlardan çok tehlikeli neticeler meydana çıkar. Bu tip aşırılığa kaçan, ifrata varan sevgiler Allah korusun sonradan çok tehlikeli mecralara doğru gider...

İslam’da nice Müslüman kanlarının akmasına sebep olan fitne ve batıl mezheplerin çıkmasına sebep Allah ve Resulünün dışında bir kısım insanlara aşırı sevgi ve bir kısım niyeti bozuk fesat insanların etrafında oluşturulan birlik ve cemaatler sebep olmamış mıdır? “En iyi biziz. Siz kötüsünüz” gibi batıl inançlar... Bu yüzden sürdürülen kavgalar ve akan kanların başlıca sebepleri arasındadır...

Müslümanlar Peygamberlerine niye hürmet ederler, niye severler? Peygamberi Hz. Allah (C.C.) sevdiğini ilan ettiği ve Peygamberde Hz. Allah (C.C.) kulları arasında bir elçi, bir tebliğci olduğu için...

Din büyükleri, âlimler, cemaat liderleri Allah ve Resulüne hürmet ve itaat ettikleri ölçüde hizmet ve sevgiye layıktırlar... Bu hususu Peygamberimiz şu şekilde açıklamıştır: “Halıka isyan eden mahlûka itaat edilmez.” Ölçü Hz. Kuran’dır. Ölçü Hz. Peygamberimizin Hadisi Şerifleridir... Ölçü İslam şeriatı ve İslam fıkhıdır. Onun dışında onun veya bunun, şu beyin, bu beyin, şu cemaatin başının verdiği emirler, koyduğu yasaklar (İslam dışı) hiçbir şekilde Müslümanları ilgilendirmez... Bağlamaz... O emirlere uymayan Müslüman Allah (C.C.) indinde mesul olmaz.

O bakımdan zamanımızda çok çeşitlileri olduğu gibi ülkemizde de olan,  İslam’ın asla tecviz etmediği şekilde bayanları soyarak TV ekranlarına çıkartmak, onlara kendisinin zamanın mehdisi olduğu türküsünü haykırtmak bir insanın hürmete layık bir kişi olmasını gerektirmez.

Şeriat ölçülerinin sıfıra indiği bir yerde tarikat olur mu? Mehdilik olur mu? Emirulmüminlik olur mu? Böyle topluluklara hayırlı topluluklar, hayırlı cemaat diyebilir miyiz?

Takdir; engin bilgi, feraset sahibi Müslüman kardeşlerimizindir... İslam adına, tarikat adına, cemaat adına oynanan oyunları çok iyi bir şekilde analiz edebilmelidirler. Edebilmeliyiz.

Günümüzde nice sabık cemaat ve cemiyetler vardır. “Bazı cahil kimselerin veya grupların ortaya çıkıp kulluk yapmanın olgunlaşmamış kimseler için gerekli olduğunu, kendilerinin hakikate erdiklerini ve bu sebeple ibadet yapmalarına gerek olmadığını söylemeleri, her şeyi kendileri için mübah saymaları, haram ve günah diye birşey tanımamaları tam anlamı ile bir sapıklıktır. Bu gibi beyanlar ve haller Hz. Allah (C.C.)’ın “Ölünceye dek Rabbine kulluğa devam et.” (El hicr suresi) ayetine ve Hz. Peygamberin örnek ve temiz yaşayışına aykırıdır. Peygamberin sahip olmadığı bir muafiyet, onun ümmetinden hiç kimseye ama hiç kimseye tanınmamıştır. İbadet kaçkınlığına haklı hiç bir mazeret bulunamaz. Çünkü tevhitsiz kurtuluş, ibadetsiz kulluk ve mutluluk olmaz. (Hadislerle Gerçekler-115 ) İşte görüldüğü gibi dini, din dışı birçok başıbozukluklara alet eden kişi, cemiyet, cemaat ve maalesef tarikat liderleri vardır günümüzde... (Gerçek olanları tenzih ederim)

Bir taraftan dinin işine gelen tarafını kabul edip, işine gelmeyenleri kabul etmeyenler ve onları dinden saymayanlar var. Günümüzde kendini peygamber ilan eden ne tarikat liderleri (!) var.

Günümüzde kendini mehdi ilan eden, yüzlerce cemaat önderleri var. Günümüzde sümme hâşâ her gün Allah(C.C.) ile konuştuğunu, arşı alada namaz kıldığını söyleyen sapık liderler var...  Keza divanı salihinden gelen emirleri (!) tatbik ettiğini, telkin ettiğini söyleyen sözde tarikat önderleri var maalesef günümüzde…    

Müslüman evladını Hak yoldan saptırmak için çok tuzaklar kurulmuş, yolu üzerine fark edemeyeceği çok kör kuyular kazılmıştır. Bu tuzakları seçmeliyiz ve kör kuyulara düşmemek için elimizden gelen gayreti göstermeliyiz…    

Nice Allah dostlarının menkıbelerinde okuduğumuz gibi en iyisini, en güzelini, en ciddisini, İslam Şeriatına en bağlısını aramalıyız... Çok iyi bir seçici olmamız lazım. Aksi halde kuru ve ruhsuz cemaatçilik, öyle bir cemaate mensup olmak hiçbir fayda vermez. İnsanı ebedi âlemde kurtarmaz. Belki azaba giriftar olmasına sebep olur. Rabbim bizlere hayırlı ferasetler nasip eylesin. İyiyi, güzeli, doğruyu,  kötüden, çirkinden, doğru olmayandan seçebilelim. Cümleniz  Mevla’ya emanet olunuz.

Ali Sandıkçıoğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle