Bunların hepsi merhametsiz ve çıkarcıdır
İslam gelmeden önce insanlar birbirlerine karşı çok merhametsizce davranıyorlardı. Zalimlerin kahkaha ve zulümleri arasında mazlum insanların sesleri çok cılız kalıyordu. İnsanların daha doğrusu zalimlerin kalpleri taş gibi, vicdanları buz kesilmiş, merhametten eser kalmamıştı.
Hak sahipleri haklarını arayacak bir merci bulamıyor. Gücü olanlar güçsüzleri ezip geçiyordu. Milli şairimiz Mehmet Akif o günleri şöyle tasvir ediyor: "Sırtlanları geçmişti beşer yırtıcılıkta; Dişsiz mi bir insan onu kardeşleri yerdi." Âlemlerin Rabbi Rahman ve Rahim sıfatlarının sahibi Hz. Allah (c.c.) kullarına İslam’ı gönderdi.
Mübarek İslam dini ile de güzel ahlak, adalet, şefkat, merhamet, saygı, sevgi, birlik ve beraberlik geldi. Daha önce basit sebeplerden birbirlerini boğazlayanlar İslam geldikten sonra kardeş oldular. Zulüm yerini adalet, cehlin yerini ilim, kavganın yerini barış ve kardeşlik aldı. İslam gelmeden önce aklınıza gelebilen hemen her türlü rezalet ve kepazelikler vardı.
Zulmün kalkması, adalet ve kardeşliğin yerleşmesi Peygamber Efendimizin(sas) engin merhametleri sayesinde olmuştur. Merhamet katı kalpleri yumuşatan, insanların birbirlerini daha çok sevmesine sebep olan bir duygudur.
Bugün bile Müslümanları içine düştükleri perişanlıktan kurtaracak formül; birbirlerine merhamet etmek, sevgi ve saygı ile bağlanmaktır. Bugün dünyada birçok mazlum Müslüman inim,inim inliyor, kendi dertleriyle yanıp kavruluyorlar. Keyfi yerinde olan Müslümanların kılı bile kıpırdamıyor. Adeta "Beni sokmayan yılan bin yaşasın" der gibi. İslam’ın getirdiği merhamet; sadece Müslümanları kapsamıyor. Bütün insanları hatta bütün hayvanları içine alır. İslâm’ın getirdiği merhamet bütün mevcudatı kucaklayan cihanşümul bir merhamettir.
Çünkü peygamberimizin (S.A.S.): "İnsanlara merhamet etmeyen kimseye Allah da merhamet etmez!”buyurmaktadır. Bir savaşta birkaç çocuk muharebe eden iki kuvvetin arasında kalarak ölmüştü. Peygamber Efendimiz o çocuklar için aşırı derecede üzülmüştü. Peygamberimizin çok üzüldüğünü gören bir kısım ashap Resulullah Efendimiz (S.A.S. )'i teselli etmek için:
"Neden bu kadar üzülüyorsunuz? Nihayet bunlar gayrimüslimlerin çocuğudur!..” deyince, Resuli Ekrem (s.a.s.) onlara şu cevabı verdi: "Bu çocuklar kâfir çocuklarıda olsa sizden daha iyidir. Dikkat edin, çocuk öldürmeyin. Katiyen çocuk öldürmeyin." dedi. Resulullah Efendimizin bütün çocuklara karşı merhameti işte böyleydi. Resulullah Efendimiz bir gün torunu Hz. Hasan’ı öpüp okşadığı sırada bir bedevi geldi. Akra İbni Habise şöyle dedi: "Benim on çocuğum var, bunlardan hiçbirini öpmüş değilim" deyince, evlat şefkatinden mahrum olan bu zata Hz. Peygamber Efendimiz hayretle bakıp: "Merhamet etmeyenlere merhamet edilmez" buyurdu. (Buhari Edep 18)
Hz. Ömer (R.A.) hilafeti dönemindeydi. Bir sahabeyi vali tayin etmek üzere huzuruna çağırmış,onunla konuşuyordu, tam bu sırada bir çocuk içeriye girdi. Herkesin heybetinden tirtir titrediği Hz. Ömer (R.A) şefkat ve merhametle o çocuğu yanağından öptü ve alıp kucağına oturttu.Vali tayin edilmek üzere huzurda bulunan zat: "Ya Emirel Müminin bu yavru oğlunuz mudur?" diye sordu.
Hz. Ömer (R.A.) "Hayır. Babası gazada şehid olmuş bir öksüzdür” dedi.Müstakbel vali şaşırdı ve Hz. Ömer (R.A ): "Ey Emirel Müminin”dedi, zati aliniz böyle yabancı bir çocuğu bu kadar sevip okşayıp kucağınıza alıyorsunuz; ben ise üç çocuğumdan hiçbirini bu ana kadar böyle öpüp kucağıma almadım" dedi.
Bundan sonra hayret sırası Hz. Ömer (R.A)’a gelmişti. Katı kalpli olan vali adayına söyle demişti: "Öyle ise evladına şefkati olmayanın, Allah’ın kullarınada şefkati olmaz. Bu itibarla sen oraya vali olamayacaksın." (Tasviri ahlak 195). İnsanlar arasında adalet, huzur ve sükûnu tatbik edecek bir insanın her şeyden önce şefkat ve merhamet sahibi olması lazımdır.
Tarih boyu Müslümanlar savaşta ve barışta her zamanı bu şefkat ve merhameti göstermişlerdir. Aynı şeyi diğer din mensupları için söylemek mümkün mü?!
Mümkünse bugün Filistin’de, Çeçenistan’da, Suriye’de (Son aylarda Ukrayna’da Rusların yaptığı katliamlar) ve dünyanın birçok ülkesinde bunca zulüm ve merhametsizlikler niye?....
Savaşta bunca günahsız çocuklar ve yaşlı sivil insanlar niçin öldürülüyor? İbadet yerleri neden tahrip ediliyor? Ekili araziler niçin yakılıyor?
Tarihi eserler niçin yağmalanıp başka başka ülkelere kaçırılıyor?Niçin demokratım, insan haklarına(!) bağlıyım diyen devlet görevlileri devletler sığınmacıların botlarını deliyor ve deniz ortasında onları ölüme terk ediyor?
Bunlarda merhametin zerresi bile yok. Bunlar zulümden, kan dökmekten,sömürmekten semiren insanlardır. Şimdi bazı imkânlarını kaybettikleri için çok afedersiniz nerede ise kuduracaklar. Cenab-ı Hakk, bu tip merhametsiz insanların şerlerinden ülkemizide ve dünyadaki bütün insanları korusun.
Niçin bu kadar yaşlılar, çocukların üzerine insafsızca, merhametsizce bombalar yağdırılıyor? Neden İsrail hapishaneleri masum Filistinli bay ve bayanlarla doludur?Koca dünyanın birçok yerinde kan kusan zalim idarecilere sözde demokrat, insan haklarına bağlı ve insan haklarını savunan(!) liderlerden ses çıkmıyor?
Rus-Ukrayna savaşının önlenmesi için dünyada kaç ülke çıkar hesabı yapmadan akan kanın önlenmesi için gayret sarf etti? Konuşmalar yaptılar, güya çareler sıraladılar, ancak içleri başka, hesapları ise daha başka. Kimileri silah satacak, kimileri petrol ve doğal gaz hesapları, yer üstü ve yer altı kaynaklarını elde etme peşinde. Bunların hiçbirisinde merhamet yoktur. Merhametleri olmadığının en önemli şahidi tarihtir.Cümleniz Mevla’ya emanet olunuz.







