--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Bosna Hersek ziyaretimizden notlar

Ali Sandıkçıoğlu
Ali Sandıkçıoğlu
4

31.05.2022 günü küçük oğlum Ali’nin sponsorluğunda THY’ye ait uçakla Bosna’ya gittik. Oğlum önceden binecek arabamızı, kalacak otelimizi ayarlamıştı. Otelimiz baş çarşıda, merkezde bir oteldi. Oldukça temizdi. Uçaktan inip baş çarşıdaki otelimize gittik. Arabamızı özel bir garaja park ettikten sonra zaten yakın olan otele doğru yürümeye başladık. Tam da yatsı ezan vakti idi. Baş çarşı camisinin avlusundan müezzin ezan okuyordu. Ezanı birlikte ayaküstü dinledik. Oldukça etkilendik. Çocukların bir kısmı ezanı dinlerken telefonlarına çektiler. Otele giderken baş çarşının ortasında bir sanat eseri olan Osmanlıların yaptığı baş çarşı çeşmesinden su içtik (Rivayet odur ki, o çeşmeden su içenler yine Bosna’ya gelirlermiş.). 1463 yılında Bosna’nın fethi için yapılan seferi bizzat Fatih Sultan Mehmet Han kumanda etmiştir. Bosna Kralı önce savunma maksadı ile Yaytse kalesine daha sonra da Klyus kalesine çıkılmış olsa da her iki kale de Fetih ordusu tarafından fethedilmiştir. Daha sonra Stephantoma Sevinç isimli komutan teslim olmasına rağmen idam edilmiştir. İdam edilmesinin sebebi Osmanlıya verdiği haracı kesip, Osmanlı’nın gönderdiği elçileri idam etmesi, haçlı seferleri hazırlıkları sırasında Macaristan, Venedik, Arnavutluk ve İskender’i Türklerin aleyhine kışkırtması idi. Türk düşmanlığı ön safhaya çıkmış, kendisi kraldan fazla kralcı kesilmişti.

BOSNA HAKKINDA KISA BİLGİ:

Bosna Osmanlı devletine dahil olunca sancak haline getirilmiştir. İlk sancak beyi Minnetoğlu Mehmet Bey olmuştur. Daha sonra değişik zevat Sancak beyliği görevini yürütmüştür. Hersek sancağı 1470 tarihinde teşkil dilmiştir. 1463-1550 yılları arası sancak merkezi Bosna iken 1550’de Travnik’e nakledilmiş 1583’te Bosna eyalet haline getirilince merkez Banaluka kabul edilmiş ise de 1684’te tekrar Travnik’e naklolunmuştur. 1850’den sonra kurulan Bosna Saray vilayet olmuştur. Fatih Bosna’da önemli gelişmelere sebep olmuştur. Yerli beylerin güçlerinin kırılmasıyla, köylüler üzerindeki baskılar azalmıştır. Ülkede fetihten sonra madencilik ve hayvancılık gelişmiştir. Hersek bölgesinde hayvancılıkla uğraşanlar boş ziraat alanlarına yerleştirilmişlerdi. Böylece harap, atıl durumda olan araziler ıslah olmuş, birçok insan burada iş gücü olarak çalışıyor, üretiyor oluvermişti. Bölge fethedildikten sonra sipahilere tımarlar tahsis edilmişti. Bu sipahilerin çoğu Müslümandı. Sipahilerin az bir kısmı Hristiyan’dı. Sipahilerin Müslüman torunarı daha sonra sipahi, zaim, kale dizdarı hatta vezir ve sadrazam olmuşlardı. Fetihten sonra bölgede el sanatları bir hayli gelişmiştir. Özellikle kuyumculuk, gümüş işlemeleri ve dericilik çok gelişmiştir. Osmanlının esnaf teşkilatı Lonca sistemi Bosna’da da kuruldu. Bölgenin ticaret yapısına çok büyük katkısı oldu. Bosnalılar İslamiyeti kabul edip devlete güvenirliklerini ispat ettikten sonra Osmanlı devletinin çeşitli kademelerinde görevler almışlardır. Örneğin beş defa sadrazamlığa getirilen Hersekzade Ahmet. Üç kere sadrazamlık yapan Damat İbrahim Paşa. Bir devre imzasını atan Sokullu Mustafa Paşa, Boşnak asıllı olup, Osmanlı Devletine çok büyük hizmetleri geçmiştir (Daha geniş bilgi isteyenler tarih kitaplarına müracaat edebilirler.). Bunlardan başka Lala Mustafa Paşa, Malkoç Ali Paşa, Lale Mehmet Paşa, Derviş Mehmet Paşa, Kara Davut Paşa, Hüsrev Paşa, Topal Recep Paşa, Salih Paşa, Sarı Süleyman Paşa, Mehmet Paşa ve daha birçokları Osmanlı devletine hizmet etmişlerdir.

ZİYARETTE BİZİM TESPİTLERİMİZ:

Uzun yıllar Avrupa’da kalan birisi olarak, şunu söyleyebilirim ki Bosna şehri çok çok temiz. Temizlik yönünden gördüğüm birçok Avrupa ülkesinden ileridedir. Yerler, yani sokaklar çok temiz. Birçok şehrini gezdim. Şehir içinde yaya yollarında, kafe ve lokantaların, diğer alışveriş yerlerinin önünde, yerlerde tek bir çöp ve izmarit yok. Affınıza sığınarak söylemek isterim ki umuma açık tuvaletlere dikkat ettim, el yıkamak için sıvı sabun, kâğıt var ve her tarafı pırıl pırıl. O kadar ki, küçük kızım Zinnet’in bile dikkatini çekmiş, cami tuvaletleri için: “Baba bunların cami tuvaletleri bizim evdekilerden daha temiz” dedi. Bizdeki gibi esnaflar yaya yollarını kapamamş. Dışarıya sandalye atanlar veya mal sergileyen de nizam ve intizamlı. Yayaları engellemiyorlar. Şehir oldukça canlı, dünyanın birçok yerinden turistler var. Esnaflarının gözü tok ve kanaatkâr. Bosna’nın en meşhur börekçisine gittik. Tezgâhta mestüre bir bayan vardı. Tabaklara porsiyon dolduruyor. Onun verdikleri: Burada iki porsiyon olarak verilir. Fiyatlar oldukça makul (Porsiyonları bitiremedik paket yaptırdık aldık.). Börekçiye ikinci gidişimizde yarım porsiyon istedik. İşletmeci kadın: Bizleri tanıdı: “Dün akşam birer yediniz. Şimdi neden yarım istiyorsunuz?” dedi. Yoksa fiyatlar size yüksek mi geldi. Dedi. Biz hayır fiyattan şikâyetimiz yok. Ancak tabakları çok dolduruyorsunuz. Biz onu bitiremiyoruz onun için yarım istedik dedik. Türkiye’den bazı arkadaşlar bana mesaj attılar: ALİ Hoca “Bosna’nın köftesini yemeden dönmeyin” diye. Hem Travnik’te hem de Bosna baş çarşıda köfte yedik. Gerçekten çok güzel, çok lezzetli. Porsiyon büyükçe. Tam on adet köfte, yanında doğranmış soğan. Bizim burada rahat o iki porsiyon diye satılır.

EN ÇOK ETKİLENDİĞİM YER:

Bosna ziyaretim sırasında en çok etkilendiğim yer şehitlerin mezarları idi. Hepsinin başına birer mezar taşı gelenlerden Fatihalar bekliyorlar. Binlerce mezar. Bu mezarlığın tam ortasında Aliye İzzet Begoviç’in mezarı sade bir kubbe altında şehitliğin ortasında bir mezar. Kendisine anıt mezar yapmak istediler hayatında vasiyet etmiş beni şehitlerin arasına defnedin. Mezar taşıma asla! Komutan falan yazmayın. Başıma sadece “Abdullah Aliya İzzet Begoviç için Fatiha yazın” demiş öyle de olmuştur. Biliyorsunuz Peygamber Efendimizin (SAS) bir adı da Abdullah idi. (Allah şefaatlerine nail eylesin. Bütün şehitlerimize ve geçmişlerimize de rahmet eylesin. Bosna üçe bölünmüş Sırplar, Boşnaklar (Müslüman) ve Hırvatlar. Sınırları belli olmakla beraber ayrı, bölgelerde iç içe yaşıyorlar. Bölgelere geçilince her bölgede yaşayanların bayrakları göze çarpıyor. Bosna’daki bütün camilerin şerefelerinde ay yıldızlı yeşil bayrak asılmaktadır. BOSNA’nın birçok tarihi eserleri vardır. Mostar Köprüsü en önemli tarihi ve ziyaret yerlerinden birisidir. Köprü savaşta yıkılmıştı. Türkiye aynısını yeniden inşa etti. (Devletimize binlerce teşekkürler.)  Bosna’nın ünlü camilerinden birisi de Gazi Hüsrev Bey Camiidir (1531). Gazi Hüsrev Bey Camii Baş Çarşı semtindedir. Çok güzel bir camidir. Günün her saatinde ziyaretçileri vardır. Diğer birçok tarihi camisi ve tarihi eserleri var. Fazla uzatmamak için onları yazamıyorum. Gazi Hüsrev Camiinin avlusundaki tarihi ağaçların gölgesinde gölgelenen değişik yerlerinden gelen ziyaretçiler bulunmakta. Bir bakıma orası sıcak havalarda gölgelenme yeri gibi. Travnik’e ziyaret. Çocuklarla beraber bir gün Travnik tarafını ziyarete gittik. Niyetimiz Fatih Sultan Mehmed’in gayri Müslimlere verdiği Emanın asıl nüshasının bulunduğu manastırdaki o belgeyi görmekti. Resmini çekmekti. Ancak manastırın kapısına kadar gittik. Sadece cumartesi günleri belli saat açık olduğunu öğrenince o tepeden şehri süsleyen Osmanlının yaptırdığı tarihi camileri ve minareleri; tarihe dalarak seyrettik. Ne günlerden ne günlere?... Şehre indik. İkindi namazını halk arasında Alaca Camii diye adlandırılan SÜLEYMANİYE Camiinde kıldık. Namazdan sonra imama Allah kabul eylesin Arapça olarak söyledim. İmam bana Arapça dilini nerede öğrendin diye sordu. Ben de Türkiye’de dedim. Bunun üzerine imam: sanki coşmuş gibi; “OSMANLIYA KURBAN OLURUM” diye bağırdı. İkindi namazını Bosna’nın en güzel camilerinden birisi olan Travnik’teki Süleymaniye Camiinde kıldık. Namaz sonrası imam ve müezzin ile tanıştık biz İstanbul’dan geldik deyince bizi çok sıcak karşıladılar, kucaklaştık imam Simail (İsmail) müezzin Asım, bizleri ille de misafir etmek istediler. Biz kendilerine teşekkür ettik. Arabamız var. Otelimize döneceğiz. Yarın nasipse ziyaretlere devam edeceğiz. İmam efendi bir anda coştu, sesli ve içten: “OSMANLIYA KURBAN OLURUM” diye bağırdı. Bizlerden Anadolu’ya, Osmanlı torunlarına selam götürmemizi istedi. Ve ağladı. Bir anda aramızda gerçekten çok güzel bir sevgi ve muhabbet, bir duygu yumağı oluştu. İslam kardeşliğine güzel bir şey. Rabbim bütün Müslümanların yardımcısı olsun. İnşallah. Tarvnik’teki Müslüman kızların ve hanımların İslami tesettüre çok dikkat ettiklerini gördük. Doğrusu kapanma ve giyinme şekillerine hayran kaldık… Burada izninizle bir konuya da kısaca değinmek isterim. Bir muhalif siyasi lider ülkemizdeki iş adamlarına “beşli çete” diye hitap etmektedir. Travnik’e giderken otoyollardan ve tünellerden geçtik. Yüklenici firma benim kazam olan Rize-Kalkandere ilçesinden Cengiz İnşaat (Hemşerimiz, komşumuz.). Yani bir Türk firması. Tünellerin girişinde firmanın tabelaları asılıyor. Şahane yollar. Bir Türk olarak iftihar ettim, gurur duydum. Sayın lidere sormak isterim: Uluslararası ihale ile yapılan bu yollar, yine Tayyip Erdoğan tarafından mı Cengiz İnşaat’a verilmiştir? Asılsız sözler yerine, ülkemizde birliği, beraberliği, kalkınmak için çalışmayı teşvik etmek daha güzel bir yol değil midir?

TAVSİYEM:

İmkânı olan, maddi durumu müsait kardeşlerimizin mutlaka evladı Fatihan diyarını ziyaret etmeleridir. Turizm Bakanlığının herkesin gidebileceği şekilde BOSNA’ya özel turlar tertiplemesi. Tur operatörlerinin keza uygun fiyatlarla Bosna’ya ziyaret turları tertiplemesi en samimi temennimizdir. Ta Âdem (as)’dan günümüze kadar dünyanın birçok yerlerini kanları ile sulayan şehitlerimizi rahmetle anıyor, mekanları cennet olsun diyorum.

UMUT TUNELİ: 

Savaş esnasında Müslümanlara çok zor duruma kalmıştı. Aliya İzzet Begoviç kumandasındaki Müslümanlar Bosna’nın ovasında yaşlı bir kadının evininin altından tünel kazdılar. Birçok hatıra eşya o tünelde. İçine girdik. Biraz yürüdük duramadık geri döndük. O insanlar gün gece orada durarak cephaneler sevk ettiler ve sonunda kazandılar. Şehitlere rahmet, hayatta kalanlara hayırlı ömürler diliyorum. Duygunun en yüksek noktaya çıktığı yer Umut Tüneli. Fırsat olursa resimleri ile umut tünelini bir gün yazmaya çalışacağım.

NOT: Bosna’da çektiğim çok resimler var. Onların bir kısmını sosyal medyada yayınladım. Yazıya koyacak olursam yazı çok uzayacaktı. Anlayışla karşılamanızı istirham ederim. 

 

 

 

 

Ali Sandıkçıoğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle