--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Ben yerken bir canlının bana bakmasından dolayı Allah’tan utanırım…

Ali Sandıkçıoğlu
Ali Sandıkçıoğlu
9

Değerli kardeşlerim, asrısaadette cereyan eden bir kıssa anlatmaya çalışacağım. Şayet bütün insanlık âlemi bu düşünce ve bu inançta olabilseydi yeryüzünde kesinlikle anarşi olmaz, herkes kardeşçe ve huzur içerisinde yaşayabilirdi.

Ashabı kiramın önde gelenlerinden Abdullah b. Cabir (RA) Hazretleri bir defasında Medine-i Münevvere’de bir bağa uğradı. Bağda bekçi olarak Habeşli bir köle çalışıyordu. O esnada ekmek yiyordu. Karşısında da bir köpek oturmuş Habeşli köleye bakıyordu. Habeşli köle bir dilim ekmek kendi ağzına koyuyor bir dilim de köpeğin önüne atıyordu. Abdullah b. Cafer bu manzarayı ayakta ibretle seyrediyordu. Bu böyle devam etti. Köle yemeği bitirince Abdullah b. Cafer yanına gitti ve: “Sen kimin kölesisin?” diye sordu. Köle: “Hz. Osman (RA) varislerinin kölesiyim” dedi. Abdullah b. Cafer: “Ben senin acayip bir hareketini gördüm” dedi. Köle: “Efendim, siz ne gördünüz?” diye sordu. Hz. Abdullah b. Cafer (RA) buyurdu ki: “Sen bir lokma yiyordun, bir lokma da köpeğe veriyordun.” Köle: “Bu köpek yıllarca benim arkadaşımdır. O halde onu yemekte de kendime arkadaş edinmem gerekir” dedi. Hz. Abdullah b. Cafer (RA): “Bu köpek için bundan daha az yemek de yeterliydi” dedi. Hz. İbni Cafer (RA) köle ile konuştuktan sonra geri döndü. Hz. Osman (RA) varislerinin yanına gitti ve “Size bir taleple geldim” dedi. Onlar da “Elbette, ne irşadınız varsa buyurunuz!” dediler. O, “Falan bağı bana satınız” dedi. Hz. Osman’ın (RA) varisleri: “O bağ zatı âlilerine hediyedir. Onu ücretsiz olarak kabul buyurunuz” dediler. Abdullah b. Cafer (RA): “Ben değerini vermeden almak istemiyorum” buyurdu. Kısaca fiyat kararlaştırıldı. Satış işlemleri bitti. Sonra Abdullah b. Cafer Hazretleri: “O bağda çalışan köleyi de satın almak istiyorum” dedi. Hz. Osman (RA) varisleri: “O çocukluğundan beri bizim yanımızda büyüdü. Ondan ayrılmamız zordur” dediler. Ancak Abdullah b. Cafer’in ısrarı üzerine onlar köleyi de satmayı kabul ettiler. Abdullah b. Cafer hem bağı hem de bağda çalışan köleyi satın alarak bahçeye gitti. Abudllah b. Cafer köleye: “Ben bu bahçeyi satın aldım” dedi. Köle: “Allahu Teâlâ senin bu alışverişini mübarek etsin ve bereketli kılsın. Şüphesiz ben efendilerimden ayrıldığım için üzüldüm. Onlar beni çocukluğumdan beri besleyip büyüttüler” dedi. Hz. Abdullah b. Cafer (RA) köleye: “Ben seni azat ediyorum ve bu bağı sana hediye ediyorum” deyince Köle: “Öyleyse siz şahit olun ki, bu bağı ben, Hz. Osman’ın (RA) varislerine vakfettim” dedi. Hz. Abdullah b. Cafer diyor ki: “Ben bu davranışına daha çok hayret ettim. Ve ona bereket duası edip döndüm.”

Değerli kardeşlerim, hadiseyi, daha doğrusu kıssayı birlikte okuduk. Köledeki imana bakar mısınız lütfen? O köle de Cenab-ı Hakk’ın rahmetini, cennetini, Hz. Peygamber Efendimizin şefaatini talep ediyor bizler de… İşte o Habeşli kölenin kalbinde olan iman, merhamet, sahavet bizlerin kalbine yerleştiğinde, asla kardeşimizin boynunu vurmaz, onu kıskanmaz, onda var bende neden yok diye haset hastalığına tutulmayız hiçbir zaman. Rabbim vakit varken, fırsat elde iken ibret alarak gerçek manada Mevla’ya yönelmemizi nasip eylesin. Her zaman veren el olma durumunda Rabbim bizlere helalinden imkânlar versin inşallah. Cümleniz Mevla’ya emanet olunuz.

Ali Sandıkçıoğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle