--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

“Artık yeter efendiler milletin vicdanından elinizi çekiniz!”

Ali Sandıkçıoğlu
Ali Sandıkçıoğlu
10

Değerli Kardeşlerim:

Milletimizin, dinimizin, bayrağımızın, şehit kanları ile sulanmış aziz vatanımızın dış düşmanları; içeriden ayarladıkları piyonları ile (Hainlerle) ülkemizi bölmek, kardeşi kardeşe düşman yapmak istiyorlar.

Çeşitli sahtekarlıklar, iftiralar ile yaydıkları fitnelerle ülkemizdeki kalkınmaları engellemek istiyorlar.

Batılı ülkeler ile ABD’nin sicilleri bozuktur. Onlar için demokrası ve insan hakları sadece ve sadece bir reklam aracıdır. Onlar için her şey maddedir. Yer altı ve yer üstü servetlerine ulaşabilmek için dünyanın çeşitli ülkelerinde ihtilaller yaparlar, huzursuzluklar çıkarırlar. O ülkenin yıkılması için içeride buldukları ajanlarına sözde dernek vakıf yöneticilerine veya sahte dindarlara, tarikatçılara milyarlar akıtırlar.

Yazımın başlığını: (1 Mayıs 1948 tarihinde yayınlanan SEBİLÜRREŞAD dergisinin 1. Cildi sayısı 17 ve 262. Sayfasından aynen aldım.)

O günden bugüne müslümanların, özellikle Türk milletinin düşmanları aynı. Bütün ehli salip ellerindeki bütün imkanlarını kullanarak müslüman Türklerin önlerini kesmek için akıl hayalin almadığı hilelere baş vurdular. Kur’an-ı Kerim, Ezanı Muhammedi ve dinin esasları ile alakalı olarak her türlü fenalıkları içerideki, buldukları, seçtikleri, maddi makamlarla devşirdikleri isimleri Ahmet, Mehmet olan hain zalimleri kullanarak ülkemizde akıl almaz din düşmanlıkları sergilemişlerdir.

Dikkat ediniz onların satılmış torunları da bugün ülkemizde dedelerinin yaptıkları gibi ülkemizi yıkmak, aile yapımızı çökertmek, ezanı susturmak, bayrağı indirmek ve en acısı ülkemizi bölmek için hummalı bir şekilde çalışmalar yapıyorlar.

Üzülerek ifade edelim ki, uykuda kalmış, morfinlenmiş bir kısım müslümanlar, hatta bir kısım sözde tarikat ehilleri de bu alçaklara maddi çıkarlar karşılığında destekler veriyorlar.

Şimdi yukarıda cildini sayısını verdiğim derginin 262. Sayfasında yer alan yazının bir bölümünü siz değerli kardeşlerimle paylaşmak istiyorum:

“İnsan düşündükçe deli olası gelir. Havsalası almaz. Müslüman memleketinde müslüman milleti mukaddes kitabı olan Kur’an dileyle “ALLAHU EKBER” diyemez. Diyecek olsa üç ay zindana atılır. Aynı memlekette hıristiyanlar, yahudiler, mukaddes kitaplarının diliyle ibadet etmekte serbest olsunlar da memleketin sahibi olan Türkler bu haktan mahrum bulunsunlar, Kur’an diliyle “ALLAHU EKBER” demek bir cinayet addedilsin!

Tarih böyle bir şey bilmiyor. Engizisyon devirlerinde bile böyle bir cürüm yoktu. İnsanların insan olmak itibariyle hatırlarına böyle bir ceza gelmemişti.

Bolşevik diyarında olduğu gibi bütün dinlere karşı bir harp açılabilir. Hakim milletin kendi milletine, kendi milletinin dinine karşı böyle bir cephe alarak yabancı milletlerin dinlerini bu baskıdan azade bulundurması, onlara her türlü serbestiyi vermesi millet ve milliyet mefhumları ilede kabili telif değildir.

Fakat oldu işte. Viyana surlarında Kur’an diliyle ezan okuyan Kahraman Türk milleti kendi öz diyarında, kendi öz minaresinde, kendi öz mabedinde Kur’an diliyle ezan okuyamadı ve hâlâ da okuyamıyor.(Bu yazı kaleme alındığı zaman ülkemizde Arapça aslı ile ezan okumak yasaktı.)

Niçin okunamıyor? Çünkü Halk Partisi erkanını teşkil eden ufak bir zümre böyle istiyor. Milletin istediği değil, onun istediği olur. Çünkü millet hakim değil o hakimdir.

Anayasa istediği kadar vicdan hürriyetinden bahsetsin, hiç hükmü yoktur, onun dediği olacaktır. Nitekim oluyor işte…

Hâlâ buna inanmayan kimseler var. Hiç böyle bir şey olur mu? Diyorlar. ALLAHU EKBER dediği için bir insan üç ay zindana atılır mı? Evet atılmaması, böyle bir şey yapılmaması lazım gelir, ama maalesef hakikat böyledir. Türk ceza kanununun 526. maddesine göre bir adam minarede, yahut camide Kur’an diliyle ALLAHU EKBER diye ezan okursa, yahut namaza başlarken kamet getiririse zindana atılır. İnanmayan kanunu bu maddesini okur, hakikatle karşılaşır. Yahut hapishaneleri dolaşır, ALLAHU EKBER dediği için zindanlarda aç çıplak, tahtalar üzerinde yatanları görür ne fecaat değil mi?”

Değerli kardeşlerim:

Yazının noktasına virgilüne hiç dokunmadan aynen aldım. Birlikte yazının son parağrafının okuyalım:

“Demek ki, Kur’an diliyle ibadetten halkı men’etmek milletin kalbine hançer sokmaktan farksızdır. Öyle ise yazık değil mi? Hâlâ ezanları Kur’an diliyle okumamak da ısrar etmek revayi hak mı? Artık milletin iradesini elinde tutan Halk Partisi insaf ve merhamet ederek milletin vicdanında elini çeksin. Hıristiyanlara, yahudilere verdiği hürriyeti müslüman halka da bahşetsin. Milletin pek gücüne giden, milleti can evinden, en hassas noktasından yaralayan bu kanunu lütfen bertaraf etsin. Milletin din ve imanı üzerinde yirmi küsur sene devam eden bu müthiş baskı kalksın. Artık yeter.”(Merhum Menderes devrinde 16 Haziran 1950 tarihinde TBMM kabul edilen bir kanunla Ezanı Muhammedi Kur’an diliyle okunmaya başlamıştır. Sebep olanlardan Allah razı olsun.)

Fazla uzatmayalım. Halen bugün TBMM’de ezana düşman olanlar vardır. Hâlâ bugün biz iktidara gelirsek AYASOFYA CAMİİ KEBİRİ’ni müze yapacağız diyen çatlak sesler vardır. Çok sayıda milli, manevi değerlere düşman olanlar vardır.

Değerli kardeşlerim: bugün bizlere düşen; (Alnı secdeye gelen müslümanlara) sen, ben demeden dünyevi menfaatleri, bir kenara iterek, Allah rızası için bir beraber olmak ve dün, bugün sahnede olan düşmanlarımızın zihniyetlerini iyi teşhis ederek onlara karşı uyanık olmaktır.

Aman ha… Kanmayalım, kandırılmayalım. Çok dikkat edelim. Hep birlikte uyanık olalım. Gerektiği zamanda iç ve dış düşmanlara bir Osmanlı tokadını indirmesini bilelim.(Bu tokadı indirmenin en güzel yeri sandıktır. Sahte anketlere kanmayalım, oyunlara gelmeyelim. Önümüzdeki seçimlerde milli birlik ve beraberlik içinde sandıkları Allah’ın izni ile çatlatalım. ABD ve AB Türkiyede demokrasi nasıldır diye görsün.) Onların bütün umutlarını inşallah hep birlikte boşa çıkaralım.

Cümleniz Mevlaya emanet olunuz.

Ali Sandıkçıoğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle