--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Akıl en önemli nimet...

Ali Sandıkçıoğlu
Ali Sandıkçıoğlu

Hz. Allah (c.c.) insanlara lütfettiği birçok nimetin en başında akıl nimeti gelir.

Akıl sözlük anlamı itibarı ile “menetmek, engellemek, alıkoymak, bağlamak, sığınmak ve tutmak gibi manalara gelir.

Terim olarak akıl ise; duyu vasıtalarıyla idrak etmek sureti ile bilinmesi mümkün olan şeyleri bilme ve anlama gücü, iyiyi, kötüden ayırma kabiliyeti, varlığın hakikatini idrak melekesi, maddi olmayan fakat maddeye tesir eden cevher demektir.

Bazıları aklı şu şekilde tarif etmişlerdir: “Cenab-ı Hakk’ın, insan bedenine has olarak yarattığı ruhani bir cevher ya da kalpte hak ve batılı birbirinden ayıran, insanı koruyan, kale içine alan ve helak edici yollardan uzaklaştıran kalbi ve ruhi bir kuvvet olarak kabul edilmiştir.

Kur’an-ı Kerim’in 49 yerinde akıl kelimesi geçmektedir. İnsanı yaratılan diğer varlıklardan ayıran onun bütün davranışlarına anlam kazandıran ilahi emirler karşısında sorumlu kılan akıldır. “Hidayet çağrısına kulak vermeyen” kâfirlerin durumu; sadece çobanın bağırıp çağırmasını işiten hayvanların durumuna benzer. Kur’an-ı Kerim’de Mevlamız: “Çünkü onlar sağırlar, dilsizler ve körlerdir. Bu sebeple düşünemezler.” (Bakara 171)

Âlemlerin Efendisi Peygamberimiz (s.a.s.) “Kişiyi ayakta tutan akıldır. Aklı olmayanın dinide yoktur” buyurmaktadır. (Camiussağır 4-528)

Kelamcılar akıl için değişik yorumlar yapmışlardır. Ahmed bin Hanbel için akıl: “Faydalıyı zararlı olandan ayırt etmesi için Allah tarafından doğuşta insana verilen bir melekedir.” İmam-ı Maturidi’ye göre akıl: “Varlıkları ve onlarla ilgili bilgileri tasnif ederek sonuçlar çıkaran ve insana kıyas yapma gücü veren zihni bir alettir.” İmam-ı Eşari’ye göre akıl: “Vacip, mümkün ve muhal olan hususları bilmek” olarak anlatılmaktadır. Merhum Elmalılı Hamdi Yazır ise akıl için şöyle diyor: “Duyulardan hareketle elde edilemeyen bilgiyi bizzat keşfeden idrak aleti.”

Akıl, Cenab-ı Hakk’ın insanlara düşünmek ve anlamak için ihsan ettiği çok büyük bir hassedir. Akıl bir taksimle aklı maad ve aklı maaş olarak ikiye ayrılır. Aklı maaş sahipleri Allah’a ve ahiret gününe inanmayan kâfirlerin akıllarıdır ki, sadece dünya hayatına inanır onun için bütün gayretlerini dünya için sarf ederler. Ahireti, ebedi hayatı ve yarın Allah’a hesap vermeyi hiç düşünmezler. Tek düşündükleri madde...

Müminlerin aklı ise, hem aklı maad hem de aklı maaştır. Yani müminler fani olan dünya hayatlarının idameleri için elinden geldiği kadar dünya içinde çalışır ama hiç bir zaman ahireti de unutmazlar. Ebedi hayata inanır ve ebedi hayat için burada iken hazırlık yaparlar. Yaşama, ölüme ve ölümden sonra dirilmeye ve ondan sonraki hayatın ebediliğine inanırlar.

İmanın esası ve temel taşı olan Hz. Allah’ın birliğine ancak akıl sayesinde iman edilir. Kur’an-ı Kerim’in birçok ayet-i kerimesinde Cenab-ı Hakk: (Efela takilün, efela tetefekkerun) buyurur. Bütün bu ayet-i kerimeler akıl sahibi insanları düşünmeye imkânlar ölçüsünde dünya işlerine akıl erdirmeye, ahiret içinde ciddi bir şekilde çalışmayı ve hazırlanmayı tavsiye ederler.

Yunus Sûresinin 10. ayetinde Hz. Allah (c.c.) şöyle buyuruyor: “Der ki göklerde ve yerde neler vardır. Bir kere baksanıza...” On sekiz bin âlemi yoktan var eden Cenab-ı Hakk’ı eserlerinden müessire doğru giderek aklımızla bulacağız. Cenab-ı Hakk’ın birliğine vahdaniyetine akli ve nakli deliller ile inanacağız. Hz. Allah (c.c.) büyüklüğünü, kudretini, azametini hep nakil ile bize gelen ayet-i kerimeler, hadisi şerifler sayesinde de yine aklımızla öğreneceğiz. Keza insu, cin şerefine yaratılan Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.s.) hazretlerini, büyüklüğünü, safiyetini, yüksekliğini, güzelliğini aklımız sayesinde idrak eder, okur, öğrenir ve anlarız. Hakiki manada da iman ederiz.

İslam dini akıl nimetini gereği gibi kullanamayan, bir nevi akılsız, fikirsiz, asalak gibi yaşamayı ve boşa zaman öldürmeyi yasaklamıştır. Bunun yanında insana iyiyi, güzeli, dünya ve ahiret için faydalı olanı düşünüp, muhakeme ederek gayret göstermesini de emretmiştir. Peygamber Efendimiz (s.a.s.) bir hadis-i şerifinde de şöyle buyurmaktadır: “İnsanlar ahmaklığı ile daha büyük hatalara düşerler. İnsanların yarın kıyamette mertebeleri akılları nispetindedir.” (İhya-ı Ulumuddin 1-211)

İslam dini her şeyden evvel dünya ve ahiret için faydalı olan bütün ilimleri teşvik eder. Cehaleti ve akılsızlığı, imansızlığı reddeder. Akılsızlık ve cehalet en büyük felaket ve musibettir. Hz. Ömer (r.a.), “Bir adamın görünüşüne, şöhretine inanmayınız. Bir insanın namaz ve niyazına bakmayınız, aklına ve doğruluğuna bakınız” demiştir.

Akıl bizler için bir nimettir. Aklımız sayesinde bütün nakli delillere en ufak bir tereddüt geçirmeden inanırız. Yine aklımızla Hz. Allah’a (c.c.) gerçek kul, Resulü Muhammed (s.a.s.) gerçek ümmet olmaya çalışırız. Bu yazımızla bahsetmeye çalıştığımız akıl; ilmi kelamda: “akliyeciler” diye adlandırılan nakli delilleri ve vahyi hiçe sayıp her şeyi akla bağlayanların savundukları gibi bir akıl savunmak değildir. (Bunlara akliyyun, akliyeciler deniliyor.)

Biz burada şer’i şerifin ölçüleri dâhilinde akıldan bahsetmeye çalışıyoruz. Üzülerek ifade edelim ki, bir kısım insanlar günümüzde akıllarını bir üste havale etmişler, kendileri düşünmezler, okumazlar, Resulullah Efendimiz’in ve onun şerefli ashabının örnek hayatlarına bakmazlar. Üst akıl neyi emrederse onu yaparlar. Bu zavallılar üst akılların emir ve tavsiyelerini yerine getirmek sureti ile hem bu âlemde şayet inanıyorlarsa, hem de öbür âlemde rahat edeceklerine inanırlar... Bu üst akıl bazen bir sahte şeyh, bazen de bir hoca efendi, emir, amir veya bir ağabey, bazen bir işveren, bazen bir patron, bazen de bir sanatkâr olabilir. Onların her dediğinde bir hikmet vardır diye akılsızlar yutkunmadan inanırlar. Maalesef günümüzde ülkemizde yaşadığımız müessif olaylar böylece hain, sahtekâr, satılmış, dini istismar eden, bu milleti din ile kandıran, mali ibadetlerini sömüren kiliselere yardım eden, eğile büküle papanın elini öpen sözüm ona bir kanaat lideri (!) üst aklın kurgu ve planı ile bu hale gelmedi mi? Safça düşünenler ve üst aklın emirlerinden katiyen taviz vermeyenler; Türk askerleri arasında saklanmış, kendilerini asker sanan (!) hainler tarafından TBMM’nin alçakça bombalanmasında yine de bir hikmet mi arayacaklar? “Büyüğümüzün bir bildiği vardır” mı diyecekler?

Kur’an’ı yasaklayan, ezanı değiştiren o malum partiye hoca efendinin arzusu bu istikamette bu seçimde onun işaret ettiği partiye oy verin diyenler ve o emri bir farz ya da vacip gibi yerine getiren zavallı Müslümanlar, şimdi bütün bu olup bitenlere ne diyorsunuz? Bizim inandığımız kitap bir insanı öldürmek bütün insanlığı öldürmek gibidir buyuruyor. Peki, bunca masum insan kanı döküldü, bunun hesabını kim verecek? Yurt içi ve yurt dışı hainlerle işbirliği yapıp kendi insanını öldürenler nasıl Müslümanlardır? Nasıl şeyhtir? Nasıl din hocasıdır? Bunlar mı her akşam rüyalarında Hz. Resulullah Efendimiz’i görüyordu? Bunlar değil mi utanmadan, sıkılmadan Peygamber Efendimiz’i (s.a.s.) kamyonetin kasasına indirenler? Aldıkları güya manevi işaretle sevenlerine, sempatizanlarına emirler yağdıranlar bunlar değil miydi? Sizler nasıl bebek katilleri ile ittifak edersiniz? Büyüğümüzün emridir diyerek kullandığınız oylar kime yaradı hiç düşündünüz mü? Bu nasıl akıl sahibi olmak? Bu nasıl düşünmek?

Yalancı, sahtekâr, kanı bozuk, içi başka, dışı başka insanlar... Hoca efendiye sorulmaz, büyüklere sorulmaz onların her dediğinde bir hikmet vardır. Biz bağlılar olarak onlardan bugün öğlen namazı kılınmayacak diye gelen bir talimat olsa böyle dendiğine göre inanır, baş üstüne deriz. Hiç bir sorgulama yapmayız… Aksi halde onları sorgularsan cennete gidemeyiz. Büyüğümüz razı olmazsa Resulullah ve Allahu Teâlâ da razı olmaz. Aman dikkat edin yoksa size çok yazık olur. Hiçbir zaman büyüğümüzün (!) verdiği emirleri, talimatları sorgulamaya kalkmayınız. İşte günümüzdeki beyinsizlere, akılsızlara, daha doğrusu aklını istenilen şekilde kullanamayanlara bir örnek... Düşünceleri bu…  Akıl etmek yok. Tefekkür yok. Kuru ve sahte bir itaat ve kendilerine göre bir iman… Zaten cennet de onların hocalarının tasarrufunda. Kim daha çok yardım ederse cennetin en iyi yeri onun. Peki, aklıselim sahibi insan böyle bir durumda hoca efendiyi mi, yoksa Hz. Allah (c.c.) hazretlerini mi dinleyecek? Mevlamızın kitabı ortada. Hz. Peygamber Efendimiz’in (S.A.S.) hadisleri ortada değil mi?

Bizim bir atasözümüz vardır. “Bir musibet bin nasihatten evladır.” İnşallah 15 Temmuz darbeye teşebbüs sebebi ile bütün devlet dairelerimizi bir habis ruh gibi saran bilinen ve bilinmeyen bu mikroplardan ülkemiz akıllı ve adaletli bir şekilde temizlenmiş olsun. Burada da çok önemli ve dikkat edilmesi gereken husus fitneye, iftiralara kapı aralanmadan çok adil ve hukuki bir şekilde devleti yıkmaya kalkan hainler mutlaka zaman kaybedilmeden temizlenmelidir.

Lütfen beni mazur görünüz, bizim yine bir atasözümüz vardır: “Kurtların adı çıkmış çakallar baş koparıyor.” Yüce İslam dinini, dine hizmet ediyorum diye kendi çıkarları için kullananlar çok ince bir elekten geçirilmeli; din bezirgânları, din sömürücüleri, sahtekârlar bir bir adı ne olursa olsun, mutlaka temizlenmelidir. Tabiri caizse sapla saman birbirinden ayrılmalıdır. İslam’ın ilk gününden bugüne kadar İslam’a hizmet edenler, yardım edenler vardı. Bugün de yarın da var olacak inşallah… (Ömürlerini, servetlerini Allah’ın dinine gerçek manada hizmet ederek geçirenleri, ihlâs erbabını, samimi ve iyi niyetli olan bütün ilim adamlarını, hoca efendileri ve dine hizmet edenleri tenzih ederim. Rabbim onların hepsinden razı olsun.)

Bundan 10-15 sene önce çıkıp dense idi ki, falan kuruluşun ileride devleti eline geçirecek planları var, kim inanırdı? Herkes onu dine hizmet eden bir kuruluş olarak görüyor ve öyle biliyordu. Dışı yeşil, içi kırmızı… Ne yazık ki olmaz gibi gözüken şey ülkemizde oldu. Asker, kendi vatandaşını bombaladı. Asker, ülkenin can damarlarını bombaladı. Asker, bu milletin meclisini bombaladı. Genelkurmay başkanının boynuna kemer takarak boğmaya çalıştı. Asker, reisi cumhurun peşine takıldı, onu öldürmek için. Bu askerler elbette ki Türk askeri değildir. Bunlar vatan hainidir. Bunlar satılmıştır. Bunlar akıllarını üstlerine kiraya veren bedbahtlardır.

Peygamber Ocağı dediğimiz, sevdiğimiz Peygamber Efendimiz’in isminden mülhem “Mehmetçik” diye adlandırdığımız vatan sevdalısı askerlerimizi en alt rütbelisinden en üst rütbelisine kadar tenzih ederiz. Elbette ki onlar bu hainler kategorisinde düşünülemez. Askerimize, her ortamda Hz. Allah’tan onlara başarılar dileriz.

Hz. Abbas (r.a.) Peygamber Efendimizden rivayet ettiği bir hadis-i şerife birlikte kulak verelim: “Her şeyin bir aleti vardır. Müminin aleti akıldır. Her şeyin bir biniti vardır. Kişinin biniti akıldır. Her şeyin bir direği vardır. Dinin direği akıldır. Her kavmin bir dayanağı vardır. İbadetin dayanağı akıldır. Her kavmin bir çağıranı vardır. Âlimi ibadete çağıran akıldır. Her şeyin bir tamircisi, ustası vardır. Ahiretin tamircisi akıldır. Herkesin kendisinden sonra unutulmayacak bir eseri vardır. Sıddıkın eseri akıldır. Her yolcunun bir çadırı vardır. Müminini çadırı akıldır.”  (İhya 1-213)

Cenab-ı Hakk akıl nimetini gereği gibi kullanıp Mevla’nın rızasını kazanmayı ve ebedi âlemde vasi rahmetine kavuşmayı cümlemize nasip eylesin. Âmin... Cümleniz Mevla’ya emanet olunuz.

Ali Sandıkçıoğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle