Sıradaki Adım: Sömürgecilik Tarihi Dersi
Sıradaki Adım: Sömürgecilik Tarihi Dersi
Ali Osman Aydın
Milli Eğitim Bakanımız Prof. Dr. Yusuf Tekin şöyle diyor bir demecinde:
"Ben Haçlı Seferleri kavramını tarih müfredatından çıkardım. Sefer değil o, Haçlılar bize saldırmışlar. Bunu çıkardık müfredattan, niye itiraz ediyorsunuz?”
Bu o kadar önemli, o kadar hayati bir konu ki…
“Haçlı seferleri” kavramı ödünç alınmış bir bakış açısının ürünü. Bize ait değil. Olamaz da. Çünkü “Haçlı Seferleri” olarak adlandırılan savaşlar Müslüman topluluklara karşı yapıldı.
On yıllardır okul kitaplarında bu konunun gerçekte ne olduğu okutulmaz! Sanki Batılılar Doğu gezisine çıkmışlar gibi anlatılır…
Eğitim Milli ise bu savaşların toprak, yağma ve talan için Müslümanlara karşı yapıldığını anlatmaktan neden kaçınıldı bunca yıl?
Yusuf Tekin’i cesaretinden dolayı tebrik ediyorum. Yaptığı şey “kendi şahsi çerçevemizi” oluşturmak… Öyle ya neden Batının çerçevesini, bakış açısını kullanalım ki?
Bence bakan bey kavramlara odaklanmak kadar önemli başka bir şey daha yapabilir.
Okullara sömürgecilik tarihi dersi koyabilir.
Edward Said: “1815’ten 1914’e kadar Avrupa yönetimindeki sömürgelerin kapladığı alanın, yeryüzünün yaklaşık yüzde %35’inden %85’ine çıktığını” yazar.
Sömürgeleştirilen bu yerler içinde Müslüman coğrafyalar da vardı. Batı yeni toprakları sömürgeleştirmek için adeta birbiri ile yarışıyordu. Güçleri yarışmaya yetmediğinde ise sömürgeci tarafların her birinin kazançlı çıkacağı, “paylaşmaya” dayalı işgal yöntemleri uyguluyorlardı.
Sömürgeciliğin, içinde yaşadığımız çağı nasıl derinlemesine şekillendirdiği anlaşılmadıkça dünyamızın sorunları da anlaşılmaz.
Hâlâ işgal altındaki Müslüman coğrafyaların mevcut sorunları Batının sömürgecilik tarihi ile iç içe sorunlardır.
Yüzyıl önce dünyanın %85’ine sahip olan Batılı güçlerin bu %85’i nasıl elde ettiğini, bu işgalin söz konusu coğrafyalar için maliyetinin ne olduğunu anlatmak için özel bir sömürgecilik tarihi dersi konulması zorunluluktur bence.
Sömürgecilik bitmiş de değildir. Irak, Suriye, Venezuela, Libya, Afganistan, Filistin, İran, Yemen, Nijerya, Bosna, Sudan, Somali… Aynı sömürgeci ülkeler tarafından kan gölüne döndürüldü. Demek ki Sömürgecilik tarihi dersi aynı zamanda çok da güncel bir ders olacaktır.
Ayrıca sömürgecilik tarihi elbette sömürgecilerin yerli işbirlikçilerini de ele alacaktır. İşbirlikçi aydın ve bürokratların içinde yaşadıkları topluma göre hangi isimleri aldıklarını, hangi kostümlerle dolaştıklarını da anlatmalıdır bu ders. Belki de dersin en heyecanlı yeri burası olacaktır.
Sömürgeci varsa onun uşağı da olacaktır. Onun hesabına çalışan, onun ağzıyla konuşan, onun amaçları için mücadele edenler de olacaktır. Irak’ta bu kişiler kimdir? Suriye’de kimdir? Türkiye’de kimdir?
Hangi düşünce akımlarının arkasına gizlenerek iş çevirmişlerdir. Hangi düşünce akımlarına düşman kesilmişlerdir?
Tarih boyunca dostları, düşmanları, tarafsızları, menfaati ne söylüyorsa onu yapanları bir öğrenci bilmeli, tanımalı.
Böyle bir ders ülkemizdeki körü körüne Batıcılık yapan ve yaptırmaya çalışan güruhun oluşturduğu üstenci psikolojiyi zayıflatacaktır. Çünkü bu psikoloji Batı üstünlüğünü anlatmaya dayalı derslerle oluşturuldu. Batı sömürgesi haline gelmiş zihinler böyle yetiştirildi.
Bu psikolojik etki kırıldığında, Batının sömürgecilik geçmişi bilinir hale geldiğinde Bakan Beyin söylediği gibi “Çocuklarımızın Osmanlı'yı da ataları olarak bilmesi, Osmanlı'ya sahip çıkması” yani kendi tarihleri ile barışmaları kolaylaşacaktır.
Çünkü ülkelerin sömürge elde etme yarışına girdiği iklimde Osmanlıların sömürgecilik yapmaması, kültürleri yok etmemesi bir iftihar nedeni olarak görülecektir öğrencilere.
Bakan Beyin kavramlar konusundaki yaklaşımını içtenlikle destekliyorum. Sömürgecilik tarihi dersinin de bir an önce konulmasını ümit ediyorum…