Karakolda doğru söyler mahkemede şaşar!
Karakolda doğru söyler mahkemede şaşar!
ALİ OSMAN AYDIN
Ahbap soruşturmasının ayyuka çıkardığı güzel şeylerden biri de şu:
Depremi siyasal kazanca dönüştürmek isteyen siyasal, sanatsal ve medyatik muhalefetin söylediği ile yaptığı bir değilmiş.
Soruşturma kapsamında ifadesine başvurulan kişilerin büyük kısmı depremin akabinde Ahbap’ı öven, devlet kurumlarını yeren açıklamalarda bulundular. Kampanyaları yönettiler. “Haluk Levent ve Ahbap’a tüm devlet kurumlarına güvendiğimden daha fazla güveniyorum” dediler…
Fakat aynı insanlar savcılığa verdikleri ifadede tamamen farklı bir tavır sergilediler.
Gökhan Özoğuz Ahbap’a yardım yapılmasını söylediğini ama kendisinin “hiç bağış yapmadığını” söyledi.
Deprem sonrası yaptığı yayınlarda, “Haluk Levent’i gayet sıcak bir şekilde karşılayan Fatih Altaylı, “Bu akşam programda çok sevdiğim dostlarım var, ilk başta Haluk Levent… Haluk benim yıllardır tanıdığım, yaptığı işlere hayran olduğum hem müziğine hem yardımseverliğine hayran olduğum çok sevdiğim bir kardeşim.” demişti.
“Hayran olduğum, yıllardır tanıdığım, dostum, kardeşim…”
Fakat aynı Altaylı savcılık ifadesinde: “Bende olumsuz bir intibası bulunmaktaydı. Kendisini kumarbaz, dolandırıcılıktan hapse girmiş bir adam olarak bilirdim. Açıkçası kendisine çok güvenmezdim.” dedi.
Muhalefetin kanaat önderi diğer isimler de hemen hemen aynı cevapları vermişler savcıya…
“Pişmanız, geçmişini bildiğimiz için yardım yapmadık…”
*
Kendileri yardım yapmadılar ama siyasal bir projenin aparatı olarak devlet kurumlarına değil Ahbap’a yardım yapılmasını söylediler, teşvik ettiler.
Bir insanın bu kadar büyük çelişkisi, ikiyüzlülüğü ortaya çıkınca rezil olması, insan içine çıkmaya haya etmesi gerekir değil mi?
Fakat bu kişilerden bazıları hiçbir şey olmamış gibi kitlelerini yeniden “aydınlatmak” için yayınlarına tam gaz devam ediyorlar. Hâlâ dinleniyor, “güvenilir” bulunuyorlar. E sonra kimse Haluk Levent’e kızmasın!
Kılavuzu karga olanın başına gelenlerle ilgili aklı başında öğütlerimiz var. Bu kişilere kılavuz muamelesi yapanlar dileyelim ki öğüt alsınlar.
Gülistan Doku Dosyası
Şu aralar heyecanla takip ettiğim konulardan biri 5 Ocak 2020'de kaybolan Tunceli Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku’nun yeniden başlayan soruşturması.
Soruşturma kapsamında Eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel tutuklanmıştı. Eski valinin eşi Handan Sonel de soruşturma kapsamında tutuklandı.
Soruşturma her geçen gün genişliyor ve yeni isimler ekleniyor.
Eski dosyaların yeniden açılması ve üzerine kararlılıkla gidilmesi kamuoyu adına fevkalade iyi bir durum. Neden daha önce gidilmedi sorusunu sormak da hakkımız tabii…
Darısı faillerin bulunamadığı Rojin Kabaiş cinayeti davasının başına diyelim. İnşallah bu dosyalar faillerin bulanacağı ve kamuoyunun verilen cezayla rahatlayacağı bir şekilde çözülür.
Amerikalı Genci Müslüman Olmaktan Kim Vazgeçirmeye Çalışır?
Amerikalı bir genç Müslüman oluyor ve şanssızlık bu ya, tam bu esnada Türk seküler kesimin İslam ile sorunlu bir grubuyla karşılaşıyor.
Genç şaşkınlık içinde diyor ki: “Türkiye’deyken etrafımdaki insanların %90’ı İslam’dan nefret ediyordu.”
Bu kişiler Amerikalı Müslüman genci markaja alıp başlıyorlar Müslümanları kötülemeye. Genci İslam’ı öğrenmekten vazgeçirmeye...
Tabii bu genç hangi çevreye girdi, etrafındakiler kimlerdi bilmiyoruz. Fakat Türk seküler kesiminin -en azından- bir kısmının böyle olduğunu düşünmek için yıllar içinde deneyimlediğimiz çok fazla nedenimiz var.
Bir Amerikalıya, bir Alman’a İslam ile ilgili bir şeyler anlatılabilir… Ama gencin bahsettiği “o sorunlu gruba” İslam’la ilgili bir şey anlatmanız mümkün değil. Çünkü karşınızda granit gibi sert bir nefret ve müthiş bir saldırganlık bulursunuz.
Amerikalı Müslüman genç de bu beklenmedik nefret karşısında çok şaşırmış. Şanslı ki nefret dolu bu grupla bir arada yaşamayacak. Fakat biz yaşamaya devam edeceğiz. Allah yardımcımız olsun.