--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

A Noktasından B Noktasına

Ali Osman Aydın
Ali Osman Aydın
6

A Noktasından B Noktasına 

ALİ OSMAN AYDIN 

İnternetten bir otobüs bileti alıyorsunuz…

 Bilete göre otobüs A noktasından kalkacak.

Saate bakıyorsunuz. Hazırlığınızı ona göre yapıyorsunuz. Otobüs kalkış saatinde A noktasında oluyorsunuz.

Fakat bir bakıyorsunuz, ortada otobüs yok!

Bir süre sonra öğreniyorsunuz ki otobüs aslında A noktasından değil, B noktasından kalkacakmış. Ve kalkış saati de internette belirtilen değil, bir başka saatmiş… 

“Aktarma ile gidileceği ile hakkında neden bilgi yok” sitenizde diyorsunuz. 

“Merak etmeyin, sizi B noktasına biz götüreceğiz.” diyorlar lütfediyormuş gibi. 

İyi de… “Bilet alırken bunu neden belirtmediniz?” deseniz de hiçbir şey değişmiyor. Karşınızda pişkinlikte ihtisas yapmış kişiler var ve bunu muhtemelen her gün yapıyorlar. 


Nitekim aktarma oluyor ve otobüs B noktasından kalkıyor. Tabi ki taahhüt edilen saatte değil, onların istediği saatte! 

Siz de paşa paşa onların programlarına uymak zorunda kalıyorsunuz. 

Eminim içinizde bu tür durumları yaşayanlar vardır. 

Metro turizm ile yaşadığım bu örnekte olduğu gibi sizin de taahhüt edilen hizmetle gerçekleşen arasındaki farka canınızın sıkıldığı durumlar olmuştur. 

Satın aldığınız hizmetin kalkış noktası değişir, ulaşım biçimi değişir, bekleme süresi değişir... 

Ama sizin haberiniz yoktur. Size söyleme gereği bile duymazlar ve sizden beklenen tek şey, bütün bunları normal karşılamanızdır. 

Bir keresinde Altın Koza film festivali için Adana’ya uçacakken fazla bilet satıldığı için uçağa alınmamıştım. 

Havaalanına ulaşmak için o kadar yol çekiyorsun, havaalanı içinde orada oraya koşuşturuyorsun, Adana’da seni bekleyenler var ama havayolu şirketi fazla bilet sattığı için gidemiyor tekrar geri dönüyorsun.  

Hediye bilet vererek kendilerini affettirmeye çalıştılar ama ben programıma gidemedikten sonra hediyenin ne anlamı var ki!  

Bunlar tekil hadiseler değil.


İnternetteki şikâyetlere baktığınızda aynı hikâyelerin farklı versiyonlarıyla karşılaşıyorsunuz.

Hizmet sektörünün pek çok yerinde bu can sıkıcı sorunlar her gün yaşanıyor. Bir müşteri, internet üzerinden Antalya'daki bir otele rezervasyon yapıyor, parasını ödüyor ve yola çıkıyor. Otele vardığında ise resepsiyonda kendisine otelin dolu olduğu ve konaklayamayacağı söyleniyor.

Düşünebiliyor musunuz? Odanızı internetten seçmişsiniz. Parasını ödemişsiniz. Rezervasyonunuz onaylanmış. Seyahatinizi buna göre planlamışsınız. Otelin kapısına gelmişsiniz. Ve size: “Bizde yer yok.” deniliyor.

Aynı koltuğun birden fazla kişiye satıldığı, 1000 Mbps fiber internet parası alıp 151 Mbps internet hizmetinin verildiği, deniz gören oda diye ormana bakan odaların satıldığı yığınla örnek bulabilirsiniz…

Hikâyenin özü aynı: Müşteri bir şey satın alıyor, karşısına bambaşka bir şey çıkıyor! Yani kandırılıyorsunuz!

İşte Türkiye'de hizmet sektörünün tuhaf taraflarından biri burada ortaya çıkıyor: Müşteri, parasını ödediği hizmetin şartlarının sonradan firma tarafından değiştirilmesini olağan kabul etmeye zorlanıyor. 

Buna mecbur bırakılıyor. 

Bilette yazan başka, telefonda söylenen başka, şubede anlatılan başka, gişede uygulanan bambaşka oluyor.

İşin sonunda ise müşteriye: “Abi yapacak bir şey yok.” deniyor. 

İstediğiniz kadar şikâyet edin. Bu koca koca firmalara pek bir şey olmuyor. 

Ciddi ve sistemli bir denetim gerekiyor.  


Bir hizmet satın alıyorsanız, size ne vaat edilmişse onu almak hakkınızdır. Bilette A yazıyorsa A olmalıdır. İnternetin gücü ne kadar taahhüt edilmişse o kadar olmalıdır. Otobüs hangi saatte kalkacaksa tam olarak o saatte kalkmalıdır. Otobüs A noktasından kalkacaksa muhakkak A noktasından kalkmalıdır B’den değil. 

Hizmet süreçlerinin öngörülebilir olması gerekiyor ki günlük hayat olağan mecrasında akabilsin. Hizmet öngörülebilir olmazsa insanlar hayatlarını planlayamaz, planlasa bile o plana uyamazlar. 

“Olur böyle şeyler.”,“Zaten sizi götürecekler.”“Biraz beklesen ne olur?” gibi şeyler açıklama değil müşteri ile dalga geçmektir. 

Her işletmede aksaklık olabilir. Otobüs arızalanabilir. Trafik olabilir. Olağanüstü bir durum yaşanabilir. Mesele aksaklığın hiç yaşanmaması değil. Mesele, aksaklık olduğunda bunun “istisna” olarak görülmesi. Yani aksaklığın, öngörülemezliğin bir işletme felsefesine dönüşmemesi! 

Aksaklığın bir sisteme dönüştüğü alanlar oluyor ve müşteriye, hizmete para ödeyen biri gibi değil de sanki işletmenin lütfuna muhtaç biriymiş gibi davranılıyor.

Halbuki işletme müşteriye “lütfetmiyor”, karşılığında para alıyor. Sistem basit: Hizmeti tastamam ver, paranı tastamam al. 

“Parayı alayım ama hizmeti canımın istediği gibi vereyim” bir işletme mantalitesine dönüştüğünde çanlar hepimiz için acı acı çalmaya başlıyor ve paramızla rezil oluyoruz. 

İnşallah bu çanları denetimle mesul olanlar da duyuyordur. 

Zira bizim duymamız çok bir şey ifade etmiyor. 

Yorumlar

(6)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Yılmaz

19 Ağustos 2026 09:54

Tebrik ederim Ali Bey çok güzel bir yazı olmuş. Her gün yıkılan binalarla hafızası kaybolan bir topluma dönüştük.Çok haklısınız.

Emine

12 Ağustos 2026 22:12

Öncelikle kaleminize sağlık Ali Osman Bey. Yazınızda sözünü ettiğiniz keyfiliğin benzerini üç gün önce Marmaris’ten Kahramanmaraş’a dönerken yaşadım. Yaklaşık 16 saat sürmesi gereken yolculuk 21 saate uzadı. Üstelik bunun sebebi yoğun trafik ya da polis kontrolleri değildi. Şoför, molaları olması gereken sürenin üzerinde tuttu; mola dışında, yalnızca dişini fırçalamak için aracı durdurduğu bile oldu. Seyir halindeyken telefonla konuşması ise başlı başına ayrı bir meseleydi. Otobüs geciktiği için firma tarafından arandığında ise yoğun trafik ve polis kontrollerini gerekçe gösterdiğini duydum. Oysa yol boyunca gördüğüm tablo bu açıklamalarla örtüşmüyordu. Gecikmeye sitem ettiğimde tavrın kişiselleşmesi de meselenin başka bir yönüydü. Sizin de vurguladığınız gibi, trafik olur, arıza olur, yol kapanır; bunlar anlaşılır. Fakat bir yolcunun saatlerini başkasının keyfiliği yüzünden kaybetmesi başka bir şeydir. Yolcu yalnızca bir yerden bir yere götürülmeyi değil, zamanına saygı gösterilmesini de bekler. Çünkü kaybolan beş saati hiçbir firma geri veremez.

Recep Aydın

12 Ağustos 2026 14:51

"Okur" mahrecli yazan, kendini komik sanan komedyene: Mizah anlayışınız Bilet satış bürolarınin hizmet kalitesinden de geri kalmış."

Azizim

12 Ağustos 2026 11:13

Hak gasbını marifet zanneden bir güruh haline dönmüşler!...Çok çok yazık.İnsan ahlaksız olunca canavarlaşır.Her yönden,sosyal veya ekonomik farketmez.Kazandıklarını zannedenler aslında kaybediyorlar.Başta insanlıklarını...

okur

12 Ağustos 2026 10:41

halay cek ali osman mahmut tuncerin dedigi gibi halay seni heryere göturur

RECEP AYDIN/SOSYAL BİLİMCİ

12 Ağustos 2026 05:47

Havaalanına ulaşmak için katlanılan onca yol zahmeti ve terminal içindeki o yorucu koşuşturma, arkasında genellikle sevdiklerine kavuşma veya önemli bir programa yetişme heyecanı barındırır. Ancak Adana’da kendisini bekleyenler olan bir yolcunun, sırf havayolu şirketinin fazladan bilet satması nedeniyle uçağa alınmayıp evine geri dönmek zorunda kalması, kelimenin tam anlamıyla bir hayal kırıklığı ve büyük bir mağduriyettir. Şirketlerin bu süreçte sunduğu hediye biletler ise ne yazık ki bozulan planların, kaçırılan fırsatların ve yaşanan psikolojik yıpranmanın yerini dolduramaz. Program aksadıktan sonra verilen bir hediyenin yolcu nezdinde hiçbir anlam ifade etmemesi son derece haklı bir tepkidir ve bu durum internetteki şikayet platformlarında da görüleceği üzere münferit bir olay değil, sistemik bir sektörel problemdir.Havayolu şirketlerinin uçuşa gelmeyecek yolcuları istatistiksel olarak tahmin ederek koltuk sayısından fazla bilet satması, küresel olarak uygulanan yasal bir finansal stratejidir. Ancak bu durum, uçağa binemeyen yolcuların yasal haklarından mahrum bırakılabileceği anlamına gelmez. Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü mevzuatına göre, bu tür kapasite üstü bilet satışı durumlarında yolculara sadece sembolik hediyeler değil, zorunlu yasal haklar tanınmıştır. İç hat uçuşlarında uçağa kabul edilmeyen bir yolcuya, havayolu şirketi tarafından o günkü kur üzerinden yüz Avro karşılığı nakit tazminat ödenmesi zorunludur. Bununla birlikte bilet ücretinin kesintisiz iadesi veya Adana’ya yapılacak ilk uygun uçuşla ücretsiz değişim hakkı da mevcuttur. Ayrıca yeni uçuş beklenirken geçecek süreye bağlı olarak havayolu şirketinin yolcuya ücretsiz yemek, içecek, konaklama ve ulaşım sağlama yükümlülüğü de bulunur.Yaşanan bu haksızlık karşısında sessiz kalmamak ve yasal hakları sonuna kadar aramak, havayolu şirketlerinin bu ticari stratejiyi suistimal etmesini engellemek adına büyük önem taşır. Yolcuların öncelikle havayolu şirketinden overbooking nedeniyle uçağa alınmadıklarına dair resmi bir yazı talep etmesi ve ardından şirkete yazılı olarak tazminat başvurusunda bulunması gerekir. Şirketin olumsuz yanıt vermesi veya on gün içinde geri dönüş yapmaması durumunda, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’nün internet sitesi üzerinden hak ihlali başvurusu yapılabilir. Ayrıca iptal olan program nedeniyle oluşan konaklama veya etkinlik kaybı gibi somut maddi zararların tazmini için de Tüketici Hakem Heyetleri’ne müracaat edilerek hakkın hukuki yollardan aranması mümkündür.

Ali Osman Aydın Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle