• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Osman Aydın
Ali Osman Aydın
TÜM YAZILARI

Bayram Okumalarım

30 Mayıs 2026
A


Ali Osman Aydın İletişim: [email protected]

Bayram Okumalarım

  

ALİ OSMAN AYDIN

 

Hürriyet Kasidesi

“Genç Namık Kemal, bir gün "Encümen-i Şuara" arkadaşlarından Leskofçalı Galib'in divanını karıştırırken:

Olup mecrûh-i peykân-ı havadis tâir-i devlet Demâdem hûn akar çeşmim gibi enzâr-ı milletten. (Kader okundan yaralanan devlet kuşunun Millet (adlı) kanadından gözüm gibi daima kan akar)


beytine rastlıyor. Yıldırımla vurulmuşa dönüyor. Kâni Paşazâde Rıfat Bey'e yazdığı bir mektupta bundan şöyle bahsediyor: 

"Kıraatinden hâsıl olan teessürümü nasıl tarif edebileceğimi bilmem. Dünyada ne kadar âlâm ve ekdâr var ise cümlesi başıma üşüp bi-ihtiyar sokağa fırladım. Tavr u hareketimi gören mutlaka divāne zannederdi."

Burada, vatan ve millet konuları karşısında derin ve şiddetli heyecan duyan bir mizacın ifadesini buluyoruz.


Edebiyat dünyasına geçen Nâmık Kemal, bu mizacın büyümüş ve yükselmiş bir heykelidir. Leskofçalı Galib, eski tarzda güzel şiirler yazan, tasavvufa meyyal, rindmeşrep bir şairdi. Büyük bir vatanperver ve kahraman değildi. Nâmık Kemal, Hürriyet Kasîdesi'nin kıvılcımını ondan alıyor. Fakat bu kıvılcımdan bir yangın, bir ihtilâl yangını çıkıyor. Hürriyet Kasidesi, vezin, kafiye ve ilham bakımından yukarı ki beyitten geliyor. Fakat Nâmık Kemal'in bu manzumeyi, 1860 yıllarına rastlayan bu ilk şevk esnasında yazdığını zannetmiyoruz. "Bâb-ı Hükümet"ten çekilme hadisesi, 1867 yılında vuku bulur. Arada Nâmık Kemal, Şinâsi'yi tanır, Babıâli'ye girer, batılı yazarları okur, "Genç Osmanlılar" adını alan bir ihtilal cemiyetine girer, Londra'ya kaçar. Ora-da Hürriyet isimli bir gazete çıkarır. Kasîdenin bazı beyitlerine işte bu gazetede rastlarız. 



 

Bu sıralarda Namık Kemal, şahsiyetinin en kuvvetli ânını yaşar ve bu manzumede biz bu ânı buluruz. Daha ilk beyitten itibaren karşımıza bir ihtilâlci tipi çıkıyor: Devrin iktidarına bir prensip nâmına karşı gelen, muhalefet eden, savaşan bir insan.

Nâmık Kemal ve bu manzume ile edebiyatımızda yepyeni bir şey başlıyor. Edebiyatçı ve edebiyat, başka bir mânâ kazanıyor. Eski edebiyatın umumiyetle dalkavuk, iktidardakileri methetmekle övünen şairi yerine, iktidara karşı cephe alan, arkasını saraya değil, halka dayayan ihtilal adamı geçiyor ve edebiyat artık. Beyaz kâğıt üzerinde oynanan sâkin ve eğlenceli bir kelime oyunu olmaktan çıkarak, bir mizacın, bir fikrin, bir hayatın ifadesi oluyor. Mistiklerden sonra Türk edebiyatında yeniden sanatla şahsiyet birleşiyor. Sanat, kuvvetini insandan alıyor. Yazar eserine hayatının mânâsını koyuyor. Namık Kemal'i okurken, daima kendisini, hayatını ve yaptıklarını düşünüyoruz. Kendisini eserinden ayıramıyoruz. Bu yeni bir mistisizmin, cemiyet mistisizminin başlangıcıdır. Nâmık Kemal. yeni çağın en büyük hususiyeti olan cemiyet mistisizminin bizde ilk havârisidir. Onunla hem edebiyatımız hem cemiyetimiz değişmeğe başlıyor.


 

 Cemiyet mistisizmi, din mistisizmi gibi, bazı ulvi kıymetler yolunda ferdin kendisini feda etmesi olarak tarif edilebilir. Nâmık Kemal. Türk cemiyetine, uğrunda ölünebilecek bazı yeni kıymetler getiriyor. Bu şiirde bu kıymetlerin ortaya konulduğunu ve yüceltildiğini görüyoruz.

Her mistisizm, idealin gerçeğe hâkimiyetidir. Bundan dolayı o, gerçeğe esas itibariyle zıttır. Mistisizm aşağı olanı yüceltir, ideal seviyeye ulaştırır. Mücadele, muhalefet, kavga onun mahiyetinde vardır.


Hayatını yüce kıymetler uğrunda feda etmek kahramanlığı doğurur. Nâmık Kemal'e verilen ilk vasıf kahramanlıktır: Hürriyet ve vatan kahramanı. Bu şiir onun bu vaziyetini ortaya koyuyor. Hakîr görülen şeyler, yüceltilen şeyler; gerçek, ideal; bunlar arasındaki tezat; çekilen ıstırapla özlenen saadet... Bu şiirin özünü, işte bunlar teşkil eder.”

Tanzimat’tan Cumhuriyete Şiir Tahlilleri / Mehmet Kaplan

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23