Savunma diye oynanan tiyatro.. Ekrem soruyor, Fatoş cevaplıyor!
Savunma diye oynanan tiyatro.. Ekrem soruyor, Fatoş cevaplıyor!
ALİ KARAHASANOĞLU
Siz ne utanmaz insanlarsınız.
Siz ne pişkin yalan söyleyen insanlarsınız.. Lafı uzatmadan, hemen konuya gireyim..
İBB yolsuzluğu davasının dünkü duruşmasında başsanık Ekrem İmamoğlu, ihaleleri yandaş müteahhitlere paylaştıran tutuklu sanık Fatoş Ayık’a soruyor:
“Bir irtibatımız, kurumsal çalışmadaki bütünlükçü yapımızın dışında bir irtibatımız oldu mu Fatoş Hanım?”
Geçtiğimiz hafta da size ifadesini ve iddianamedeki suçlamalara cevap vermeme noktasındaki uyanıklığını aktardığım Fatoş Ayık cevap veriyor:
“Hayır Başkanım, olmadı. Yani etkinliklerde karşılaşmak dışında olmadı.”
Asrın yolsuzluğu davasında pişkinlik had safhada..
Ekrem İmamoğlu devam ediyor: “Ben tabii keşke olsaydı diye düşündüm..”
Pişkinlik tek taraflı değil.. Fatoş Ayık da katılıyor, aynı pervasızlığa: “Karşılaşma değil. Ben sizi görüyorum, siz beni görmüyorsunuz.”
Ekrem İmamoğlu işin sadedine gelmemenin rahatlığı ile tiyatroya devam ediyor: “Evet, doğru. Ben de keşke olsaydı diyerek sözümü tamamlamak istiyorum.”
Bu muhabbetin mahkeme salonunda, savunma diye yapıldığını hatırlatıp, iddianameden Fatoş Ayık’a yönelik bir bölümünü geçtiğimiz hafta aktardığım yazışmaların, şimdi bir başka bölümünü daha aktararak maskeleri indirelim.
Bakalım, “Ben sizi gördüm mü?” sorusuna..
“Yok siz beni görmediniz, ben sizi gördüm”’ rahatlığı ile anlatılan muhabbetin arkasında, hangi yolsuzluklar gizlenmiş:
“Nazli Webtv: Fatoşcum, Emrah bey de burada, Sibel hanımla birliktek onustruk, 15 olarak ilerleyeceğiz.
Fatoş AYIK: Tamam gzüel”
Haydi bakalım anlat Fatoş hanım, nedir güzel olan?
Nedir 15 olarak ilerleyeceğiniz?
Kimdir Emrah, şu an yurtdışında kaçak olan Murat Ongun’un kankası müteahhit değil mi?
Ne utanmaz insanlarsınız siz..
Ne kadar rahat bir savunma ile, bir de tahliye talebinde bulunabiliyorsunuz?
Belediyenin içini oymuşsunuz. Müteahhitlerle oturup, al takke ver külah iş bitiriyorsunuz.
Bir de kalkmışsınız, “Ben Ekrem beyle biraraya gelmedim” diye, savunma yapıyorsunuz.
Ekrem beyle bir araya gelmediniz, anladık.. Şüpheliyim ama, “anladık” diyor geçiyorum.
Anlatın şu Emrah’ı da, öğrenelim.
Anlatın şu “15 ile yürümeyi” de öğrenelim..
Devam ediyor muhteremlerin görüşmeleri:
“Nazli Webtv: 2025 BÜTÇEYE 15 mio maliyet YAZILmış dedim
Fatoş AYIK: sahanesin”
Savunmalarına “ben yetkili değilim” diye başlayan hanımefendiler, bakın iş başında iken nasıl yetkili imişler:
“Nazli Webtv: Adetleri birlikte ayslarız Fatoşcum. 15 yerine 20 olarak konuştuk son karar”
Kimle konuşuyorsunuz, müteahhit ile mi?
Siz mi belirliyorsunuz rakamları..
Hani ihale vardı. Hani canlı yayında ihale yapılacaktı.. Ne oldu şimdi, kapalı kapılar ardında, müteahhit ile Nazlı hanım, Fatoş hanım mı belirliyor rakamları..
Haklarını yemeyelim, bir yerde Fatoş hanım itiraz edecek oluyor, duraklıyor..
O kısmı da aktarayım:
“Fatoş AYIK: Bunu emel ve pinar hanim ile paylaşmak laizm. Beni aşar.
Nazli Webtv: Emrah bey pınar hanımla konusacakmıs
Fatoş AYIK: 20 mio zaten uygun olmayabilir. İşin yüzde 80ini asiyorsa sıkıntı olabilir. Adetlere bakmak lazim”
Hokkabazlara soruyorum.
Bugün hala, “Var ya, biliyor musunuz.. Ekrem İmamoğlu cumhurbaşkanlığı’na aday olduğu için soruşturmaya muhatap oldu” diyen ahlaksızlara soruyorum.
Kemal Kılıçdaroğlu’nun arınma çağrısına, “Hain” diyerek cevap verenlere soruyorum..
Avrupa Parlamentosu’ndan Vladimir Prebilic’in raporuna istinaden, Adalet Bakanı’mıza yaptırım gelebileceğini söyleyen şarlatanlara soruyorum..
Arkadaşlar, ne kadar utanmazsınız siz.
İhalenin şartları, miktarı, fiyatı, müteahhit ile birlikte mi belirlenir?”
Yok mu bir cevabınız?
Hatırlatıyorum, “Siz duruşmada bu konulara hiç girmiyorsunuz diye.. Savcının bu anlattıklarınızı yediğini mi sanıyorsunuz. Hakimin size hak verdiğini mi sanıyorsunuz.”
Kapı gibi yazışmanın tüm ayrıntıları, orada dosyada duruyor.. Yerim yok, tamamını yayınlayamayacağım..
“29 Ocak 2025 tarihli konuşmalar;
Fatoş AYIK: Pınar hanım günaydın, altyüklenici ihaleleri davet edilecek firmalar için emrahı aramıştım. Bugün iletişimde. 10.30 da buluşalım dedi. Bilginiz dahilinde gitmek isterim.
Pınar TÜRKER: Benim görmem lazim firmalari, isim nace sermaya sahipleri ogren, bir de baraka vb olsun benimle de bakmasi lazim. Söylersin.
Fatoş AYIK: Tabi tabi ben firma önerilerini alıp detay bilgileri ile size sunacağım.”
Abla ne yapıyorsunuz siz?
Orayı Ahmet efendinin kahvehanesine mi çevirdiniz. Orası belediye mi, yoksa kahvehane mi?
Dağıttığınız kamu imkanlarının çarçur edildiği ihale mi, yoksa babanızın mirası mı?
Hani soruyor ya, duruşmada Ekrem İmamoğlu bey, Murat Ongun bey..
“Fatoş hanım.. Pınar hanım.. Benim size hiç talimatım oldu mu?”
Onlar da nezaketle cevap veriyorlar: “Olmadı sayın başkanım. Olmadı sayın müdürüm.”
Alın size tapu gibi belgesi:
“Pınar TÜRKER: Okey. Aldin mi firmalari?
Fatoş AYIK: Produksiyon ve imaj filmde da değiştireceğiz dedi. Murat bey 2 firma ismi vermiş ama gün içinde teyidlesip haber vereceğim dedi. Reklam tarafı aynı Sg yerine de imagina olabilir dedi. Akşam yada yarın sabah size son durumu iletirim. Üzerine değerlendirilir dedi.
Pınar TÜRKER: Her firmaya dair sabah yazdigim sekilde detay istiyorum
Fatoş AYIK: Evet ben hepsini hazırlayacağım isimler gelince
Pınar TÜRKER: Sonra gelsin benimle konussun
Fatoş AYIK: Tamamdir”
Ablalar, nedir bu konuşmalar.
Siz ihale mi yapıyorsunuz, yoksa Murat Ongun’un emri ile Emrah Bağdatlı’ya belediye kasasını mı aktarıyorsunuz?
Bir de utanmadan, “biz kimseden talimat almadık” diyorsunuz..
Daha başka ne talimatı alacaksınız.
Daha neyin emrini alacaksınız?
“Fatoş hanım. Hazroool. Önce sağa, sonra sola selam çaaak. Şimdi rahat.. Yerinize oturabilirsiniz..” emri mi bekliyorsunuz.
İBB yolsuzluk davasında sona yaklaşılıyor..
Tutuklu sanıklardan 17 kişi kalmış, ifadesini verecek.
Bunların sonuncusu da, Ekrem İmamoğlu.. Bakalım, köydeki çocukluğundan mı başlayacak savunmaya..
Yoksa Hz. Adem’den dolayı, hepimizin kardeş olduğundan mı?
Hazırlanın, tiyatronun son perdesi yaklaşıyor.