MHP’nin muhaliflerinden bir cacık çıkmaz!
Medyanın ülkeyi yönettiğini, MHP muhalifleri olayında bir defa daha yaşayarak gördük.
Peşinen söyleyeyim..
Benim şahsi görüşüme göre..
İdeolojik pencereden baktığımda..
Devlet Bahçeli veya Meral Akşener..
Sinan Oğan veya Koray Aydın arasında, benim için zerre miskal fark yok..
Alın birini, vurun ötekine..
Ama medya, MHP’deki yönetim değişikliği ile..
Halkı aldatacak malzemeler üretebileceği düşüncesi ile..
MHP’nin muhaliflerini, bir kalaylıyor, bir cilalıyor ki..
Şaşıp kalıyoruz.
Ne imiş?
CNN’inden tutun.. Hürriyet’ine.. Hatta azılı MHP düşmanı Cumhuriyet’ine kadar hepsinde söylem şu:
“Meral Akşener, MHP’ye genel başkan olursa, ilk gireceği seçimde % 20 oyu garanti.. Fazlasını da alabilir!”
Bir tane akıllı da çıkıp sormuyor:
“Meral Akşener’in halk tabanında böyle bir gücü var ise.. Verin parayı, kursun partiyi.. Biz de görelim yüzde 20’yi.”
Pardon, “Yüzde 0.2” diyecektim de..
Doğan medyasının rakamını kaçırdım, klavyemden..
..
Neyse ki, MHP’deki muhalefetin çapının ne olduğunu öğrenmekte fazla zorlanmadık.
“600 delegenin imzası burada” dediler..
Mahkemeye gidip, “olağanüstü kurultay” için, “çağrı heyeti” kararı aldırdılar..
Ama açıkladıkları 15 Mayıs’ta, o kurultayı yapamadılar.
Oradan belliydi, bir halt yiyemeyecekleri..
Ama rakiplerini devleştirip, “Siyasi iktidar da MHP yönetimini destekliyor” propagandasına soyundular..
Güya AK Parti, MHP’li muhalifleri istemiyormuş..
MHP yönetiminden memnunmuş..
Neyse ki..
Yargıtay kararından sonra..
19 Haziran’da kurultayı tekrar topladılar..
Daha doğrusu toplamış gibi yaptılar..
Saat 10.00’da toplanacak olan kurultayın divan seçimini, saatlerce bekledik..
Divan seçiminden sonra..
Bir madde değişikliği için toplanan kurultayda, adeta yangından mal kaçırır gibi, bakkal Ahmet usulü bir taktik ile..
Tüzüğün 13 maddesini birden değiştirmeye kalktılar..
İlk gün söyledik..
“Ankara 12. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin çağrı heyetini oluşturma kararında verdiği yetki, sadece 63/4. maddenin değiştirilmesi ile ilgili. Bunun dışında değişiklik yapılamaz” diye..
Nitekim dün Ankara 3. Asliye Hukuk Mahkemesi, 19 Haziran günü toplanan olağanüstü kurultayda alınan kararların yürütmesinin durdurulmasına karar verirken, gerekçelerden birisi olarak da, bunu gösterdi..
Sonuçta, 15 Mayıs’ta nasıl kurultayı toplayamadılarsa..
Aynı şekilde..
19 Haziran kurultayını da, toplanamamış sayabilirsiniz..
Yürütmenin durdurulmasının anlamı, işte bu..
Eeee.
İki denemede de, bir kurultayı toplamayı beceremeyen MHP’li muhalifler..
Seçilirlerse, ülkeyi böyle mi yönetecekler?
Bırakın ülkeyi yönetmeyi..
O bir hayal..
Kazaen MHP’nin yönetimine seçilirlerse..
MHP’yi böyle karakucak usulü mü yönetecekler?
Tüzüğün bir maddesini değiştirmek için toplanıp..
“Hazır sizi burada bulmuşken..” diye söze başlayıp..
“Haydi 13 maddeyi daha değiştirelim” çakallığına mı soyunacaklar?
•
Olayı bir de şu açıdan değerlendirelim..
MHP’nin 1200 kişilik delegesinden % 50 desteği bile..
Şöyle göstere göstere..
Sinan Oğan.. Koray Aydın.. Ümit Özdağ desteğine rağmen alamayan Meral Akşener..
Doğan medyasının pompalamasına göre..
Halktan asgari % 20 oy alacaktı..
Yani partinin oyunu, otomatikman % 50 artıracaktı..
Düşünebiliyor musunuz.
Partinin şu anki delegelerinin yarısının dahi desteğini alamayan bir kişi..
Partiye genel başkan olduğu anda..
Partinin önceki seçimde aldığı oyu tekrar aldığı gibi..
Bir de.. Önceki seçimlerde MHP’ye oy vermeyenlerden aldığı destekle, partinin oyunu % 50 artıracaktı..
Şimdi görüyoruz Hanya’yı.. Konya’yı..
Kurultay toplamasından haberi olmayan siyasetçilerin değersizliğini..
Medyayı arkasına alarak meydana çıkanlara, halkın önem vermediği gerçeğini..
•
YAŞAR NURİ’NİN ÖLÜMÜ
Yaşar Nuri, her ne kadar laikçilere şirin görünme kompleksine girmiş ise de..
Sonuçta bir hafızdı..
En azından laikçilerle görünmeye başladığı yıllarda..
Alnı secdeli bir insandı..
Tercihini, dindar insanlardan yana değil..
Laikçi zorbalardan yana yapmıştı..
28 Şubat’ın en netameli günleri idi..
8 yıl kesintisiz eğitim yasası yeni çıkmıştı..
Yaşar Nuri Bey de, 8 yıl kesintisiz eğitim yasasını yorumlarken, “İmam hatiplerin orta kısımlarının kapatılmasını hayırlı buluyorum. Lise seviyesinde, daha yoğun ve gerçek bir din öğretimi olacak..” türünden bir açıklama yapmıştı..
Akit de, bu açıklamasını haberleştirirken, gereken cevabı yapıştırmıştı..
Yaşar Nuri, o gün telefonla aramış, sitem etmişti..
“Laikçilerin yanında değil, dindarların yanında olduğu”nu söylemiş, ama “dindarlara başka türlü hayat hakkı tanınmadığı” türünden savunmalarda bulunmuştu...
Tabii bu sözler..
Onun laikçilerle birlikteliğinin ilk yılları olduğu için..
Muhtemelen, dindar kesimden aldığı tepkiler üzerine, bana öyle bir açıklama yapmıştı..
Bugün geldiğimiz noktada..
Yaşar Nuri’nin, İmam Hatiplerin orta kısımlarının kapanmasının hayırlı olacağına dair yorumunu.
Şöyle doğru görmek mümkün..
Kesintisiz yasası ile.. Vicdansızlık. Zalimlik.. Gaddarlık. öyle bir tavan yaptı ki.. Bu zulmün sonunda.. Dindarlar patlama yaparak, AK Parti’yi tek başına iktidara getirdi. AK Parti de geç de olsa, İHL’leri yeniden açtı. Bununla yetinmedi.. Ortaokullara bile, seçmeli Kur’an-ı Kerim dersi koydu..
Bu açıdan belki hayırlı oldu..
Ama 1996-2012 dönemindeki nesli de, kaybettik.
O dönemin günahı Yaşar Nuri’ye..
Sonraki dönemin sevabı da, artık AK Parti’ye..