• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu
TÜM YAZILARI

Hep aynı taktik! Gezi, Tahir Elçi, Sinan Ateş!

13 Haziran 2024
A


Ali Karahasanoğlu İletişim: [email protected]

 

Gezi isyanında aynı taktik..

Tahir Elçi cinayetinde aynı taktik.

Sinan Ateş cinayetinde aynı taktik..

Bunların hepsi aktüel olanlar.

Aktüel olmayanlar, bugünlerde gündemde olmayan derin olaylar.. Baktığınızda, onlarda da hep aynı taktiği görüyorsunuz..

Kendileri vuruyorlar.. Vurdurtuyorlar. “Mecbur bırakıldığımız eylem şekli idi” deyip, kendi teröristlerini aklayıp, paklıyorlar..

Ama kendilerine, hatta kendilerini de geçtik, artık zıt kardeşlerine yönelik bir küçük olayda, kafaları karıştırıp, hedef tahtasına koyduklarını linç etmeye kalkıyorlar..

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, CHP’yi ziyarete gidiyor.

CHP Genel Başkanı’nın odasında, Gezi isyanı sırasında ölen 8 kişinin çizimi var.. Kendi içlerinden kaldırmak gelmese de.. Nezaketen de olsa.. “Biz katılmıyoruz ama, bu konuda kesinleşmiş mahkeme kararları var” gerekçesine dayalı olarak da olsa..

Gezi olayları hükümeti devirmeye teşebbüs olarak nitelendirildiği ve o tarihte de hükümetin başında Tayyip Erdoğan olduğu ve onu devirmek için Gezi isyanı başlatıldığı için, kendilerine ziyarete gelen kişiye ev sahipliğinin hatırına, Gezi isyanına katılan kişilerin çizimini duvardan kaldıracaklarına..

İnadına inadına..

Görüşmenin haberini, Gezi direnişçileri üzerinden veriyorlar..

Ben de soruyorum:

O çizimde, 8 kişi var.

Oysa Gezi olaylarında 8 sivil, 2 de polis öldü.

Siz polisleri, insandan saymıyor musunuz?

CHP genel başkanlık makamında, niçin iki polisin çizimi yok?

Buyursunlar cevap versinler..

Devam ediyorum. Gezi isyancıları, çizimde yer alan Berkin Elvan’ın cenaze töreninde, cenaze katılımcıları tarafından açılan ateşte, Burak Can Karamanoğlu öldürüldü.

Onun çizimi niye, CHP Genel Başkanlık makam odasında yok?

Devam ediyorum..

Çizimde yer alan Berkin Elvan’ın ölümüne sebep olan gaz fişeğini hangi polisin attığı, emri kimin verdiği, fişeği kimin getirdiği vesair isnatlarından sorumlu tuttukları kişilerin hemen tespit edilmediğini gerekçe göstererek, DHKP/C’li teröristler, savcı Selim Kiraz’ı, makam odasında rehin alıp, şehid ettiler..

Yani, CHP genel başkanlık makam odasında, Gezi olayları sırasında ölenlerin intikamı alındığı öne sürülerek şehid edilen bir savcı var iken.. Bu savcının resmi, başkanlık odasında yok.. Ama teröristlerin kendilerini yanında gösterdikleri Gezi isyancılarının resmi var..

Daha vahimini söyleyeyim.

Savcıyı şehid eden teröristler, “mecbur bırakıldık” diye bir açıklama yaptılar. Makul bir açıklama imiş gibi, Cumhuriyet gazetesi de, bu ifadeyi manşetinden verdi..

Bu açıklamayı tekrarlayan Ahmet Şık da, milletvekili yapılarak, ödüllendirildi..

Şimdi soru şu:

DHKP/C’li teröristler, “mecbur bırakıldık” diyorlar da.. “Gaz fişeğini kullanan polis hemen bulunmadı. Biz de mecbur bırakıldık, savcıyı öyldürdük” diyorlar da. Bu sözler ulusal çapta yayın yapan bir gazete tarafından makul gibi gösteriliyor da..

8 sivilin ölümünde kusurlu hareketleri olan polislerin, “mecbur bırakıldık” deme hakları yok mu?

Birisi “mecbur bırakıldık” diyerek, kasten savcı şehid ediyor.

Ama polisler, “Topluluk dağılmadı. Dağıtmak için gaz fişeği kullandık. Öldürme kastımız yoktu. Gaz fişeği kullanmaya mecbur bırakıldık” deme hakları yok..

Öyle mi, CHP’li yöneticiler?

Öyle mi, Cumhuriyet gazetesinin çok akıllı yöneticileri..

Erdoğan’ın Özel’i ziyaretinde Gezi isyancılarının resimleri damgayı vurduğu gibi..

Dün ajanslardan geçen Tahir Elçi cinayetinde de, yine Gezi isyanındaki solcuların taktiğinin bir benzeri yaşandı..

“Tahir Elçi davasında yargılanan polislere beraat” başlığı attılar.

Sanki Tahir Elçi’yi polislerin öldürdüğü kesin imiş..

Sanki Tahir Elçi cinayeti çok basit, çok yalın ve net, hiçbir karmaşık yönü olmayan, polislerin karıştığı bir olay varmış..

Buna rağmen beraat kararı veriliyormuş gibi algı yapılmış.

Duruşmaya katılanlara bakıyoruz, Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan’dan başlayın..

Tahir Elçi’nin eşi olması hasebi ile CHP’den milletvekili yapılan Türkan Elçi orda..

CHP adına milletvekilleri Aliye Timisi Ersever, Okan Konuralp,Sezgin Tanrıkulu, Sevda Erdan Kılıç, Yüksel Taşkın, Cumhur Uzun ve Sibel Suiçmez orda.

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ayşe Serra Bucak Küçük, DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, DEM Parti milletvekilleri, çok sayıda kentin baro başkanı, uluslararası hukuk kuruluşları ve çeşitli sivil toplum kuruluşu temsilcileri orda..

Bir tanesi bile demiyor ki, “Vicdansızlık yapmayalım. İlkesizlik yapmayalım.. Gerçekleri çarpıtmayalım.. Tahir Elçi’yi öldüren kurşun sıkılmadan iki dakika önce, üç polis, PKK’lı teröristler tarafından, aynı mahalde şehid edildi.. O şehid edilen polisleri anmadan, onlara kurşun sıkan PKK’lı teröristleri kınamadan, Tahir Elçi’nin katilini arayamayız.. Ararsak, vicdanlı hareket etmiş olamayız. Bir yandan üç polisi şehid eden teröristleri aklarken.. Diğer taraftan Tahir Elçi’yi öldüren kurşunun kimin tabancasından çıktığını araştırmamız, sorgulamamız dürüst bir davranış olmaz..” 

Evet, Tahir Elçi vurulmadan iki dakika önce, aynı bölgede, sokağın başında, PKK’lı teröristler üç polisi şehid ettiler.. 

Tahir Elçi’yi kim vurdu, PKK’lı teröristler mi?

Yoksa olay mahallindeki polisler, kaçan teröristleri vurmak isterken kaza ile mi Tahir Elçi’yi vurdu? 

Gerçek ortaya çıkarılsın, amenna..

Ama, Tahir Elçi’nin vurulmasından 2 dakika önce şehid edilen üç polisin katillerini hiç sormayanlar.

Bize ne polislerden diyenler.

Hatta o teröristleri terörist olarak görmeyenler..

“Zaman zaman şiddete başvuran hak arayan örgüt” diye övgüler düzenler (Bu tanımlama, tam da o olayda ölen Tahir Elçi’nin birkaç ay öncesinde yaptığı açıklama idi)..

“Polisler niye beraat etti?” diyerek, ortalığı birbirine katıyorlar..

Erinç Sağkan, “Polislerimizi şehid eden PKK’lı teröristleri oraya getirenler kimlerdi, arabayı teröristlere verenler, silahı teslim edenler, gözcülük yapanlar, olay mahallinden kaçması için çaba sarfedenler, sonrasında evinde saklayanlar, yurtdışına çıkmasına yardım edenler, belediye imkanlarından yararlandıranlar.. Vs. diye bir dizi soru yöneltmeden..

Şehid polisleri unutturuyorlar..

“Hani Elçi’nin katilleri” diyorlar..

Aynısını, Sinan Ateş cinayetinde de görüyoruz..

Katiller büyük oranda belki de tam olarak bulunup, cezaevine konulmuş, 1 Temmuz’da yargılama başlayacak..

Ama sanırsınız ki, Sinan Ateş olayında tek bir kişi bile cezaevinde değil..

Gözcü yakalanmış. Motorsikleti veren alınmış. Getiren, kaçıran, tabancayı veren, ... Hemen hepsi cezaevinde..

Ama yine de “yetmez” diyorlar..

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

şüayıp

İnsaf merhamet,adalet kişi için en büyük nimettir

şüayıp

İnsaf merhamet,adalet kişi için en büyük nimettir
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23