• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu
TÜM YAZILARI

Ekrem İmamoğlu, Adnan Menderes’e mi Cem Uzan’a mı benziyor?

11 Nisan 2026
A


Ali Karahasanoğlu İletişim: [email protected]

Ekrem İmamoğlu, Adnan Menderes’e mi Cem Uzan’a mı benziyor?

ALİ KARAHASANOĞLU

“28 Şubat sürecinin hemen sonrası idi..

İnternet siteleri henüz yeni yeni televizyonlarla yarışacak şekilde canlı haberler vermeye başlamıştı..

İnternet sitelerini dikkatle tarar, en hızlı şekilde yayınlanan haberlerden bilgi sahibi olmak isterdim..

Hortumcu Cem Uzan ve ailesine, Türkiye Cumhuriyeti tarihindeki en büyük yolsuzluk davasının açıldığı günlerdi.

Cem Uzan’ın gazetesi vardı. Televizyonu vardı.  Bankası vardı, hem de iki tane.. İnşaat şirketleri, Mobil telefon şirketleri.. Malvarlığı, Koç, Sabancı ailelerinden sonra üçüncü sırada yer alıyordu.. 



O zenginlikleri, siyasi parti ile taçlandırmak istedi.. Kimbilir belki de, o güne kadarki hırsızlıklarının görünür olması için, böyle bir delilik yapmasına ihtiyaç vardı.

Belki siyasete girmesi ile yaptığı yolsuzluklar görünür oldu.

Belki, yolsuzlukların üzerine gidileceğini anladığı an, ‘siyasete girdiğim için benim üzerime geliyorlar’ demek için, son bir can havli ile, siyasete atıldı..

Yargılamalarda her şey ortaya çıktı.. Yaptığı hırsızlıkların hesabı sorulduğunda, ‘Ben siyasete girdiğim için, bana operasyon yapılıyor. Siyasi iktidar, kendisine rakip parti istemiyor’ diye savunmalar yaptı.



Anlı şanlı gazeteciler ve televizyon yorumcuları, Cem Uzan’ın medyasında bu açıklamaları, gazetelerindeki köşelerinde savundular. Televizyon ekranlarında ‘Siyasete kumpas kuruluyor’ diyerek ana haber bültenlerinin birinci haberi yaptılar..

Cem Uzan’ın siyasete girdiği için şirketlerine el konulduğu iddiası, yargılamanın sonraki aşamalarında, zamanla yerini ‘Tarihin en büyük hırsızı’ tespitlerine bıraktı.

20 milyar dolara yakın milletin parası, iç edilmişti..

Sahte hazine bonosu satmaktan, bankada iki defter tutmaya kadar yüzlerce suç tespit edildi..

Cem Uzan kaçtı.. Şimdi çaldığı paralardan kaçırabildikleri ile, hayatını yine lüks içinde devam ettiriyor..

Türkiye’ye dönemiyor. Yaptığı yolsuzluklar sebebi ile aldığı cezayı çekmemek için, kaçak yaşıyor.



Bir zamanlar seçim meydanlarında ‘vatanım’ dediği Türkiye’ye, 17 yıldır gelmedi, gelemiyor..

Uzan ailesine yönelik operasyonun benzeri, yolsuzluklara karışan isimlere yönelik beyaz sayfa açma amaçlı operasyon, bugünlerde Silivri duruşmaları ile tekrarlanıyor..

Suç işledikçe pervasızlaşan. Elde ettiği para ile herkesi satın alacağını düşünen. 

Bu yolda, 100 yıllık partinin genel başkanını bile topladığı rüşvet paralarının bir kısmını dağıtarak değiştiren hortumcular, şimdi hesap veriyorlar.

İnternet sitelerinin yanısıra, sosyal medya hesaplarından da, duruşmalardaki gelişmeleri, an be an izliyoruz.”

Yukardaki cümleleri, bir yerlerden alıntı yapmışım gibi, italik yaptım.. 

Aslında kendi ifadelerim..

Ama..


Karar gazetesinde Ahmet Taşgetiren’in, dünkü yazısına alternatif olması açısından “italik” harflerle, kendime ait ifadeleri yazdım.

Buyrun Taşgetiren’in, Ekrem İmamoğlu’nu Cem Uzan’a benzetmek yerine, Adnan Menderes’e benzettiği cümlelerini de aktarayım, nasıl bir tilkilik ile karşı karşıyayız, görün. 

Hortumcu ile hortumcuyu..

Siyasi davaya muhatap olan ile siyasi davaya muhatap olanı karşılaştırma yerine..

“Suçsuz yere yargılanan” ile, “suçun en kralını işleyenler”i kıyaslayıp, yolsuzlukta zirveye çıkanları siyasi davaya muhatap olmuşçasına savunma rezaletinin seviyesizliğini görün.

Taşgetiren dünkü yazısında anlatıyor:


“Çocukluğumuzda evimizde bir radyo vardı. Babam akşam ajanslarını mutlaka dinlerdi. Yassıada Mahkemeleri günleriydi.

Haber şöyle başlardı: Sanıklar getirildiler, bağlı olmayarak yerlerini aldılar.

Benzeri bir siyasi yargılama şimdilerde Silivri’de gerçekleşiyor. İBB Dâvâsı… Ekrem İmamoğlu’nun ‘suç örgütü lideri’ olarak, onunla birlikte suç örgütünde bulunmakla itham edilenlerin yargılandığı dâvâ.”

Elinizdeki kalem, sizin ahiretinizi  berbat edebilir abiler..

“Keşke o kalem elimde olmasaydı da, yolsuzluk yapanları savunmasaydım” diye pişmanlığınızı ifade etmek zorunda kalabilirsiniz..

Ahmet Taşgetiren, pekala, Ekrem İmamoğlu’nun yargılandığı davaları, hortumcu Cem Uzan’a yönelik davalara benzetebilirdi..

Cem Uzan da, paranın gücü ile, her şeyi yapabileceğini, suçlarının hepsinin üzerini örtebileceğini sanmıştı.. 


O kadar güç zehirlenmesi yaşamıştı kı, siyasete girip, emekli generalleri, emekli yüksek düzey bürokratları, ünlü gazetecileri, şarkıcı-türkücüleri milletvekili adayı yaparak, hortumlarının üzerine gidilemeyeceğini düşündü.

Yargı mensuplarını ağırladığı çiftlik evinde çektiği iddia edilen yatak malzemeli kasetlerle, kendisine yöneltilecek soruşturmalardan sıyrılacağını sandı..

Ama başaramadı, gerçek ortaya çıktı.. Hortumculuğu tescillendi. Şirketlerine el konuldu..

Bugün Cem Uzan’ı savunan bir tane insan yok..

Hatta, taaa 1960’lı yıllara kadar giden bir serüvende, ailenin tüm kazanımlarına el konulduğu halde, baba Kemal Uzan çıkıp da, iki cümle ile kendisini savunamadı.. Yurtdışına kaçtı. Bugün hayatta mı, öldü mü, bilen bile yok..

Buyrun, Ekrem İmamoğlu’nu benzetmek gerekirse, Adnan Menderes’e mi benzetmek gerekir.


Yoksa Cem Uzan’a mı?

Açık ve net soruyorum..

Somut veriler aktararak soruyorum..

Adnan Menderes’e yönelik yargılama, darbe yapılarak başlatıldı. Özel mahkeme kuruldu, orada sözde yargılama yapıldı.. Özel olarak kurulan, hakimi savcısı özel olarak kanunla kurulup atanan mahkemenin kararı kesin olarak açıklandı. İtiraz bile edilmedi. Edilemedi.

Cem Uzan için ise, darbe yapılmadı.. Görevdeki savcılar, özel kanun çıkarılmaksızın, vazifelerini yaptılar.. Özel mahkemede, itirazı mümkün olmayan yargılamalarla değil, klasik yargı hiyerarşisindeki mahkemelerde yargılama yapıldı. İtirazlar incelendi, Yargıtay’da temyiz talepleri görüşüldü ve mahkumiyeti kesinleşti.. AİHM’e gitti.. Hatta çaldığı para çok olunca, uluslararası mahkemelerden de birçoğuna müracaat etti.. Ama mahkumiyeti tescillendi.


Benzetmek istiyorsanız..

Ekrem İmamoğlu’nun yargılanması için bir darbe yapılmamasından yola çıkarak.. 

Özel bir mahkeme kurulmamış olmasından yola çıkarak.. (İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesindeki hakimler değişti vesair şeklindeki gerekçelerin hiçbirinin inandırıcılık yanı yok. Zira onların verecekleri karar, İstinaf’da incelenecek. Yetmeyecek, Yargıtay’da incelenecek. Hatta Anayasa Mahkemesi’ne gidecek.. Yassıada öyle miydi? Yassıada Mahkemesi’nin kararı, Yargıtay’da incelenmiş miydi?)

Devam edeyim mi, verileri karşılaştırmaya..


Adnan Menderes’in mahkeme heyetine yönelik, nezaket dolu konuşmalarına, özel kanunla kurulan mahkeme üyelerinin tehditkar konuşmalarına bakın.. 

Cem Uzan’ın, mahkeme heyetine yaptığı tehditleri, bugün Ekrem İmamoğlu’nun tekrarladığı tehditlerle yanyana koyup..

Vidanınız elveriyorsa, buyrun Ekrem İmamoğlu’nu, Cem Uzan’a değil, Adnan Menderes’e benzetin..

Ama bilin ki, sizin çarpıtmalarınızla, gerçek değişmez..

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

MUZAFFER...

ELİNE SAĞLIK ,KEFİL OLSUNLAR ,BERABER HAŞROLUN SAHTEKAR LAR ,ALLAH C.C. ESİRGEMIŞ ,TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİNİ VERİLMİŞ SADAKASI VARMIŞ ,YAHUDİ VE HAÇLI UŞAKLARI PROJE ELEMANLARI OLDUKLARI İSPATLAMIŞ DIR...........

Serkan

Tabiki ceme benziyor yalnız uzan amerikayı bile belli miktar dolandırdıydı değil mi Ekrem daha fırın fırın ekmek yemeli.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23