Bu ülkede Necdet Sezer’e “Kına yaksın” demek bile suçtu!

12 Ocak 2018 Cuma

Medya ahlaksız dinozorların elinde olunca..

Pireyi deve gösterirler..

Deveyi de, pire..

Hiç de utanmazlar..

O kadar rahat bir eda ile yalanları söylerler ki, şaşar kalırsınız..

Sizin mahallenin mensupları bile, “Yok canım.. Yanılıyorsunuzdur. Bak ne kadar net söylüyor..   Hiç kimse, bu kadar rahat yalan söyleyemez” diye bize itiraz ederler..

Genel değerlendirmeyi bir kenara bırakalım.

Somut örneği huzurunuza getirelim.

Milliyet’in 80’lik dinozoru Melih Aşık dün yazmış.

Algı oluşturacaklar ya..

Bugünkü özgürlüğü inkar edip, dünkü yasakçıları el üstünde tutmak için gerçekleri çarpıtacaklar ya..

Demirören’in gazetesinde, Doğan grubundaki eski alışkanlığını bakın nasıl tekrarlıyor:

“2016 yılında 5 binden fazla kişinin Cumhurbaşkanı’na hakaret suçundan yargılandığını gazetelerde okuyan bir okurumuz not göndermiş, soruyor:

- Daha önceki cumhurbaşkanları acaba kaç hakaret davası açmıştı...”

Gerçekten okur, güzel bir soru sormuş..

Melih Aşık da, gazeteci olsa idi..

Ahlaklı bir yazar olsa idi..

“Acaba” der..

Eski Cumhurbaşkanı’nın muhaliflerine sorar, gerçeği öğrenirdi..

Ama gerçekle bir işleri olmadığı için.

Büyük ihtimalle kendi kafasından birisine sormuş..

Soruyu ve cevabını şöyle aktarıyor, saf okurlara:

“Bu soruyu 2000 - 2007 yılları arasında görev yapan 10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’i bire bir izlemiş bir isme naklettik. Cevap:

- Ahmet Necdet Sezer tek bir vatandaşa bile hakaret davası açmadı...”

Caaart.. Kaba kaaaat.

At yalanı..

Varsa inananı..

Ben bu söze inanmam ama..

Onlar inanıyor olmalılar ki: “Yalandan kim ölmüş” diyerek, utanmazca, ahlaksızca yalanı uyduruyorlar..

Tek bir vatandaşa bile Cumhurbaşkanı’na hakaretten dava açılmamış!

Necdet Sezer’in muhaliflerini vatandaştan saymazsanız..

Dindarları vatandaştan saymazsanız..

Doğrudur, Necdet Sezer’e hakaretten, hiç kimseye dava açılmamış olabilir..

Ama bire bir ben yaşadım..

Gazetem yaşadı..

Abdurrahman Dilipak, rahmetli Hasan Karakaya yaşadı..

Onlarca davadan yargılandılar..

Ama Melih Aşık’a sorarsanız..

“Tek bir vatandaşa bile dava açmamış”mış!

İddialarını öyle gelişigüzel de aktarmıyorlar..

Öyle süslüyorlar ki..

“Sahtekarlığın bu kadarına da pes” diyorsunuz..

Bakın, her ihtimali dikkate alarak, ne kadar ısrarla Necdet Sezer’in kimseye dava açmamış olduğunu ileri sürüyorlar:

“- Savcılar resen böyle bir dava açmış olabilir mi?

- Savcılar da Cumhurbaşkanı adına hiç kimseye hakaret davası açmadı...”

Affedersiniz ama..

Akit’e, yazarlarımıza açılan o davalar ne idi acaba?..

Biz hayal mi görmüştük?..

Başka bir dünyada mı yaşıyorduk yoksa?

Nerde ise kendimden şüphe edeceğim, adamların bu kadar kesin ifadelerle yalan söylemesi üzerine..

Aşık Melih’in yazısından şu bölümü de alayım, sonra Ceza Genel Kurulu’na kadar giden meşhur Necdet Sezer’e hakaret davasının bilgilerini vereyim..

Diğerlerini de sonra aktarayım..

Melih aşık yazısını şöyle bitiriyor:

“Ahmet Necdet Sezer görevi boyunca özellikle Meclis’ten gelen yasaları veto ettiğinde ağır saldırılara uğramıştı. Konuştuğumuz kişi ekledi:

- Vatandaşa dava açmamak Sayın Sezer’in ilkelerinden biriydi...”

O zaman buyrun..

Yıllarca Yargıtay’a gidip gelen..

Nihayetinde Ceza Genel Kurulu’nun önüne giden..

Abdurrahman Dilipak’ın “Sezer kına yaksın” başlıklı yazısının serüvenini aktarayım..

Aslında aynı tarihte, Abdurrahman abinin iki yazısına birden, “Cumhurbaşkanı Nezcdet Sezer’e hakaret” suçlaması ile ceza davası açılmıştı..

Birisinin başlığı “Sezer hasta mı?” şeklinde idi.

Diğeri de, “Sezer kına yaksın” şeklinde..

Biz, “Sezer hasta mı” başlıklı yazı için, hakimin ara kararlarından, ceza vereceği kanaatine sahip isek de..

Ardı ardına karara çıktığında..

“Sezer hasta mı?” başlıklı yazı için beraat kararı aldık..

Ama..

“Sezer kına yaksın” başlıklı yazı için, mahkumiyet kararı verildi..

Şimdi merak ediyorsunuz, “Acaba yazıda hangi hakaretler vardı” diye..

Hele hele..

Tayyip Erdoğan’la Necdet Sezer kıyaslandığı için..

Tayyip Erdoğan’a yapılan küfürleri kafanızda canlandırıp..

“Yazı Akit’te yayınlandığına göre.. Kimbilir ne küfürler vardır, yazının içinde” diyorsunuz, değil mi..

O zaman, iddianamedeki suç olarak gösterilen ifadeleri buraya bire bir aktarayım.. Yazının yayınlanma tarihinin 9.11.2003 olduğunu dikkate alarak okuyalım:

“Anladık başörtüsü sorununu çözemiyorsunuz.. Bizler öz yurdunda paryayız. Kara deriliyiz biz. Çankaya’dan sonra Yargıtay salonlarından da kovulduk. İnandığımız gibi yaşama hürriyetimiz yok bizim. Sezer kına yaksın otursun şimdi. O başlattı. Önce ekonomiyi çökert, şimdi Çankayadaki adam akılalmaz uygulamaları ile toplumsal barışı dinamitleyen uygulamalara öncülük ediyor. Beyler biz herkes için adalet ve özgürlük istiyoruz. Sezer’in başlattığı kriz şimdi bugün bu noktaya geldi. Görelim Mevlam neyler, neylerse güzel eyler. Selam ve dua ile..”

Yok yok..

Yanlış okumuyorsunuz..

Dinazor Melih gibi, olayı çarpıtıyor da değilim..

İddianamede, yazıdaki çok ağır küfürler alıntılanmıştı da, ben onları gizleyerek, size olayı bambaşka bir şekilde de anlatmıyorum..

Gerçek aynen bu..

Bu ifadeler için, Abdurrahman Dilipak’a dava açıldı..

Cumhurbaşkanı’na hakaretten yargılandı..

Aşamalardan geçildikten sonra..

Nihayetinde dosya Ceza Genel Kurulu’na geldi.. Ve Ceza Genel kurulu, yukarıya alıntıladığım ifadelerde suç buldu..

Dilipak’ın mahkum edilmesi gerektiğini belirtti..

Çok sonradan çıkan bir kanun değişikliği ile..

Dilipak cezaevine girmekten kurtuldu..

Bilmem, dinazor Melih ve avanesi, olayı anlamış mıdır?

Yoksa.. 

Sezer döneminde açılan diğer ceza davalarını da..

Acaba liste halinde yayınlamamız gerekir mi?

 

YORUM YAZ