• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Yücel Kaya
Yücel Kaya
TÜM YAZILARI

CHP'nin en büyük rakibi kimdir?

25 Haziran 2026
A


Yücel Kaya İletişim:

CHP'nin en büyük rakibi kimdir? 

YÜCEL KAYA 

Anadolu'da eski bir söz vardır: 

"Damı akan evin sahibi, komşunun çatısını tamire kalkmaz." 

Önce kendi çatını onaracaksın. 

Önce kendi evindeki kavgayı bitireceksin. 

Önce kendi aileni toparlayacaksın. 


Sonra çıkıp başkalarına akıl vereceksin. 

Bugün CHP'nin yaşadığı tablo tam da buna benziyor. 

Yıllardır Türkiye'ye demokrasi dersi veren parti, kendi kurultayının meşruiyetini tartışıyor. Yıllardır sandık ve milli irade nutukları atan parti, bugün mahkeme kararlarıyla yönetimini belirlemeye çalışıyor. 

Türk siyasetinde bazı ironiler vardır ki insan hayret etmeden edemez. 


Yıllardır Türkiye'ye demokrasi dersi vermeye çalışan CHP, bugün kendi partisinde yaşanan tartışmalara cevap veremez hale gelmiş durumda. 


Düne kadar AK Parti kongrelerini, Cumhurbaşkanlığı seçimlerini, referandumları ve hatta sandık sonuçlarını tartışmaya açan CHP, bugün kendi kurultayının meşruiyetini tartışıyor. 

Düne kadar "parti içi demokrasi" nutukları atanlar, bugün mahkeme koridorlarında kurultayın geçerli olup olmadığını konuşuyor. 

Düne kadar "değişim" sloganlarıyla kürsüler kuranlar ise şimdi değişimin nasıl gerçekleştiğini açıklamakta zorlanıyor. 

Aslında yaşanan kriz sadece Kemal Kılıçdaroğlu ile Özgür Özel arasındaki bir liderlik mücadelesi değildir. 

Asıl kriz, CHP'nin yıllardır anlattığı hikâyenin kendi pratiğiyle çelişmesidir. 


Hatırlayalım... 

2023 seçimlerinin ardından CHP'de büyük bir hesaplaşma başladı. 

Seçim kaybedilmişti. 

Muhalefet seçmeni öfkeliydi. 

Parti içerisinde değişim talepleri yükseliyordu. 


Bu süreçte Özgür Özel sahneye çıktı. 

Ekrem İmamoğlu'nun da desteğiyle CHP'de yeni bir dönem başlatıldığı ilan edildi. 

Parti tabanına umut satıldı. 

Yeni CHP anlatısı kuruldu. 

Eski kadroların tasfiye edildiği, daha demokratik ve daha şeffaf bir yönetimin geleceği söylendi. 

Ancak bugün geldiğimiz noktada ortada bambaşka bir tablo bulunuyor. 

Kurultay tartışmaları bitmedi. 

Delegelerle ilgili iddialar bitmedi. 

Parti içi kavgalar bitmedi. 

Disiplin soruşturmaları bitmedi. 

İhraç tartışmaları bitmedi. 

İstifalar bitmedi. 

Mahkeme süreçleri bitmedi. 

Yani değişim diye başlayan süreç, CHP'yi bir türlü sona ermeyen bir iç savaşa sürükledi. 


Daha da dikkat çekici olan ise CHP'nin demokrasi söylemi ile uygulamaları arasındaki uçurumdur. 

CHP, Türkiye'de herkes için demokrasi isterken kendi içerisinde farklı düşünenlere ne kadar demokrasi tanıyabilmiştir? 

Bugün parti içerisinde farklı görüş dile getirenlerin disiplin süreçleriyle karşı karşıya kaldığı bir ortamdan söz ediliyor. 

Bir tarafta Kılıçdaroğlu'na yakın isimler. 

Diğer tarafta Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu çizgisi. 

Arada kalanlar ise hangi tarafın galip geleceğini bekleyen sessiz bir çoğunluk. 

Bu manzara bir iktidar alternatifi görüntüsü vermiyor. 

Tam tersine, kendi iç dengelerini kurmakta zorlanan bir yapı görüntüsü veriyor. 

Oysa CHP yöneticileri yıllardır Türkiye'nin nasıl yönetilmesi gerektiğini anlatıyor. 

Ekonomiden dış politikaya, eğitimden güvenliğe kadar her konuda reçete yazıyor. 

İnsan ister istemez şu soruyu soruyor: 

Kendi kurultayını tartışmasız şekilde yönetemeyen bir parti, 86 milyonluk Türkiye'yi nasıl yönetecek? 


Bugün CHP'nin karşı karşıya olduğu sorun yalnızca bir liderlik krizi değildir. 

Bu aynı zamanda bir güven krizidir. 

Çünkü seçmen şunu görüyor: 

Parti içinde yaşanan her kriz sonunda dönüp dolaşıp koltuk kavgasına dönüşüyor. 

İlkeler konuşulmuyor. 

Projeler konuşulmuyor. 

Türkiye'nin meseleleri konuşulmuyor. 

Sürekli isimler konuşuluyor. 

Kim gidecek? 

Kim kalacak? 

Kim ihraç edilecek? 

Kim kurultay isteyecek? 

Kim mahkemeye başvuracak? 

Bütün enerji bunlara harcanıyor. 

İşte bu nedenle CHP'deki kriz yalnızca CHP'nin sorunu değildir. 

Bu kriz aynı zamanda muhalefetin yıllardır inşa etmeye çalıştığı "alternatif iktidar" iddiasının da sorgulanmasına yol açmaktadır. 


Çünkü millet, iktidara talip olanlardan önce kendi evlerini düzenlemelerini bekler. 

Kendi partisinde huzuru sağlayamayanların ülkeye huzur vaat etmesi inandırıcılığını kaybeder. 

Bugün CHP'de yaşanan tam olarak budur. 

Değişim diye başlayan hikâye, kurultay tartışmaları ve liderlik hesaplaşmaları arasında sıkışıp kalmıştır. 

Millet, iktidara talip olanların önce kendi evlerini toparlamasını ister. 

Çünkü kendi genel merkezinde huzuru sağlayamayanın ülkede huzur sağlayacağına kimse inanmaz. 

CHP bugün bir iktidar programını değil, bir koltuk savaşını konuşuyor. 

Değişim diye başlayan süreç, kurultay tartışmaları, disiplin soruşturmaları ve liderlik hesaplaşmaları arasında eriyip gidiyor. 

Ve galiba CHP'nin bugün karşısındaki en güçlü rakip ne AK Parti'dir ne de Cumhur İttifakı... 

CHP'nin en büyük rakibi yine CHP'nin kendisidir. 

 

 

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23