• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk
TÜM YAZILARI

Müze mutfak tarih şehri Gaziantep

25 Haziran 2026
A


Hüseyin Öztürk İletişim: [email protected]

Müze mutfak tarih şehri Gaziantep

HÜSEYİN ÖZTÜRK

Gaziantep’e gidenlere göre şehir üç yönüyle ortaya çıkar. Mide için gidenler, mutfak (gastronomi ismine alerjim var) zenginliğini görür, yer içer anlatılar.

Hakikaten de Gaziantep mutfak konusunda çok zengindir. Mesela hiç şu soru sorulmaz.

“Acaba bu yemekler nasıl ortaya çıktı”? Cevabını verelim. Yemeklerin çoğunluğu, kıtlık ve yoksulluk zamanlarında keşfedilmiş yemeklerdir.

Tarihi görmek, bilgilenmek, ibret almak, anlatmak, yazmak, okumak için gidenler ise şehri gezer, konuşur, anlattırırlar ve yarınlara bilgi-belge bırakırlar.

Gaziantep tarihinin insanlık tarihiyle başladığını daha önce yazmıştık. Mezopotamya yerkürede ilk insanın ayak izlerinin ve geçmişinin coğrafyasıdır.


Bunları görmek için de müzeler oluşturulmuştur. Yani Gaziantep kimileri için müze, kimileri için tarih, kimileri için alışveriş, kimileri için de yeme-içme şehridir.

Biz de tarihi ve müzeleri için gittik ve elbet beslendik ama “yedikleriniz sizin olsun, gördüklerinizi anlatın edebini şiar edindiğimiz için o kısma girmiyoruz.


Müzeler, yaşanmış tarihlerin cansız nesnelerle anlatılma kurumlarıdır. Bu sebeple müzeler tarih derslerinden daha önemlidir.


Yalnız Gaziantep Belediye Başkanı Fatma Şahin, müzeleri o hale getirmiş ve öyle rehberler seçmiş ve yetişmelerini sağlamış ki, cansız eserleri canlı gibi anlatmakta ve ziyaretçileri o yıllara götürmekteler.

Bu durum başlı başına takdirliktir. Bir şehre yol, park, altyapı kurmak elbette belediyeciliğin görevidir ama esas olan şehri ehil kimselere anlattırabilmektir.

Bir şehrin hafızasını korumak ve geleceğe taşımak, derin sorumlulukla birlikte bu sorumluluğu yüklenecek irade ile idare ister. Ancak hafızasını koruyabilen şehirler geleceklerini koruyabilirler.

Örneğin müzeleri gezen ziyaretçiler, sadece şehrin tarihini öğrenmez. Bu şehir için nasıl bedeller ödendiğini idrak eder. Böylece mensubiyet ve mesuliyet duygusu kazanır.

Ağaçlar da insanlar da kökleriyle yaşarlar. Köklerini kaybedenlerin gelecekleri, rüzgâr önünde savrulan kuru yapraktan öte geçmez.

Kimin üzerine basacağı ve ezeceği belli olmaz. Geleceğe yürümenin ve bilgilenmenin yolu, geçmişi hatırlamak ve yad etmekten geçer. Gaziantep bunu başarmış.



Ayıntab için tarih, mutfak ve müze şehri dedik ama esas daha güçlü bir özelliği var ki, o da ekonomisidir. Gaziantep, ekonomi olarak bütün bir Türkiye’nin lokomotifi durumunda!

Çarkların devamlı çalıştığı, topraktan sanayiye kadar teknolojinin her türlü imkânının kullanıldığı üreten bir şehir!

Makine ve el işçiliğinin birbiriyle yarış ettiği Gaziantep’te, çalışmak isteyen herkes için iş sahası bol. Yeter ki bir kimse “evine helal ekmek götürmek” istesin.

Ezcümle:

Ekonominin canlı olduğu yerde huzur ve güven vardır. Ensar bir şehir olarak yıllarca muhacirlere öyle ev sahipliği yapmış ki, bugün şehirde kim Ensar kim muhacir belli değil.

İpek yolunun bereketini çarşılarda bulmak, insanı hâlâ etkiliyor vesselam.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23