--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Uyanık gördüğüm rüya

Ali Erkan Kavaklı
Ali Erkan Kavaklı

Kâbe’de ilk gün. Vakit akşam. Hava bulutlu, rahmet melekleri bizi gölgeliyor. Zaman zaman cennet kokulu hafif bir esinti, oruçla solgunlaşmış yüzleri serinletiyor. Oruç Allah için yiyip içmeyi ve nefsin isteklerini terk etmek, mükâfatı cennet. Cennet rüzgârları Kâbe misafirlerinin yüzüne ve gönlüne esintiler sunuyor.

Hem Beytullah’ı seyrediyor hem de cüzümü okumaya gayret ediyorum. İftar vaktine doğru bir gayret başladı. Saf saf dizilmiş soluk benizli müminlerin önüne sofra teşkil edebilecek sarı renk, yeşil çiçekli naylonlar serildi. Birkaç sayfa okudum...

Bu sırada önüme plastik küçük bir kap içinde hurma kondu. Yanıbaşımdaki Eskişehirli komşum, dağıtılan plastik bardaklardan aldı, önümüzdeki termoslardan doldurup üç bardak zemzemi önüme dizdi.

Sol tarafımda kıvırcık saçlarına kar yağmış ihtiyar, Kâbe’yi seyrediyor ve dualar mırıldanıyor. Bu arada telefonu çaldı ve bir dostuyla konuştu.

İftar saatinde Ramazan bereketi ve huzuru Kâbe misafirleri üzerine yağıyor. Vakit yaklaşıyor. Kâbe lebalep dolu. Müminler güvercinler gibi dizi dizi. İhramlı, beyaz elbiseli, başı sarıklı müminler… 

Tevekkülle bir emri bekliyoruz.

Hurmalar önümüzde, zemzemler beyaz plastik bardaklarda…

İçemiyor ve yemiyoruz ve sabırla bekliyoruz.

O an yaklaştı.

Saflar arasında hareketlilik çoğaldı. Yeşilimsi plastik pet şişelerinde zemzem dağıtılmaya başladı. Bazıları onlardan almak için dağıtan siyah renkli, beyaz elbiseli gence işaret verdiler. Kimileri “A’tini, a’tini” (Bana da ver, bana da ver.) çekti.

Kâbe’de ilk akşam namazım olacak. Sabretmeli ve sıkışıklığa katlanmalıyım. İnsan seli. Dışarıdan içeriye akıyor. Herkes altın saflar silsilesinde bir yer bulup dizilmeye gayret ediyor.

Oturmuş iftar ezanını sükûnet, huzur ve heyecanla bekliyoruz.

Hurma ve zemzem dağıtan beyaz elbiseli, kıvırcık saçlı, hafif tombul zenci gencin alnında boncuk boncuk terler. Şakaklarına akan damlacıkları silmeye vakti yok. Her misafire zemzem ve hurma yetiştirme telaşında.

“Allah ü Ekber! Allah ü Ekber!”

Elhamdülillah cüzü tamamladım.

Herkes elini hurmalara ve zemzem bardaklarına uzattı. Cennetten ikram edilmiş gibi leziz nimetlerle “Bismillah” diyerek orucunu açtı. Hurmalar yenmeye başladı.

Kâbe’de ilk günün iftarı tam bir huzur ve huşu içinde, sükûnet ve sabırla açıldı.

Bütün İslam ümmeti Allah’ın askeri. Hepsi emirle hareket ediyorlar.

Yemek emirle, içmek emirle…

Yeme ve içme ibadet. Tıpkı namaz, oruç, hac ve zekât gibi…

Bir dakika önce önüne konmuş olan hurma ve zemzemi yiyemeyenler… Ezan Allah’ın yüceliğini kâinata ilan edip günün bittiğini, oruç vaktinin nihayete erdiğini ilan edince yeyip içmeye başladılar.

Müminler Allah’ın emriyle hareket ediyorlar.

Ramazan Allah’a teslim olma zamanı. İbadet, dua ve sevap kazanma mevsimi.

Nefsin arzularına hayır deme, nefsi zabt u rabt altına alma, onu terbiye ve tezkiye için gayret etme vakti.

On dakika içinde oruçlar açıldı, zemzemler içildi, sofra kaldırıldı. 

Siyah, beyaz, sarı, sakallı, ihramlı, başı sarıklı, başı açık, genç, yaşlı, kadın, erkek, ihtiyar, çocuk…

Saf saf müminler…

Ayağa kalktılar, dizililer…

Kamet başladı ve nihayet imam gür sesiyle tekbir aldı:

“Allah ü Ekber!”

Kâbe’de akşam namazı.

Namazı huşu ve huzurla kıldık. İftar sofrasına yetişmek üzere otele döndük. 

Elhamdülillah, ilk günün orucunu tuttuk, akşam namazını Kâbe’de eda ettik. İftardan sonra dönüp teravihe yetişeceğiz, acelemiz var fakat Kâbe’de inşaat var. Her yer labirent gibi. Önümüz insan seli, gelenlere yol açıyor ve çıkmaya çalışıyoruz. Teravih vakti, burada yer bulamayacağımızı bile bile…

Ali Erkan Kavaklı Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle