--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Terörün kaynağı ırkçılık çaresi din kardeşliği

Ali Erkan Kavaklı
Ali Erkan Kavaklı

Diyarbakır Sur’da biri teğmen 5 yiğit şehit düşmüş. Allah rahmet eylesin. Beş can. Teğmen Recep Erdoğan, Astsubay Nusret Atmaca, Uzman Çavuşlar Hüseyin Şerbetçi ve Bekir Şimşek, Onbaşı Sercan Bulak… Hayatlarının baharında ötelere uçtular. Sercan Bulak’ın eşi Meryem dul ve iki aylık kızı Miray yetim kaldı, anne ve babasının gözyaşları sel oldu…

Cizre’de biri polis, iki asker şehit düştü.

Bir günde 8 şehit, sekiz eve ateş düştü, yürekler yandı, analar ağladı, bebekler yetim kaldı.

Dün Sur’da üç, Cizre’de üç terörist etkisiz hâle getirilmiş. Altı can toprağa düşmüş.

Sur ve Cizre’de toplam 656 terörist öldürülmüş.

Son operasyonlarda şehit düşen polis ve asker sayısı üç yüze yaklaştı. Son on yılda şehit düşen güvenlik görevlisi ve vatandaş sayısı 12.336

Ne uğruna, vatanın çocukları birbirini boğazlıyor?

Irkçılık…

Selahattin Demirtaş iki de bir özerklikten söz ediyor. Kastettiği şeyin ateist ve Türkiye düşmanı bir Kürt devleti olduğunu herkes biliyor. Rusya ile Türkiye’nin arası açılıyor, Selahattin Moskova’ya uçuyor.

İhanet herkesin gözü önünde…

Bu adam milletvekili maaşı alıyor, yavrusunu şehit veren milletin verdiği vergileri yiyor.

Bin yıl kardeşçe bir arada yaşamış, Haçlılara karşı Anadolu’yu ve İslam’ı savunmuş ümmetin çocukları neden birbirine düşman kesildi? Neden düşman sevindiriyoruz? Neden kardeş kanı döküyoruz?

Cevabını verelim:

Değerler ve inançlar ayrıldı da ondan… 

1997’de Diyarbakır, Batman, Şırnak, Mardin, Siirt, Bitlis, Muş’u dolaştım. İtiraf Ediyorum romanımı yazıyorum. Bölgedeki terör olaylarını ve faili meçhul cinayetlerin perde arkasını polisiye bir üslûpla anlatmak istedim. Dağda kalmış, Mehmetçiğe mermi sıkmış bir adam aradım, neden dağa çıktığını, neden savaştığını anlatmak için.

Kod adı Kasım olan Bitlisli birini buldum. Abisi Üstat Bediüzzaman Said Nursi’nin eserlerini okuyordu, teröre karşıydı. İstanbul’a göç etmiş.  

Kasım ile sabahtan akşama kadar sohbet ettik. 3.5 yıl dağda kalmış, birçok çatışmaya katılmış, sonunda yakalanmış, itirafçı olmuş, dışarı çıkmış. Kafasının içi ırkçı fikirlerle dolu. 

Neden dağa çıktığını sordum, uzun uzun anlattı. Abisi Silopi’de lokanta açmış, tabi PKK’lılara yardım için. Güvenlik güçleri lokantayı kapatmış, abisini evden alıp dövmüş, o da haksızlığa isyan edip dağa çıkmış…

Canımı, dinimi, her şeyimi bu davaya feda ederim” diye bitirdi konuşmasını.

Aramızda uzun süren bir sessizlik oldu. Sonunda şu soruyu sordum:

“Allah sana bu canı emanet olarak verdi, yarın kabre girdiğinde emaneti nerde harcadığını soracak. Münker ve Nekir kabre giren adama; “Rabbin kim, dinin ne, peygamberin kim, kitabın ne?” sorularını sorar. Ne cevap vereceksin? Allah’ın verdiği emaneti Allah’ın istediği gaye için kullanmış oluyor musun?”

Başını önüne eğdi, sustu. Sonunda itiraf eder gibi:

“Senin gibi düşünseydim dağa çıkmazdım.”

Bu delikanlı okulda Allah inancını benimsese, adam öldürmenin büyük günah olduğunu, ebedî hayatı mahvettiğini öğrense dağa çıkmazdı.

Irkçılık çıkmaz sokak, ırkını seven ve üstün tutan öteki ırklara düşman olur.

Avrupalılar ırkçılık hastalığı yüzünden Birinci ve İkinci Dünya Savaşlarını yaptılar. Avrupa mahvoldu, 60 milyon insan öldü. Sonunda baktılar ki ırkçılıkla varılacak bir yer yok. Oturup Avrupa Ortak Pazarını kurdular. Konuşa konuşa, tartışa tartışa ortak pazarı Avrupa Birliği’ne dönüştürdüler. Birbirleri ile görüşüyor, konuşuyor, alışveriş yapıyor ve barış içinde bir arada yaşıyorlar.

İslamiyet gelmeden Medine’de Hazrec ve Evs Kabileleri vardı. Medine’deki Yahudi kabilelerinin (Beni Nadr, Kaynuka Oğulları, Kurayza Oğulları) aralarına soktukları fitneler yüzünden birbirlerine düştüler, 120 sene birbirleriyle savaştılar. Sonuç iki taraf için de tam bir yıkım oldu.

Sonunda yardım almak için Mekke’ye giden Hazrec heyeti, Akabe’de Gönüller Sultanı Peygamberimiz (sav) ile tanıştı, Müslüman oldu. Kureyş’ten yardım alamayan Hazrecliler, reisleri Esat bin Zürare’nin (ra) tespitiyle “daha hayırlı bir müjde ile” İslam ile geriye döndüler. Evs ve Hazrec İslam’ı kabul ettiler, din kardeşi oldular. Aralarına fitne sokan Yahudileri Medine’den kovdular, huzur içinde bir arada yaşadılar.

İslamiyet ırkçılığı reddeder; Kur’an, müminler kardeştir, buyurur.

Kürtler ve Türkler İslamiyet’e sarılır, kardeşliğe gönüllerini açarlarsa bin yıl daha barış içinde birlikte yaşayabilirler.

İslam’ı reddeden PKK-HDP’liler Avrupa aklından faydalanıp ırkçılıktan vazgeçmeliler. Irkçılık kavgası yüzünden bu memleket 50 bin insanını kaybetti. Amerika, Rusya ve Avrupa devletleri iki tarafa da silah sattı, zengin oldular, fabrikalarının ciroları arttı.

Türkiye’de Türk ve Kürt analar ağladı, bütçenin önemli bir bölümü silah harcamalarına gitti.

Eğitime yatırım yaparak gençlerimizin zihnine İslam kardeşliğini yerleştirmekten başka çare yok. Terörizmin panzehiri İslam kardeşliğidir.

Beyin Vitamini: PKK ırkçı, Marksist ve Leninist bir örgüt. Adam kaçırarak, gençleri terörize ederek İslam düşmanlarını sevindiriyor, anaları ağlatıyor. Örgütün oyunlarını, iç ve dış bağlantılarını öğrenmek isteyenlere İtiraf Ediyorum, CehennemVadisi, DerinÇeteyePusu romanlarımı tavsiye ederim. (İrtibat, Nesil, 0212 551 32 25)

 

Ali Erkan Kavaklı Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle