--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Okumak, zihin, ahlâk ve medeniyet

Ali Erkan Kavaklı
Ali Erkan Kavaklı

Brain Connectivity’de yayınlanan makaleye göre kurgu hikâyeye dalmak beyin fonksiyonlarının işleyişinde beş güne kadar değişiklik meydana getirebiliyor. Nörologlar, kitap okumanın beyinde biyolojik değişikliklere yol açtığını gösterdi.

Emory Üniversitesi araştırmacıları, deneklere milattan sonra 79 yılında geçen ve sevdiği kadını Vezüv Yanardağı’ndan kurtarmaya çalışan bir adamı anlatan gerilim kitabını okuttu. Deneklerin beyin aktiviteleri kaydedildi. FMRI taramaları sonucunda her günün sonunda beynin dil bölümü, sol temporal yarım küresinde aktivitelerin arttığı gözlemlendi. Deneklerin duygusal becerilerinde de artışlar olduğu gözlendi. (Akit, 11 Ağustos)

Deney bize 1436 sene önce indirilen “KİTAP”ın insanlar üzerinde yaptığı zihin ve duygusal değişimleri hatırlattı.

İslam tarihi, kitabın indirilişi ile başlar. 610 yılında Hira Mağarası’nda Gönüller Sultanı Hz. Muhammed’e (sav) indirilen Kur’an, insanların zihin ve ruhlarında muhteşem inkılabı başlattı. 

Güllerin Efendisi (sav) Cebrail’in getirdiği âyetleri hafızasına aldı, ömür boyu okudu ve okuttu. Mucize kitap insanlığa doğru yolu gösterdi ve hidayet kaynağı oldu. Allah Rasulü (sav) gece gündüz, akşam sabah o kitabı okudu ve okuttu. 

“Ben sadece öğretmen olarak gönderildim” buyurdu ve 23 senede öğretmenlik yaptı. 

Bu süre zarfında Arabistan, dünyanın hiçbir devrinde ve hiçbir yerinde görülmemiş bir inkılâba sahne oldu.

Kitabın indirilmesinden sonra her şey değişti. Cahilliğin yerini ilim, edepsizliğin yerini ahlak, zulmün yerini adalet, yoksulluğun yerini zenginlik, putperestliğin yerini Allah inancı aldı. Cahil insanlar, bilge insanlara dönüştüler.

Okuma devri başladı ve kısa zamanda dünyanın en ilkel toplumu en medeni toplumu oluverdi.

Kitap ilmi getirdi. Kur’an ile gelen ilim nuru, bütün kâinatı aydınlattı.

“Miraç” mucizesinden sonra herkes her gün en az beş defa kıyama durdu ve Kur’an-ı Kerim okudu. Okumayan kalmadı çünkü ilim, kadın-erkek herkese farz. 

Cahil insanlar okudu, ezberledi, âlim ve bilge oldular.

Okuduklarını tefekkür ettiler, yorumladılar ve zihinlerine yerleştirdiler.

Başlarında kâinatın en bilge öğretmeni Gönüller Sultanı(sav) vardı. 

Bir saat tefekkür, bir sene ibadetten hayırlıdır” buyurdu. 

Okumak, anlamak, ilim öğrenmek ibadet kabul edildi zira ibadet, Allah’ın emirlerine uymaktı ve Kur’an okumayı, anlamayı, iman etmeyi ve amel etmeyi emrediyordu.

Müslümanlar okudu, yazdı, düşündü, bildiklerini bilmeyenlere öğretti ve anlattı. Toplum, bütünüyle değişti ve kemale erdi. 

Bedir Savaşı’nda esir alınıp da okuma yazma bilenler, on kişiye okuma yazma öğretme şartıyla serbest bırakıldı.

İlim öğrenmek en mühim rıza-yı İlahi vasıtası olarak görüldü.

Birbiriyle senelerce savaşan kabileler, kavimler, milletler; kardeş oldular, birbirlerini kucakladılar. Irk, soy, sop bağının yerini din kardeşliği aldı.

Cansız putlara tapanlar, yeri göğü yaratan, merhametli, şefkatli bir Allah’a inandılar.

Her işe Besmele başlamak en önemli ibadet kabul edildi.   

Allah inancıyla karanlık zihinler aydınlandı, nurlandı. 

Geri kalmış bir toplum, yükseldi ve büyük medeniyetler kuracak bir topluma dönüştü.

Kargaşa, kavga, yağmalar yerine barışa, huzura ve adalete terk etti.

Kaba güç yerini adalete bıraktı. Öfke, kin, nefret ve düşmanlığın yerini şefkat, merhamet, dostluk ve kardeşlik aldı.

Sadece dünya hayatını düşünme, dünya için çalışma düşüncesi sona erdi. Allah ve ahret için yaşamaya devri başladı. Hem dünya hem de ahret mutluluğu esas alındı.

Müslümanlar her gün tahıyyata oturup 13 defa şöyle dua etmeye başladılar: 

“Rabb’imiz, bize dünyada da ahrette de iyilik ver. Bizi cehennem azabından koru!”

Güllerin Efendisi (sav) doğru yolu gösterdi:

“Himmet yönüyle insanların en yücesi hem dünya hem de ahiret işine himmet gösteren mümindir.” (Kütüb-ü Sitte, 6622)

Servet, kuvvet, güç ile üstün olma devri kapandı; yerini tevazu, adalet, takva devri aldı. Zina, tecavüz, hayâsızlık devri bitti; mutlu yuva, namus, iffet ve haya devri başladı.

Cahiliye devri kapandı, ilim ve saadet çağı başladı. İlim, cahilliği yok etti.

Yoksulluğun yerini gönül ve dünya zenginliği aldı. Kaba kuvvet yerini adalete ve yiğitliğe bıraktı.

Tembellik ve miskinlik çağı kapandı, dünya ve ahret saadetini kazanmak için çalışma devri başladı. Elinin emeğiyle geçinmek en büyük erdem kabul edildi.

Kutsal Kur’an çalışmayı şöyle övdü:

“İnsan için sadece çalıştığının karşılığı vardır. Çalıştığının karşılığını alacaktır.” (Necm, 9-40)

Kötü âdetler, kötü düşünceler, kötü gelenekler, kötü alışkanlıklar terk edildi. Yerini iyi âdetler, iyi düşünceler, iyi gelenekler, iyi alışkanlıklar aldı.

   Yüreklere Allah Rasulü’nün (sav) hikmetli sözleri yol ve yön gösterdi. Gönüller Sultanı (sav) buyurur ki: 

  “Kimin emeli dünya olursa Allah onun işini aleyhine darmadağın eder. Fakirliği iki gözünün arasında kılar, dünyadan eline geçen miktar da kaderinde yazılandan fazla olmaz. Kimin de kastı ahiret olursa Allah, onun işini lehinde toplarlar, zenginliğini kalbine koyar, dünya nimetleri ona koşarak gelir.”(Kütüb-ü Sitte,7207)

Hicaz’daki şehir devleti, dünya devleti oldu, Allah’ın adını ve şanını âlemi yayma sevdası çiçeklendi. Gönülleri cihad ile âlemi fethetme cehd ve heyecanı sardı.

Bahtsız insanlar, akıllı, mutlu, bilge ve kâmil insanlara dönüştü.

Kitap okuma insanları değiştirdi, insanlar çağları.

Ali Erkan Kavaklı Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle