Nesil yetiştirme davası
Nesil yetiştirme davası
ALİ ERKAN KAVAKLI
28 Şubat sürecinde 12 yaştan küçük çocukların camiye Kur’an öğrenmek için gitmesi yasaklanmıştı. Ak Parti yasağı kaldırdı, bu sene 2.5 milyon öğrenci Yaz Kur’an Kurslarına gitmiş.
Bizim camide çocukların yarısından çoğu 12 yaş altındaydı. Cami hocasına yardım etmek istedim, çocukları gruplara ayırdık. Kur’an’a geçenlerle Kur’an okuduk, sure ve dualar ezberledik, dinî bilgilerimizi tazeledik.
15 öğrenciden ikisi Kur’an’ı hatmetti, ötekiler okuma hızlarını artırdılar, tecvit öğrendiler, Kur’an hakikatlerini öğrendiler. Her gün her sayfadan bir veya birkaç âyetin anlamını okuduk.
Dinî bilgiler saatinde Allah’ın varlığının delillerini müzakere ettik. Öldükten sonra dirilmenin, Peygamberimizin peygamber oluşunun ve Kur’an’ın mucize oluşunun delillerini anlattım, namazın önemini açıkladım; 32 farzı öğrendik.
Son gün camide hatim merasimi yaptık, namazdan sonra öğrencilerime lokantada yemek ısmarladım.
Ortaokul öğrencisi Eyüp, en çok dinî bilgiler saatini sevdim hocam, neden inandığımızı öğrendik, dinî bilgileri tekrar edene ödül verdiniz, dedi. Dini bilgiler saatinde Kur’an’ın birinci hedefinin Allah’ı tanıtmak olduğunu anlattım.
Bir kitap yazarsız, bir resim ressamsız, bir bina mimarsız, bir köy muhtarsız, bir memleket hükümdarsız olmaz.
Ustasız eser meydana gelmez.
Kâinatı, insanı ve varlıkları yaratan sanatkâr mutlaka vardır, evreni yoktan var eden kudrete Allah diyoruz.
200 sayfalık bir kitapta yaklaşık 35.000 kelime bulunur. Kelimeler, bir yazar olmadan anlamlı metin oluşturamaz.
İnsan DNA’sında 25 milyon kitaplık bilgi var. Bir harf yazarsız olmazken 25 milyon kitaplık bilgi nasıl yazarsız olabilir? İnsanı yaratan bilgisi ve gücü sonsuz bir yaratıcı var.
Her insanın yüzü benzersiz bir resimdir. Bir resim ressamsız olmaz. İnsanın parmak izi, avuç içi, göz retinası, sesi, beynindeki 100 milyar sinir hücresi özeldir. İnsanı kimseye benzemez ve özel yaratan sonsuz kudret, ilim, hüner sahibi bir yaratıcımız var.
Bir binada tahminen 5 milyon tuğla bulunduğunu var sayalım. Tuğlalar, kendi kendilerine bir araya gelip bina oluşturamazlar. Binayı usta yapar.
İnsan vücudunda 100 trilyon hücre denilen tuğla var. Üstelik vücudumuzdaki hücreler canlı ve çok hünerli. Kimi görür kimi işitir kimi düşünür kimi düşündüklerini hayata geçirir. İnsan gibi hareket eden bina da mevcut değil.
İnsanı yaratan eşsiz bir sanatkâr var ve o bizi çok seviyor.
Gözlüğe para veriyoruz, gözümüze vermedik. Ayakkabıya ücret ödüyoruz, ayağımıza ödemedik. Cep telefonuna para verdik, beynimize vermedik. Beyin, kalp, ciğer, el, ayak, göz, kulak gibi organları bize veren Allah, bizden kendisini tanımamızı ve teşekkür etmemizi istiyor.
Kur’an bize Rabbimizi tanıtıyor, ona nasıl teşekkür edeceğimizi öğretiyor.
Her köyün muhtarı, her ülkenin başkanı olduğu gibi her biri 200 milyar yıldızdan meydana gelen, 200 milyar galaksiye sahip, durmadan büyüyen ve genişleyen şu kâinatın muhteşem bir yaratıcısı var, onun gücü her şeye yeter.
Kur’an göndererek kendisini bize tanıtan Yüce Allah, bizden kendisini tanımamızı, ibadet ve kulluk etmemizi istiyor.
Kur’an, kâinatın sahibinin kitabıdır. Hz. Muhammed (sav) ümmi bir insandır. Kur’an onun eseri olamaz.
Hz. Muhammed (sav), kendisine vahiy gelmeden önce kitap yazan bir yazar, halka etkili konuşmalar yapan bir hatip değildi. Kur’an kendisine indirildikten sonra onu okumaya ve anlatmaya başladı.
Cahil bir topluma geldi, onları bilgili insanlara dönüştürdü.
İslam’dan önce Araplar putlara tapıyor, içki içiyor, kumar oynuyor, zina yapıyor, kadın ve kızları insan yerine koymuyor, yol kesiyor, yolcu soyuyor, hırsızlık yapıyor, yalan söylüyor ve her kötülüğü yapıyorlardı.
Kur’an okuduktan sonra Allah’a inandılar, putları kırdılar. Yalanı, hırsızlığı, zinayı, kumarı, içkiyi, adam öldürmeyi terk ettiler. Allah’a kulluk yapan, iyilik peşinde koşan bir topluma dönüştüler.
Bu değişim tek başına Kur’an’ın Allah kelamı olduğunu, Peygamberimizin (sav) nebi olduğunu ispat eder.
Kur’an eğitimi alan deve çobanları, dünyayı yöneten bilge hükümdarlara dönüştüler.
Kur’an okumak ve manasını öğrenmek öğrencilerimin çok hoşuna gitti.
Yemekten sonra Ahmet Salih şöyle dedi:
-Hocam, seneye de bizi okutur musunuz?
Çoğu insan toplumun bozulduğundan şikâyetçi, neslimizi eğitirsek toplum düzelir.