--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Laiklik sopasıyla milli iradenin gasp edildiği ve milletin dövüldüğü günler

Ali Erkan Kavaklı
Ali Erkan Kavaklı
11

 Laikliği savunma bildirisi yayınlayan karanlık zihinler ne istiyorlar? 

Yusuf Tekin istifa!” çığırtkanlığı yapanlar hangi rüyayı görüyor?

Bin gün eğitimde dinselleşme ile geçti” sloganı atan Cumhuriyet gazetesi hangi rüyayı özlüyor, anlatacağım. 

26 Şubat 2001, okulun önüne kasklı, joplu, mavi elbiseli polisler dizilmiş. Eyüpsultan İmam Hatip Lisesi öğretmeniyim. Okulun 1200 öğrencisi vardı, o gün sadece 50 erkek öğrenci girebildi. 

Kız öğrenciler başları örtülü olduğu için polis tarafından okula alınmadı. Valilik emir vermiş:

Başartölü öğrenciler okula alınmayacak.”


 

Okula geldiğimde kapıyı polislerin tuttuğunu, kız öğrencilerin sokağa yığıldığını ve okula alınmadığını gördüm. 14-15-16 yaşındaki çocuklar polis ordusuyla karşı karşıya. Çığlık çığlığa haykırıyorlar:

“Okulumuzu isteriz!”

“Okul bizim, örtü bizim!”

“Başörtüsüne uzanan eller kırılsın!”

“Eğitim hakkımız engellenemez!”

Eğitim Bir-Sen Başkanı rahmetli Ünal Mamur’u buldum. 

Bugün sivil toplum örgütünün görev günü, öğrencilerimizin Anayasal hakkı ellerinden alınıyor. Karşı çıkalım!”


 

İlçe emniyet müdürüne gittik. Yüzü barut gibi, elinde telefon birileriyle konuşuyor:

Biz sendikacıyız. Eğitim hakkı Anayasal bir hak. Başörtüsü yasağı yönetmelik gereği. Yönetmelik, Anayasa’nın önüne geçemez. Anayasayı çiğniyorsunuz. Polis zoruyla eğitim engellenemez. Yönetmeliğe uymayan disipline verilir. En fazla uyarı ve kınama alır.”

“Emir aldım, benimle konuşmayın, yorum yapamam, bugün tartışılacak gün değil!” dedi ve bizden uzaklaştı.    

İlçe milli eğitim müdürü aynı şeyleri söyledi, polis zorbalığını seyretti. 

Okul müdürü, öğrencilere ikna konuşmaları yaptı:

Eğitim önemli, ilim öğrenmek insana ufuk açar, eğitimsizlik hayatımızı karartır. Çocuklar eğitimi seçin…”


 

Bir öğrenci, polis duvarının arkasından müdüre bağırdı:

-Siz iki yüzlüsünüz! Doğru sözlü değilsiniz!

-Neden evladım?

-Ben bu okula geldiğimde bize nasıl örtünmemiz lazım geldiğini anlattınız. Şimdi açılmamız gerektiğini söylüyorsunuz!

Tahsin Bey’in yüzü kireç gibi oldu. Kanı dondu, boğazı düğümlendi, yutkundu:

-Ne iki yüzlüsü evladım! Bizde yüz mü kaldı? Biz yüzsüzüz!


 

Döndü, gitti.

Öğrencilerin yüzlerinde endişe fırtınaları. Kimi gözlerini siliyor, kiminin kirpikleri ıslak, kimin göz bebekleri korkuyla titriyor. Ünal Bey ile bizim çabalarımızı görünce ümitle yüzleri aydınlananlar var. 

Saat 10.30 sularında il emniyet müdür yardımcısı geldi. Uzun boylu, yaşı elliyi geçmiş, tecrübeli bir adam.

Ünal Bey ile ona da Anayasa’nın çiğnendiğini, yönetmeliğin uygulanması gerektiğini, öğretmen ve sendikacı olduğumuzu, problemin çözümü için şiddet kullanılmaması gerektiğini, çözüme yardımcı olmak istediğimizi söyledik. 

Adam, polislere seslendi: 

-Çocuklara sert davranmayın!


 

Bize döndü:

Bunları tartışacak durumda değilim. Emir yukarılardan, sivil olmayan yerlerden geliyor. İsterseniz genelkurmayla irtibat kurun, onları ikna edin, meseleyi kökten çözün. Söylediklerinizi anlıyorum. Haklı olduğunuzu biliyorum ama bizim yapacağımız bir şey yok. Bu emir uygulanacak!”

Ünal Bey’in yüzü kül gibi oldu, bütün enerjisi kayboldu, yazık dense ağlayacak. 

Emniyet müdür yardımcısı öğrencilere yöneldi, yumuşak bir dille öğrencileri ikna etmeye çalıştı. Bir öğrenci alev alev yanan bir sesle:

“Siz Allah’ın emirlerini çiğniyorsunuz! Rabbimizin emrettiğinin tersini yapmamızı istiyorsunuz! Bu dünyanın bir de ahireti var. Size boyun eğmeyeceğiz! Cehennem odunu olmak istemiyoruz, siz de olmayın! Amirlerinizi değil Rabbimizi dinleyin!..”


 

Öğrencilerimin zorbalığa direnişi 15 Haziran’da okul kapanana kadar sürdü. ÇIĞLIK isimli romanımda direniş günlerinin hikâyesini anlattım. 

Laiklik savunucuları dindarlara kan kusturdukları, evlatlarımızın okuma hakkını ellerinden aldıkları, milletin seçtiği iktidarları darbeyle devirdikleri günleri arıyorlar. 

15 Temmuz Destanı ile darbeyi sopaları ellerinden alındı.

2011’den itibaren okullarda ve kamuda başörtüsü yasağı tarih oldu.

15 Temmuz’da milleti darbecilere meydan okumaya çağıran Recep Tayyip Erdoğan; başörtülüleri bakan, vali, kaymakam yaptı. 

Okulları kışlaya çevirip başını örtenlerin Anayasal haklarını ellerinden aldıkları devirler geride kaldı.

Yahudi lobilerinin istediği, mason localarında kurgulanan, CIA’in satın aldığı satılık adamlara uygulattığı darbeler devri bitti. Darbeciler yargılandı, rütbeleri söküldü. 

Millet seçtiği iktidarlara sahip çıkma iradesini 15 Temmuz’da gösterdi. Bundan sonra da gösterecek, iradesini zorba azınlığa çaldırmayacak inşallah!  

 

Yorumlar

(11)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Eyüp Tekin

5 Mart 2026 18:30

İnsaallah

Bir

1 Mart 2026 18:41

Tıp fakültesi öğrencisi başörtülü servisle gelmiş Fakültesine girmelerini önlemek için yönetim geliyor başını açmasa almıyor uzak evim diyor gidemem geri dönemem diyor ve ağlıyarak açıyor başını eve gidemem uzak bilmiyorum gidip gelmeyi desesede fayda etmiyor

Teyo

1 Mart 2026 16:31

İhtilalci cuntacı(post cular dahil)ların tamamı Atatürkcü,Kamalistler önce zemin hazırlayıp sonra darbe yaptılar,ataları da örtülü darbe yapıp Gazi Meclisi ortadan kaldırmıştı,Gerisi,amacı,uygulamaları artık gizli değil.

Tunç

1 Mart 2026 15:00

İnşallah sayın hocam ama laikçi zorbalar ve küfür yobazları pusuda bekliyor. Rabbim, bu zalimlere fırsat vermesin. Müslümanları bir ve beraber eylesin. Yok saaadetmiş, yeniden refahmış, gelecekmiş, Deva imiş, İPmiş... Rabbim bu millete akıl, izan ve feraset versin. Yoksa aynı acıları tekrar yaşarız.

Kamil

1 Mart 2026 12:39

Yegane hüküm sahibi Allah'tır. Devlette Allah'ın, millette.

Derdimiz memleket

1 Mart 2026 11:19

Hiçbir şey bitmedi aynen devam ediyor niye? Çünkü amerkanın “ bizim çocuğu “ netekim kenanın anayasası değişmedi. Laikoslar kuduruyor anayasal hak diyorlar ne diyor anayasa devlet laiktir laikos devam ediyor din işi devlet işi ayrıymış …!.. anayasadan güç alıp türbana hücum ediyor türban maskesiyle islam a savaş açıyor. En aptala bile sorsak; la yok, ik din laik=din yok demektir. Bilim insanı olduğunu iddia edenler “ efendim, din işi devlet işi ayrı” Madem öyle ateist Müslüman görünümlü yahudi hıristiyan, Müslüman a saldırma yetkisini nereden alıyor. 15 Temmuz da Herşey tamamsa polis operasyonlarla bir sürü feto yanlısını nerden buluyor. Anayasa değişmeli, vatana ihanet eden idam edilir yazılmalı. Laik denen dinsizlik ibaresi kaldırılmalı, devlet tüm vatandaşlarına dini ve her konuda eşit mesafededir yazılmalı. Vay anayasanın değişmez maddesi?!..,’ değişmez madde: Türkiye cumhuriyettir, vatandaşları Türk bayrağı ay yıldız nokta. Madem değişmiyor du 1924 anayasası devletin dini islam niye değişti 1937 de laiklik denen dinsizlik eklendi. Kemalist ler duruyor mu? Asla durmuyorlar devlet havalimanı yol köprü diyor karşı çıkma eylem mahkeme devleti soyanlar tutuklanıyor, nasıl tutuklarsın eylem bitmiyor oğlu bitmiyor. Doğru bir anayasa ile bunlar rayına oturtulmalı yoksa bitmez

Ayla akan

1 Mart 2026 09:28

İnşaallah

Cem

1 Mart 2026 09:14

Din ayrı devlet işleri ayrı 

dfg

2 Mart 2026 10:09

devlet insanların dini inançlarına göre yaşamalarına karışamaz....ne kamusal alanda ne de özel alanda....hainlik ayrı - düşmanlık ayrı...

Tika

1 Mart 2026 07:43

Kurban bayramı etkinliklerin her sınıf bir koyun alsın (imkanı olan dana)okul bahçesinde beslesin bayramın 1.gün̈ü kesip yesin

Cem ve Tika ya

1 Mart 2026 16:23

Cem,aklınca laiklik tarif ediyorsun,din kelimesinin etimolojik anlamını,Angalikan Kilisesinin yetkilisinin İngiliz kıralı olduğunu,Avrupadaki hırıstiyan laik uygulamalarını bilmiyorsun.Tika,sen önce müslüman ol kurban kesmenin şartlarını öğren.

Ali Erkan Kavaklı Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle