--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Kur’an ilhamıyla yazan şair

Ali Erkan Kavaklı
Ali Erkan Kavaklı
8

Milli Eğitim Bakanlığı 20-27 Aralık günlerini Mehmet Akif Haftası ilan etti, etmekle çok iyi etti. Edebiyatçı yazar Mustafa Duran ile kolları sıvadık, Safahat’ı ve Akif’in eserlerini taradık, gençlerin Akif’ten öğrenmesi gereken erdemleri ve değerleri anlatan biyografik bir kitap kaleme aldık. 

Mehmet Akif kendisini çok iyi yetiştirmiş, yeteneklerini geliştirmiş bir şairdi, güzel ahlaklı ve erdemli bir insandı. O her şeyden önce Kur’an Müslümanı idi. Kutsal kitabımızın Müslümanlara yol göstermesini istedi. Asım’ın nesli adını verdiği idealist bir nesil yetiştirmek istedi. Hayatı, idealist gençliğe adanmış güzel bir örnektir. Herkese örnek olabilecek güzel bir hayat yaşadı. Kur’an ezberledi ve manasını hayatına tatbik etti. Kur’an’ın okunmasını ve Asım’ın nesline ilham kaynağı olması gerektiğini söyledi:

“Doğrudan doğruya Kur’an’dan alıp ilhamı, 

Asrın idrakine söyletmeliyiz İslam’ı...” 

Mehmet Akif ikiyüzlülük nedir bilmezdi, kimseyi aldatmadı, dostlarına karşı son derece vefalıydı. Güzel ahlakın önemini şöyle ifade etti:

Sade bir sözdür fakat hikmetlerin en mücmeli, 

Bir halas imkânı var: Ahlakımız yükselmeli…” 

İmanı güçlü, inancı sağlam olanlar ancak güzel ahlaka önem verir. Bu konuda şunları söyledi:

Ne irfandır veren ahlaka yükseklik ne vicdandır; 

Fazilet hissi insanda Allah korkusundandır!

Yüreklerden çekilmiş fark edilsin havf-ı Yezdan’ın;

Ne irfanın tesiri kalır, billahi, ne vicdanın.

Zor zamanlarda yaşadı. Gözünün önünde 6 asır yaşayan Osmanlı çınarı devrildi. Balkan Savaşları gördü, baba yurdu Arnavutluk’un elimizden çıkışına şahit oldu, Birinci Dünya Savaşı felaketini yaşadı, asla ümitsizliğe kapılmadı. Yeniden dirilişe inandı ve şöyle haykırdı:

 “Âtiyi(gelecek) karanlık görerek azmi bırakmak;

Alçak bir ölüm varsa, eminim, budur ancak… 

Dünyada inanmam hani görsem de gözümle, 

İmanı olan kimse gebermez bu ölümle…

Ey dipdiri meyyit (ölü), iki el bir baş içindir; 

Davransana, eller de senin baş da senindir!.. 

Sahipsiz olan bir memleketin batması haktır, 

Sen sahip olursan bu vatan batmayacaktır!..”

Kurtuluş Savaşı’na katıldı, Anadolu’yu karış karış gezdi; Balıkesir, Kastamonu, Konya gibi illere ve cephelere gitti, milletimize milli mücadele ruhu verdi, İstiklal Savaşı’nın kazanılacağına halkımızı inandırdı: 

“Girmeden tefrika bir millete düşman giremez; 

Toplu vurdukça yürekler, onu top sindiremez!..”

Yunan ordusunun Polatlı’ya kadar geldiği, herkesin ümidini yitirdiği günlerde bile ümit ve heyecanını asla kaybetmedi; milletimize cesaret ve şevk verdi:

“Korkma! Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;

Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak!...

Ben ezelden beridir hür yaşadım hür yaşarım,

Hangi çılgın bana zincir vuracakmış, şaşarım.

Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım;

Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.”

Allah’ın yardımıyla milletimiz İstiklal Savaşı’nı kazandı, iman ve ahlak abidesi şairimiz Mehmet Akif haklı çıktı.

İstiklal Savaşı sonrası iktidara çökenlerle anlaşamadı, İstanbul’a döndü. CHP zihniyeti, İslam şairi Mehmet Akif’in fikirlerine katlanamadı. Başyazı yazdığı Sebilürreşat gazetesini kapattı, gazetenin sahibi Eşref Edip Fergan’ı İstiklal Mahkemesine sevk edip yargıladı. Eşref Edip mahkemede berat etti, fakat gazete çıkarmamak şartıyla serbest bırakıldı. 

İçişleri Bakanı Şükrü Kaya, Akif’in peşine polis taktı, zararlı bir adammış gibi onu takip ettirdi. Öz yurdunda gördüğü bu feci muameleye katlanamayan Akif, Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan aldığı Kur’an’ı tercüme etme vazifesini hakkıyla yerine getirebilmek düşüncesiyle Mısır’a gitti, ömrünün sonuna kadar Kur’an tercümesiyle uğraştı.

Zamanın İstanbul Valisi v. Karataban, Safahat’ı toplatıp imha ettirdi. İrtica-906 kod adıyla Akif’i takip ettirdi. 

Aradan yıllar geçti, eserleri yakılan Mehmet Akif, Asım’ın neslinin iktidara gelmesiyle küllerinden doğdu. Safahat ve diğer eserleri yeniden basıldı. Mehmet Akif Ersoy’un adı okullara, camilere, caddelere verildi. 

“Cehennem olsa gelen göğsümüzde söndürürüz; 

Bu yol ki Hakk yoludur, dönme bilmeyiz, yürürüz!” diyerek Hakk yolunda yürüyen Akif’in fikirleri yeniden filizlendi, büyüdü, ağaç olup meyveye durdu.

Beyin Vitamini: Ensar Neşriyat arasında çıkan Asım’ın Neslinin Mimarı Milli Şair Mehmet Akif Ersoy isimli kitap, milli şairin hayatını anlatır. Sade bir üslupla yazılan eser, gençlerin anlayabileceği sade bir üslup taşır. Asım’ın neslinin sahip olması gereken erdemleri kuşanmak isteyenlere tavsiye ederim. (İletişim: 0212 491 19 03  www.ensarnesriyat.com.tr )

 

Yorumlar

(8)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Yasin YILDIZ

9 Ocak 2020 12:35

Tebrikler. Selam ve dua ile...

Rabia

2 Ocak 2020 13:25

Euzubillahiminesseytanirracimbismillahirrahmanirrahim 14 Ve: "Biz hıristiyanlarız" diyenlerden kesin söz almıştık. Sonunda onlar kendilerine hatırlatılan şeyden (yararlanıp) pay almayı unuttular. Böylece biz de, kıyamete kadar aralarında kin ve düşmanlık saldık. Allah, yapageldikleri şeyi onlara haber verecektir.15 Ey Kitap Ehli, Kitaptan gizlemekte olduklarınızın çoğunu size açıklayan ve bir çoğundan geçiveren elçimiz geldi.Size Allah'tan bir nur ve apaçık bir Kitap da geldi.16 Allah, rızasına uyanları bununla kurtuluş yollarına ulaştır ve onları kendi izniyle karanlıklardan nura çıkarır. Onları dosdoğru yola yöneltip-iletir.maide süresi ayetleri elhamdülillah. Sayın Kavaklı Mehmet Akif Ersoy u bizde çocuklarımıza hatırlayacağız. Allah razı olsun. Saygılar selâm ve dua ile Allaha emanet olun hasbinallahu ve nimel vekil deriz. Teşekkürler

Naim

26 Aralık 2019 15:26

Her atılan taşın arkasından gitsek yolumuzu kaybederiz! Kur'an bize kafidir. Allah ilahımız, peygamber rehberimiz, İslam dinimiz, Kur'an kitabımız,Müslümanlar kardeşlerimizdir.Fazlasıyla uğraşacak vaktimiz yoktur.

Korkusuz

26 Aralık 2019 13:34

Ben 66 yasindayim.Safahatte Ulu Hakana hakaretli bir sey okumadim gormedim.hayret.Akif bizlerin milli suurumuzu imanimizi kurtardi.Allah razi olsun.Ulu hakanimizinda cennet mekani olsun.o gunun hainlerinide Allah kahretsin

Kenan

26 Aralık 2019 12:58

1966 baskılı SAFAHAT isimli kitabında diyor ki: “Ortalık şöyle fena böyle müzebzep işler, Ah o Yıldızdaki baykuş ölüvermezse eğer” (s. 402) “Çoktan beridir vardı benim bir derdim, Gideyim zalimi ikaz edeyim isterdim. Kafes ardında hanımlar gibi saklıydı Hamid, Al-i Osmandan bu korkaklık edilmezdi ümid.” (s. 415) “Ah efendim o ne hayvan o nasıl merkepti.” (s. 421) “Ah efendim o herif yok mu kızıl kâfirdi.” (s 422) İstibdat isimli şiirinde Halife-i müslimine diyor ki: Düşürdün milletin en kahraman evladını ye’se, Ne mel’unsun ki rahmetler okuttun ruh-i İblis’e. Bir İslam halifesine mel’un diyene ne demeli? Şeytana rahmet okutmak tabiri de çok çirkindir. İslam halifesi için yazdıkları çoktur. Akif, bu çirkin hakaretleri için tevbe etmemiştir. Abdülhamid han hazretleri tahttan indirildikten sonra da yine düşmanlığı bitmemiş, İSTİBDAT şiirini yazmıştır. Şiirinin başı şöyledir: Yıkıldın gittin amma ey mülevves devr-i istibdad, Bıraktın milletin kalbine çıkmaz bir mülevves yad.

NESİL TEHLİKEDE

26 Aralık 2019 11:56

Putperestlik,deizm, ateizm, agnostizm, panteizm ,materyalizm,şamanizm gibi farklı kategorilerdeki inançsızlıkların kökeni ;Allah ı kısmen veya yamamen inkâr etme , O'na eş-ortak koşma,Peygamber ve kutsal kitapları inkâr etme,Allah a yaklaştıracak inancı ile insan-hayvan-tabiat ver gök cisimlerini şefaatçı kabul etme ve tapınma şeklindeki ekollerin hepsi inaçsızlıktır.Hiçbiri islam ,yani hak din değildir;dinsizliktir.Kimi dinsizlikler,aklını put yapmıştır.Kimileri parayı,dünyevi çıkarlarını,makamı,gücü ve bunları elinde bulunduranları put yapmıştır.kimileri nefsini put yapmıştır.Hepsinin kökeni putperestliktir. İslama yönelmeyi terk edip, inançsızlığa yönelme şu nedenlere bağlanıyor: Dünyadaki yeni teknolojilerin, sosyal medyanın, bilgiye erişim ve iletişim olanaklarının daha fazla sorgulama yapma ve şüphe duymak. Kendi gücünün kendisine yeterli olduğu düşüncesi ve kendini beğenmişlik duygusu. “bağımsızlık” dürtüsünün etkisiyle çoğu kez kendilerini kendisini ilahlaştırarak , Allah yerine koymak.   Hayatın geçiciliği ve bir daha ele geçirilemez olduğu düşüncesinden hareketle, doyumsuz bir zevk ve tatmin arayışı . Acı veren veya ruhsal olarak yoksullaştırılmış bir çevrede üstesinden gelinemeyen zorlukların içinde kalan bireyin inanma problemleri içinde kalması. Manevî sorumluluktan kaçılması; arzular, beklentiler, liderlik arayışı ve hayatın sınır tanımayan zevklerinin inançsızlık şekillerini artıran bireysel ve toplumsal faktörler. İnancın insanın beklentilerini karşılamadığını düşünülmesi , güç ve iradenin Allah anlayışına karşı kullanmak istenmesi, sıra dışı hayatın çekiciliği . Üst neslin (ebeveynler) eğitim seviyesinin önyargılara neden olduğunu ve yeni fikirlere çok açık olunmadığını ileri sürmek. Toplumdaki sosyal ve iş hayatındaki baskı ve sıkıntıları neden göstermek. Muhafazakâr,milliyetçi ve dindar kesimin yaptıkları istismarları neden olarak göstermek. Bazı kesim tarafından İçi boşaltılan dinin ve muhafazakârlığın iticiliğini neden göstermek. Çoğu kişinin sürü psikolojisi ile ve göstermelik olarak dine yakın gözüktüğü nedene sığınmak. Arkadaş çevresinin yenilik istemeye dönük etkileri. İlahiyatçı-Yazar İhsan Eliaçık:''Özellikle üç ülke; Suudi Arabistan, İran ve Türkiye'de ateizm ve deizmin yaygınlaştığını görüyoruz. Din iktidarla buluşup kamu kaynaklarını kullanmaya, askere polise hükmedip baskı uygulamaya başlayınca iktidarlar ve onların temsil ettikleri şeyler yıpranıyorlar.Türkiye'de 16 yıldır İslam'a hizmet ettiğini ileri süren muhafazakar kökten gelen kadrolarla ülkeyi yöneten bir iktidarın olduğunu ancak gele gele sonunda 'Müslümanlık bu mu?' sorusuna gelindiğini ;İslam coğrafyası kendi aydınlanmasını yaşadığında bu topraklarda ateizme de gerek kalmayacak" diyor.Eliaçık ; ateizm,deizm gibi inançsızlıları kötü bakmıyor.Ben şahsen onun bu tavrını kabul etmiyorum. Kazım Karabekir Akbudak:'' İnançsızlık negatif ve reddedici bir cevap ya da tavır sergilemektir. İnançsızlık, normal olarak kelimelerde inanç diye sunulan şeye duyulan arzunun tecrübe edilmesinden sonra gelir . Yaratıcı ve düzenleyici bir Tanrı’nın varlığının reddedilmesi, dinî öğreti ve talepleri hiçe sayma, inançsızlık ya da inkârcılık tutumunun temel özelliğidir. Bununla birlikte, âleme müdahale etmeyen aşkın bir varlık şeklinde düşünülüp kabul edilen bir Tanrı anlayışının, günümüzde sistemli ve yaygın şekilde yer aldığı görülmektedir. Bu yüzden, bilim, politika, ekonomi, tıp, sanat hatta büyük ölçüde felsefe ve ahlâk gibi insanı doğrudan ilgilendiren alanlarda Allah’ın varlığı dışta tutulur olmuştur. Böylece Allah’ın varlığının tasdîki, gerçek hayatta etkisi olmayan teorik çalışmalar seviyesinde kalmıştır. ''Diyor. Bediüzzaman inaçsızlığı şöyle izah eder: “Malûmdur ki, âlâ birşey bozulsa, ednâ birşeyin bozulmasından daha ziyade bozuk olur. Meselâ, nasıl ki süt ve yoğurt bozulsalar yine yenilebilir. Yağ bozulsa yenilmez, bazan zehir gibi olur. Öyle de, mahlûkatın en mükerremi, belki en âlâsı olan insan, eğer bozulsa, bozuk hayvandan daha ziyade bozuk olur. Müteaffin maddelerin kokusuyla telezzüz eden haşarat gibi ve ısırmakla zehirlendirmekten lezzet alan yılanlar gibi, dalâlet bataklığındaki şerler ve habis ahlâklarla telezzüz ve iftihar eder ve zulmün zulümatındaki zararlardan ve cinayetlerden lezzet alırlar, adeta şeytanın mahiyetine girerler. Evet, cinnî şeytanın vücuduna kat’î bir delili, insî şeytanın vücududur.” Bu hastalığın yegâne çaresi Risale-i Nurdur. Risale-i Nurlar “küfr-ü mutlakı kırdığı için, küfr-ü mutlakın altı olan anarşîliği ve üstü olan istibdad-ı mutlakı esasıyla bozar, reddeder.” (Tarihçe-i Hayat, 360.) Evet, “Bu millet ve vatan, hayat-ı içtimaiyesi ve siyasiyesi anarşilikten kurtulmak ve büyük tehlikelerden halâs olmak için, beş esas lâzım ve zarurîdir. Birincisi: Merhamet. İkincisi: Hürmet. Üçüncüsü: Emniyet.  Dördüncüsü: Haram ve helâlı bilip haramdan çekilmek. Beşincisi: Serseriliği bırakıp itaat etmelidir. İşte Risâle-i Nur, hayat-ı içtimaiyeye baktığı vakit bu beş esası temin edip, hem âsâyişin temel taşını tesbit ve temin eder. (Kastamonu Lâhikası, 345.)

Kenan

26 Aralık 2019 11:41

1966 baskılı SAFAHAT isimli kitabında diyor ki: “Ortalık şöyle fena böyle müzebzep işler, Ah o Yıldızdaki baykuş ölüvermezse eğer” (s. 402) “Çoktan beridir vardı benim bir derdim, Gideyim zalimi ikaz edeyim isterdim. Kafes ardında hanımlar gibi saklıydı Hamid, Al-i Osmandan bu korkaklık edilmezdi ümid.” (s. 415) “Ah efendim o ne hayvan o nasıl merkepti.” (s. 421) “Ah efendim o herif yok mu kızıl kâfirdi.” (s 422) İstibdat isimli şiirinde Halife-i müslimine diyor ki: Düşürdün milletin en kahraman evladını ye’se, Ne mel’unsun ki rahmetler okuttun ruh-i İblis’e. Bir İslam halifesine mel’un diyene ne demeli? Şeytana rahmet okutmak tabiri de çok çirkindir. İslam halifesi için yazdıkları çoktur. Akif, bu çirkin hakaretleri için tevbe etmemiştir. Abdülhamid han hazretleri tahttan indirildikten sonra da yine düşmanlığı bitmemiş, İSTİBDAT şiirini yazmıştır. Şiirinin başı şöyledir: Yıkıldın gittin amma ey mülevves devr-i istibdad, Bıraktın milletin kalbine çıkmaz bir mülevves yad. Mülevves = Kirli, pis demektir. Mülevves yad = Kirli hatıra demektir.

Atila Çelik

26 Aralık 2019 11:31

Sayın yazar bu adam abdestsiz yere basmayan ulu Hakan 2.Abdülhamit Hanı iblisten de aşağı gösteren şiirler kaleme almıştır sonra Allaha burum buram isyan kokan şiirler yazmıştır ağzım kurusun yokmusun ey adli ilahi gibi

Ali Erkan Kavaklı Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle