--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

KUBBE-İ HADRA’NIN SULTANI (sav) (2)

Ali Erkan Kavaklı
Ali Erkan Kavaklı

Şöyle demişti:

-Anladığım kadarıyla bu zat, Kureyş’in aradığı adam. Onu bana anlat Ümmü Mabed!

Ümmü Mâbed’in Gönüller Sultanı’na Hayranlığı ve Tarifi

Ümmü Mabed, görür görmez hayran kaldığı Kâinatın Efendisi’ni (sav) şöyle tasvir etmişti:

-Bir adam gördüm ki... Aydınlık ve güler yüzlü, güzel tabiatlı. Ne ayıplanacak şekilde şişman ne de kusurlu kabul edilebilecek kadar ince ve uzun. Güleç yüzlü, cömert. Gözleri siyah, kirpikleri uzun. Sesinde boğukluk vardı. Gözünün akı da siyahı da çoktu. Kaşları çatık, ince ve uzun, yay gibi, kirpikleri siyah, saçları simsiyah. Boynu uzun ve yüksek, sık sakallı. Sustuğu zaman vakarlı, konuştuğu zaman zarif ve heybetli. Konuşması şiir incisi gibi tatlı. Hak ile batılı birbirinden ayıracak şekilde açık ve net. Uzaktan bakıldığı zaman insanların en güzeli ve en sevimlisi. Yakından bakıldığı zaman tatlı ve hoş birisi. Orta boylu. Göz ne onu uzunluğundan dolayı ayıplar ne de kısalığından dolayı kınar.  İki dal arasında bir dal gibi. Üç kişi arasında en güzel görüneni oydu. Arkadaşları onu ortalarına almışlardı. Konuştuğu zaman dinliyor, buyurduğu zaman hemen yerine getiriyorlardı. Sözü dinlenen ve hizmet edilen biri. Ne laubali ne de kibirli.

Çoban başını sallamış ve çok önemli bir serveti kaçırmış gibi hayıflanarak:

-Vallahi, bu zat Kureyş’in bize anlatılan adamı. Eğer onu bulabilirsem arkadaş olacağım. Eğer fırsat bulabilirsem bunu mutlaka yapacağım.

Ümmü Mâbed ve kocası iman edip Gönüller Sultanı’na yakın olmak için Medine’ye hicret ederler(sav). 

Onu iman ettikten sonra ondan uzak olmaya hangi gönül tahammül edebilir?

Salavatlarla önünde el bağladım, dua ettim ve şefaat niyazında bulundum:

“Essalatü vesselama aleyke ya Rasulellah!

Essalatü vesselama aleyke ya Habiballah!

Essalatü vesselama aleyke ya Hayrahalkıllah!

Essalatü vesselama aleyke ya Nebiyyallah!...”

Kavuşmak ne büyük saadet... Gönül gözü ile görüp göz ile görememek ne büyük ıstırap...

Hz. Enes’in tarif ettiği, güneş yüzlü, hoş ağızlı, iri gözlü, siyah saçlı, gül kokulu, beyaz tenli, nur yüzlüye... İnsanlığın efendisi, kâinatın nuru, Yüce Allah’ın âlemlere rahmet olarak gönderdiği peygamberine...

Yesrip, onun nuruyla aydınlanmış, nurlanmış ve Medineyi Münevvere olmuştu.

Her namaz vakti camiyi dolduran yüz binler onun nuruna hayranlık duyarak buraya akın ediyorlardı.

Yine de kavuşma sevinci, hüznü bastırıyor.

“Şefaat ya Rasulellah!” duaları ile gece vakti Kubbe-i Hadra’nın misafiri ile yeniden ziyaretleşmeye niyetleşerek vedalaştık.

Ali Erkan Kavaklı Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle