--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

KUBBE-İ HADRA’NIN SULTANI (sav) (1)

Ali Erkan Kavaklı
Ali Erkan Kavaklı

Yeşil kubbeyi görünce kalbim heyecanla çarptı. Kâinatın Efendisi (sav) evim ve minberimin arası cennet köşelerinden bir köşedir, buyurur. Kâinatın kalbi burada atıyor, insanlığın şeref tacı, âlemlere rahmet olarak gönderilen Nebi (sav) bu bahçede dinleniyor. Onu burada ziyaret eden hayatta iken ziyaret etmiş gibi buyrulur. Onu ziyaret edene şefaat vacip olur. Yatsı vakti. Hava sıcak. Temmuz akşamları. Cami avlusu insan mahşeri. Şehir meydanlarından daha geniş cami bahçesi. Rehberimiz Hasbi Tanrıkulu, Mescid-i Nebevi’de bahçesiyle beraber 140.000 kişinin namaz kılabildiğini söylüyor. Beyaz takkeli, beyaz elbiseli melekler cemaati ile dolu Mescid-i Nebevi ve bahçesi. Cami içinde yatsı ve teravihi eda etmek istedim. Cami avlusu dopdolu hâlbuki… Caminin içi muhteşem. Ucu bucağı görünmüyor. Beyaz direkler göz alabildiğince birbirini takip ediyor. Tavan süslü. Direk başları altın kaplama süslerle parlıyor. Yerler kırmızı renk, farklı desenlere sahip halılarla kaplı ve geçişler beyaz mermer… Kâbe’de olduğu gibi burada da teravihi hatimle kıldık. Vitir namazını eda etmedik. Vitrin üçünce rekatında imam, uzunca ve gönülleri ürperten dualar etti. Cemaat mahşer. Muhteşem mâbedi lebalep doldurmuş. Yanı başımdaki gençlerle tanıştım. Filistin’den kopup gelmişler… Gepegenç delikanlılar... Namazdan sonra avluya çıktık. Yol arkadaşım, otele dönelim, dedi. “Nasıl dönelim? Kubbe-i Hadra’nın Sultanı’na uğramadan?” Yeşil Kubbe’ye doğru hızlı adımlarla yürüdük. Gönüller Sultanı’nı (sav) ziyaret edeceğiz. Türbenin giriş kapısı insan seli. Adım adım ilerliyoruz. Zaman duruyor, kalp duruyor ve insan seli dalgalanıyor. Dudaklarda salavat… “Esselamü aleyke ya Rasullellah!..” Gözümü, caminin iç kapılarında altın harflerle yazılmış yazılar alıyor: “Gönlünde beni ziyaretten başka hiçbir emel ve arzu olmaksızın ziyarete gelene kıyamet günü şefaatim üzerime hak olur.” “Şefaatim, ümmetimden büyük günahları işleyenleredir.” “Mescidimde kılınan bir namaz, Kâbe hariç, başka mescitlerden kılınan bin namazdan daha faziletlidir.” “Ravzam ile minberimin arası cennet bahçelerinden bir bahçedir.” Gönlüm müjdeyi almanın heyecanıyla doluyor. Kâbe’dekine benzer bir izdiham… Dudaklarda salavat, gönüllerde ürperti ve heyecan… Adım adım ilerliyoruz. Kulaklarımda salavatlar, selamlar ve dualar yankılanıyor… Ümmü Mâbed’in hayranlıkla tasvir ettiği Gönüller Sultanı’nı (sav) düşünüyorum. Çadıra gelip kabın içinde süt gören çoban, karısı Ümmü Mabed’e sormuştu. -Bu koyun koç görmedi. Evde hiç süt yoktu, bu sütü nereden buldun? Ümmü Mabed, kocasına olup biteni anlatmıştı. Şaşırıp kalmıştı çoban. Cılız koyundan sağılan sütü görüyordu. Süt koyundan süt sağılmış, beş kişi doyacak kadar içmiş ve çadır sahiplerine de bir tas süt bırakılmış... Apaçık mucizeden başka bir şey değil. Çadırına kâinatı aydınlatan güneşin şavkı vurmuştu. DEVAMI YARIN

Ali Erkan Kavaklı Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle