--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

KÂBE MEKTUPLARI

Ali Erkan Kavaklı
Ali Erkan Kavaklı

Burası Nur Dağı, Sevr Mağarası..

Tam gece ortası, karanlık, hava bulutsuz. 

Yıldızlar ışıl ışıl.

Bir saattir dağ yolundayım. Ter sırtımdan çıktı. 

Dağ ağaçsız, otsuz. Bağrında irili ufaklı taşlar, sert kayalar. 

Dağın zirvesinde nurlarla hâlelenmiş, yaklaşık elli metre yüksekliğinde yekpare bir taş. 

Kayanın başı dik, alnı açık, yüzü ak…  

Âlemlere rahmet olan Nebi(sav) kendisine misafir olduğu için.

İlk Kur’an âyetlerini dinlediği için. Göklerin muhteşem ve heybetli meleği Hz. Cebrail başını okşadığı için…

İlk vahiy âyetlerini dinlediği için…

Yüce Allah’ın kendisine selam gönderdiği, cennet kadınlarının ulusu Hz. Hatice’yi bağrında misafir ettiği için..

Yüce Kur’an’ın ilk okuyucusunu, ilk hafızını ilk tasdik eden Hatice’yi gönül bahçesinde konuk ettiği için..

Kâinatın nuruyla aydınlatan ilk vahiy…

Kâinatın Efendisi (sav) bir gece bu dik başlı dağda tek başına. 

Dağ yüksek, heybetli, haşmetli. Yıldızlara yakın, göklere yakın, rahmet kapılarına yakın.

Semaları temaşa ediyor, yıldızları seyrediyor, gökyüzüyle birlikte zikrediyor.

Mekke’den 4-5 kilometre uzakta, yönü Kâbe’ye dönük, kalbi Allah’a müteveccih…

Nur Muhammed (sav) başına taç gibi konmuş, ellerini açmış, gönlünü açmış, bütün latifeleri ile Rabb’ine yönelmiş duada.

Birden heybetli, haşmetli, kanatları gökleri bürüyen, vahiy meleği geliverdi.

Muhteşem kanatları yeri göğü bürüdü.

Nur melek, nurlar getirmişti. Nur Dağı’nın Mekke’ye bakan, Kâbe’yi temaşa eden cephesinde, zirvenin hemen 20-25 metre güneyinde, anne gibi şefkatli Sevr Mağarası’nda…

Burada iki kaya baş başa vermiş, bir çadır çatmış. İki Cihan Güneşi’ne (sav) gönlünü açmış iki taş. Onu misafir etme bahtiyarlığına erdikleri için mesut taş.

Âlemlerin Sultanı (sav) o iki taşın gölgesinde Rabb’ini düşünürken, ona dua ve niyazda bulunurken...

Melek huzura geldi, karşısında bütün heybetiyle durdu.

Gök gürler gibi: “Oku!”

“Ben okuma bilmem!”

Melek, Kâinatın Efendisi’ni (sav) kucakladı, sıktı. Âdeta kaburgaları birbirine geçmişti yetim Muhammed’in (sav), öksüz Ahmed’in (sav).

Dağ tek başına haşmetli, gece başlı başına korkutucu, yalnızlık yeterince ürpertici…

Gönüller Sultanı (sav) hiç tanımadığı, duymadığı, görmediği, bilmediği bir şeyle karşı karşıya. 

Haşmetli melek yeniden gürledi: 

Oku! Seni yaratan Rabb’inin adıyla! 

O insanı bir kan pıhtısından yarattı.

Oku, Kerim Rabb’in kalemle yazmayı öğretti. İnsana bilmediğini öğretti.”

Dağ okudu, taşlar okudu, bu muhteşem hadisenin şahidi yıldızlar okudu. Kâinatın yaratılışından beri azametli Rabb’in kelamını hasretle bekleyen yerler okudu, gökler okudu.

Abdullah’ın yetimi, Âmine’nin emaneti, Abdulmuttalib’in gözdesi, Ebu Talib’in sevgili yeğeni, Mekke’nin “Emin”i Hz. Muhammed (sav) okudu!

Okudu, ezberleri, gönlüne nakşetti.

Vahiy nurlarına mazhar olan Nebi (sav) tepeden tırnağa nur oldu. Ve vahiy meleği kayboldu.

Âlemlerin Sultanı (sav) ürperdi, titredi, üşüdü.

Nur Dağı’nın zirvesindeki Sevr Mağarası’nı terk etti. Yavaş yavaş dik kayalardan aşağı inmeye başladı. Dağın doğu cephesinden, Taif’e bakan cihetinden… Adımlarını dikkatle atarak, kaymayayım, düşmeyeyim, helâk olmayayım diye titizlenerek…

Çakıllar ayağını kaydırmasın diye ihtiyatlı, bastığı taş kayıp kendisini düşürmesin diye dikkatli. Kayaların arasından geçti, her adımda durup düşünüyor ve Namus Meleği Hz. Cebrail’in ezberlettiği âyât-ı beyyinatı tekrar ediyordu.

Oku! Seni yaratan Rabb’inin adıyla!.. O insanı bir kan pıhtısından yarattı. Oku, Kerim Rabb’in kalemle yazmayı öğretti. İnsana bilmediğini öğretti.” 

Nurlu, karanlık bir gecede Kâbe’ye bakan Sevr Mağrası’nda iki rekât namaz kıldım. Kalbim ürpererek dualar ettim. 

Nur Dağı misafirleri arkadaşlarımla buluştuk.  Yorgun ayaklar, bitkin bedenler, nefes nefese, soluk soluğa.

Gönlümüz hoş, kalbimiz huzurlu, gecemiz nurlu…

Nur Dağı’na veda ettik.

Ali Erkan Kavaklı Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle