--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Kanayan yara, aileyi nasıl kurtarabiliriz?

Ali Erkan Kavaklı
Ali Erkan Kavaklı
42

Ortada kanayan bir yara var. Son kale aile şiddetli saldırı altında. Erkeği devlet eliyle evinden kovarsanız o yuva yıkılır. Avrupa’nın örnek alınacak hâli yok, kelin ilacı olsa kendi başına sürer. Aile zaten çökmüş, erkek düşmanları tarafından kurulan marjinal kadın dernekleri kadınları dayaktan kurtarmaya çalışıyor, aileyi değil. İthal yasalarla bir yere varmak mümkün değil. 

Erkeği evinden kovarsanız cinayeti körüklersiniz. İstatistikler tam da bunu söylüyor: 

2008’de 80, 2009’da 109, 2010’da 180, 2011’de 121, 2012’de 201, 2013’te 237, 2014’te 294, 2015’te 303, 2016’da 328, 2017’de 409, 2018’de 440 kadın öldürülmüş.

İstanbul Sözleşmesi ve erkeği evinden kovduran yasalar, cinayet yangınlarına benzin dökmüş.

Mutlu olmak için yuva kuran insan, hayat arkadaşını neden öldürür? 

Korkunç bir manevî çöküntü, ahlakî çözülüş, günah girdabı. İnsan öldürmek öyle böyle değil, en büyük günahlardan biri.

11 Mayıs 2011 İstanbul Sözleşmesi’nin imza tarihi. Ona istinaden 6284 sayılı kanun çıkmış, şiddet artmış. İthal kanunlar yaraya tuz biber ekiyor. Bize uyan yasaları çıkarmamız lazım, adam öldürmenin cezası idam olmalı.

Her şeyden önce yönümüzü eğitime dönmeliyiz. Aile kavga edilecek yer değil. Aile mutlu olmak, kendimizi ve ailemizi günahlardan korumak; sağlıklı ve hayırlı evlatlar yetiştirmek için kurulur. 

Ailede kavga çıkarsa neler olur?

Mevcut yasalara göre:

Kadının beyanı esas alınır.

Boşanırsa kadın tazminat alır.

Altınlar, çeyiz onun.

Süresiz nafaka bağlanır.

Çocukların velayeti ona.

Malların yarısı onun.

Devlet eliyle koca evden uzaklaştırılır.

Nafaka ödeyemeyen koca hapse girer.

Burada adalet de eşitlik de yok. Batı yıllarca kadın-erkek eşitliğini savundu, geldikleri yer adaletsizlik ve ayırımcılık. Anayasa’nın 10. maddesi eşitliği emreder, 6284’te esamisi okunmuyor.

Eğer kadın bir başka sevgili bulduysa bu yasalar varken erkeğe neler yapmaz?

Evlilik bir anlaşma ve namus sözleşmesi, fedakârlıkla yürür. Birbirini rakip gören, yan bakan, sevmeyen, ekonomik kazanç vasıtası gören insanların yürütebileceği bir birliktelik değil.

Aile; kadın ve erkeğin birlikte fedakârlıkla yürütmesi gereken kutsal bir yuva. Çocuklarımız bu yuvada doğar, büyür, hayata atılır. Yuva dağıldı mı çocuklar da perişan olur, kadın da erkek de.

Kadına pozitif ayırımcılık yaparak yuvayı kurtarmak mümkün değil, istatistikler bağırıyor.  

Şiddet, öfke, düşmanlık, kin, nefret, mal sahibi olma yuvaya sokulmaması gereken virüslerdir, yuva böyle yükleri kaldırmaz. 

Aile; şefkat, merhamet, sevgi, samimiyet, fedakârlık, aşk ve muhabbetle ile kurulur ve sürdürülür.

Evlenirken meşakkatli hayat yolunu birlikte yürüyebileceğimiz bir yol arkadaşı seçeriz. Hayırlı evlatlar yetiştirmek, nefsimizi haramlardan korumak, mutlu olmak içini yuva kurarız. Eşimize ve yavrularımıza hizmet ederiz, kol kanat gereriz, onlar için fedakârlıkta bulunuruz. 

Biliriz ki dünya ve ahiret saadetimiz onların mutluluğuna bağlı.

Fedakârlık yaparız. Biliriz ki eşimize ve çocuklarımıza ikramda bulunmak, onlar için harcama yapmak sadakadır, onlara iyilik yapmak sevaptır, sevap kazanmak ebedî saadetin anahtarıdır. 

Peygamberimiz (sav), Veda Hutbesi’nde, kadınlar size emanettir, buyurur. Emaneti gözümüz gibi koruruz çünkü emaneti muhafaza etmek sevap, ihanet etmek günahtır.

Peygamber Efendimiz (sav), ölen kişinin amel defteri kapanır, bunun üç istisnası var: Hayırlı evlat yetiştirmek, insanlara faydalı eser bırakmak, ilim bırakmak, buyurur. Ölünce amel defterimizi açık kalsın isteriz, arkamızdan dua edecek evlatlar yetiştirmek için gayret ederiz.

Sevgili Peygamberimiz (sav), sadakanın en faziletlisi kişinin ailesine harcadığıdır, buyurur. Eşimize, çocuklarımıza harcadığımızda sevap kazandığımızı düşünür, mutlu oluruz.  

Aile kurmak sevaptır, eşine ve çocuklarına iyilik yapmak sevap, onlar için harcamada bulunmak sevap. Aile sevap kazanma yurdudur.

Akıllı, vicdanlı, sağduyulu, merhametli, imanlı bir insan sevap kazandığı yuvayı yıkmaz; öfkesini, nefretini, kinini ve düşmanlık duygularını kontrol eder, bu duyguların yönünü din ve devlet düşmanlarına çevirir. 

Sevgisini, şefkatini, merhametini, fedakârlık duygularını harekete geçirir; gözünü toz, toprak, mikrop ve tehlikelerden koruduğu gibi eş ve çocuklarını esirger.

Avrupa’dan ithal edilen kanunlar, sözleşmeler aile yangınını körüklüyor.

Sevabı günahı bilmeyen, ahirete inanmayın, vicdan sahibi olmayan insanlar aile yükünü taşıyamaz, aile saadetine erişemez, layık da değillerdir.

İnsanlarımızın inancını, şefkat ve merhamet duygularını, sevap kazanma, ebedî saadete erme arzularını güçlendirmeliyiz.

Ailenin fedakârlıkla yürüdüğünü genç evlilere iyi anlatmalıyız.

İthal kanunlar aile kalemizi hedef aldı. Evdeki dengeleri sarstı; pozitif ayırımcılık lafları aile içi şiddeti körükledi.

Kendi değerlerimize dönmeli, kanunları manevî değerlerimizi esas alarak inşa etmeliyiz ama önce insanî duygularımızı; sevgi, şefkat ve merhamet, iyilik yapma, sevap kazanma duygularımızı güçlendirmeliyiz.

 

Yorumlar

(42)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Ali

29 Ağustos 2019 23:05

Düğünde oyna iç balayı... Bi besmele bile yok. Eee istanbul sözleşmesi hep bu CHP (!)nin işi ne beklenir

Ahmet Y.

29 Ağustos 2019 22:19

Herkes, "erkekler şöyle olmalı, erkekler böyle olmalı" diyor da, Hz. fatıma (r.a) gibi olan KAÇ KADIN VAR??? Buyurun okuyun... Hz. Ali (a.s), Hz. Fatıma’nın iki gün bir şey bulamayıp aç kaldığını öğrenince üzülerek; “Neden bu durumu bana bildirmedin?” dediğinde, Hz. Fatıma (a.s) şöyle dediler: “Ya Ebe’l Hasan! Gücünün dışında olan bir şeyi senden isteyerek seni zorluğa düşürebilirim diye Rabbimden utandım." Günümüzün zamane kadınları ise, çöpe atacak ekmek bulamadıklarında, açgözlülük yapıp, kocalarını 7 köye MADARA ederler... Buyurun bu da başka bir hikayesi: Hz. Fatıma (a.s), Resulullah'ın (s.a.a) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: “Kocasını öfkelendiren kadına yazıklar olsun; kocası kendisinden razı olan kadına da ne mutlu.” Eyy zamane kadınları! Hz. Hatice'nin, Hz. Aişe'nin, Hz. Fatıma'nın hayatını okuyun ve tatbik edin. Herşeye rağmen kocanız size zulmediyorsa, o zaman konuşmaya hakkınız var. Tabii bu sözlerim, gerçek müslüman kadınlar içindir. Kuzu postuna bürünmüş çakal misali, müslüman postuna bürünmüş din düşmanı şıllıkları kastetmiyorum. Onlar bildikleri gibi yapmaya devam etsinler. Onların hesabını Yüce Mevla, zamanı gelince görecektir.

Mustafa

29 Ağustos 2019 21:54

Rasulullah sav kadını evine davet ediyor. Bir sahabe eşi evinden cenazesi cıkıyor. Kadın TEVHİD le tagutu Red ve şirkten beri olduğu zaman evinden cıkmaz. Kadınlar eve döndüğünde bir çok sorun çözülür Allah aşkına çok acil olmadan dışarı CIKMAYIN yuvanızı kurtarın.

Ahmet Y.

29 Ağustos 2019 21:51

Ayşenur, Hangi ATAERKİL??? Sen şuna ANAERKİL desene. Çünkü, geçmişten bu yana, baba dışarıda evin geçim iaşesini temin etmekle meşgulken, evde kumandayı veren ANA dır. Dolayısıyla, genelde evde dönen dolaplardan, babanın ha hiç haberi olmaz ya da olursa da, ateş bacayı sardıktan sonra, atına binen üsküdarı geçtikten sonra haberi olur. Evde ANA, çocukların gözünü BABA ile korkutur ama, babanın ruhu duymaz. Eski büyük ailelerde, evin kumandası her daim ananın elindedir. Size sorarım, kaynana-gelin tartışmaları, tüm dünya da meşhur iken, kayınpeder-damat tartışmaları NEDEN yok denecek kadar az? Demek ki neymiş? ATAERKİL DEĞİL, ANAERKİL REVAŞTAYMIŞ!!!

Mehmet Büyüktoortop

29 Ağustos 2019 18:36

Öncelikle mevcut İstanbul sözleşmesi ve yürürlükteki yasaların iptali gereklidir

İktidâr "muhâfazakâr", ama âile "muhâfazasız"...

29 Ağustos 2019 18:31

Büyük bir üzüntüyle söylemeliyim ki, bu yol tamâmen "eğri"dir. Ekranlarda gûyâ aşık atışmaya çalıştığımız insanların/milletlerin tuzağına düşerek elimizdeki.en son muhterem ve pek kıymetli âilemizi de "paramparça" ediyoruz..!

" Kork, Allâh'dan korkmayandan", demişler..!

29 Ağustos 2019 17:59

İnsân, Allâh t.'dan korkmadıktan sonra... Âilemize maalesef "atom bombası" atılmıştır..!

Bir müslüman Türk, bu şartlarda niçin ve nasıl "resmî nikâh" kıysın.?!

29 Ağustos 2019 17:55

Millet, resmen "zinâ"ya ( nikâhsız kadın-erkek birlikteliğine) itiliyor.! Vebâli çok elîm olur, çok..!

Bu kânûnları çıkaranlar milletin huzûruna hâlâ nasıl çıkabiliyorlar.?!

29 Ağustos 2019 17:52

Bâtıl'ın / Batı'nın peşine takılırsak muhakkak batarız..!

Kadına "pozitif" ama erkeğe "negatif" ayrımcılık.!?

29 Ağustos 2019 17:49

İstanbul Sözleşmesi'nden bir ân önce çekilmeliyiz..!.6284.no'lu nafaka kânûnu da yeniden temâmen ve âdil düzenlenmelidir..!

Ali Erkan Kavaklı Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle