--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Kâbe’de Cuma Namazı (1)

Ali Erkan Kavaklı
Ali Erkan Kavaklı

Bismillahirrahmanirrahim.

Mekke’de her şey dua ve her yer dua mekânı. Cuma namazı kılmak için Kâbe yolundayım. Otelden otobüse bindim ve öğrenme merakı ile etrafa bakıyorum. Yolda tabelalar ile karşılaşıyoruz.

“La havle vela kuvvete illa billahil aliyyi’l- azim.”(Allah’tan başka kuvvet ve kudret sahibi yoktur, sadece yüce ve aziz Allah güç ve kudret sahibidir.)

Kâbe yaklaşırken bizi Zemzem Kulesi karşılıyor. Kulenin zirvesine metalden bir hilal yapılmış. Üzerindeki yazı gözümün içinde parlayıverdi:

“Allahü Ekber!” (Allah en büyüktür.)

Altında sırayla gelip geçen metinler:

“Lâilahe illellah. Muhammedün rasulüllah!”

“Rabbenâ âtinâ fid’dünyâ haseneten
ve fil’âhireti haseneten ve gınâ azâbennâr.”

(Rabb’imiz! Bize dünyada ve ahirette iyilikler ver. Bizi cehennem azabından koru!)

İnsan seli Kâbe’ye akıyor. Kuzey batı cephesindeki Merve Kapısı’nda Kâbe’ye girdim. Kâbe’nin etrafı insan seli. Çelik metalden yapılmış iki katlı tavaf mahalli dopdolu. Kâbe ziyaretçileri dünyayı unutmuş, Allah aşkıyla pervaneler gibi dönüyor ve dualar okuyorlar. Revakların altları, gölgelik yerler çoktan dolmuş. Kâbe’ye yakın bir yere oturarak ve Allah’ın evini doya doya seyretmek istedim.

Seccademi beyaz mermer üzerine serdim. En öne mermer zemine oturdum. Dünyanın ilk ve en güzel evi karşımda. Siyah örtülü Kâbe. Örtü üzerinde altın harflerle âyetler…

Kâbe duasını okuyarak oturdum.

“Allah’ım, şu mübarek evinin şeref, hürmet, azamet ve heybetini artır. Ona hürmet ve saygı gösteren hac ve umre yaparak onu ziyaret edenlerin de şeref, derece ve iyiliklerini çoğalt. Allah’ım, sen selamsın ve selamet ancak sendendir. Bizi selametle yaşat ve selamet yurdu olan cennete koy. 

Ey celal ve ikram sahibi Allah’ım! Sen her şeyden yüce ve her varlıktan üstünsün!”

Burası dua, ibadet, yalvarış, yakarış ve gözyaşı makamı. 

Gözüme çarpan bir yüzle ürperdim:

Islak gözler, nemli kirpikler, buruşmuş, titreyen dudaklar… 

Kâbe ziyaretçisi, orta yaşlı bir kadın…

Cuma saatini bekliyorum.

Kitabımı çıkarıp dualar dizisini okumaya başladım.

Herkes duada. Beyaz elbiseli umreciler, siyah örtülü Kâbe…

Önümden biri geçiyor: Başı açık bir adam; omzunda siyah inci, kıvırcık bir çocuk ve bir kadın.

Tavafçılar aşkla dönüyor: Başı sarıklılar, başı açıklar, takke giyenler… 

Esmer bir Hintli, uzun boylu bir Pakistanlı, çekik gözlü ve kısa bir Endonezyalı, beyaz tenli bir Türkiyeli, ihramlı kıvırcık saçlı bir Afrikalı…

Kâbe Müslümanların ümmet olduğu, ümmet şuuruna kavuştuğu mekân. Rengin, cinsiyetin; Arap, Acem, Türk, Pakistanlı, Avrupalı, Amerikalı olmanın bir ehemmiyeti yok. Burada kıymetli akçe temiz ve ürperen bir kalp, yaşaran gözler, dua ile kıpırdayan dudaklar…

Hava sıcak mı sıcak, güneş tepemizde, öğle vakti. Şakaklarımdan ter boşanıyor. Dudaklarım kuruyor, susuzluğu iliklerimde hissediyorum. Yağmur duasına çıkmalı diyor içimden bir ses.

Anında şefkatli bir bulut güneşi perdeleyiverdi. 

Hafiften bir esinti yüzleri serinletti.

Kâbe şefkat, rahmet, merhamet kapısı…

Ali Erkan Kavaklı Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle