Kâbe imamını ağlatan ayetler
Muhteşem Kâbe’nin karşısında saf tutup el bağlayarak namaz kılmak en büyük saadet.
Ramazan’ın ilk on bir gününü geride bıraktık.
Bu akşam da iftarı Kâbe’de yapmayı Rabb’im lutfetti. Sekiz hurma, iki bardak zemzem, bir bardak çay, bir bardak ayrandan ibaret ziyafet...
Ezan başladı. Büyük bir iştahla hurmalara uzandım. Esasen sofrada en kıymetli nimet zemzem. Zira bugün öğleyin Mekke’ye yarım saatlik mesafedeki Cirane’yi ziyaret ettik.
Kâinatın Efendisi (sav) Huneyn Savaşı sonrası savaş ganimetlerini buraya getirtmiş, ordusuna paylaştırmış. Sonra da umreye niyet edip ihram giymiş ve umre yapmış.
Onun sünnetine iktida ederek umreye niyetlendik, ihrama girdik. Sonra Kâbe’ye gelerek tavaf ve sa’y yaptık.
Öğle güneşinde tavaf... Vücudum müthiş su kaybetti, terledim ve susadım. Akşama kadar dudaklarım tepserdi, serap hayali kurdum.
Suyun ne büyük nimet olduğunu çok daha iyi anladım.
Kâbe sofrasında hurmadan sonra zemzeme el uzattım.
Sekiz-on dakika içinde iftar sofrası kaldırılıyor. Bu süre içinde herkes yemeğini yiyip bitirmek zorunda.
Namaza ezan okunduktan yaklaşık on dakika sonra başlanıyor. Kısa süre içinde önümüze getirilen hurma ziyafetiyle karnımızı bir güzel doyurduk, elhamdülillah...
Namazdan sonra yemek yiyenler de oluyor bazen ama genel olarak herkes hurma sofrasında doyar ve namazdan sonra teraviye kadar çay ve kahve içilir.
Bugün teravih kıldıran imam Kur’an’ı oldukça duygulu bir sesle okudu. Bazı âyetleri okurken sesi titredi, okumaya ara verdi, sonra tekrar başladı.
İmamı ağlatan âyetler, bütün müminlere ders veren, gönül teli hassas herkesi duygulandıran âyetler. Birazcık Arapça bilmek ve vahye can kulağını vermek lazım.
Ra’d Sûresi 22. âyeti okurken imamın sesi birden titremeye başladı.
Âyette Rabb’imiz şöyle buyuruyor:
“Rablerinin rızasını kazanmak arzusuyla sabrederler ve namazı dosdoğru kılarlar ve kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli ve açıkça Allah yolunda harcarlar ve kötülükleri güzellikle yok ederler. İşte bunlar, hayatın sonu kendilerinin olacak kimselerdir.”
Sonraki âyetlerde de ses titremeye ve hoca ağlamaya devam etti:
“Adn cennetlerine girecekler, atalarından, eşlerinden ve soylarından salih kimselerle birlikte olacaklar. Melekler de her kapıdan yanlarına girip şöyle diyecekler: Sabrettiğiniz için size selam olsun, ahret yurdu ne güzeldir!”
Hoca bir süre normal sesle okudu. İbrahim Sûresi 18. âyete gelince tekrar ağlamaklı bir sesle okumaya başladı:
“Rablerini inkâr edenlerin durumu tıpkı fırtınalı bir günde rüzgârın şiddetle savurduğu küle benzer. Kazandıklarından hiçbir şeyi elde edemezler. İşte bu uzak bir sapıklıktır.”
Yüce Allah’ın insanoğluna verdiği sayısız nimetleri ifade eden âyete gelince hocanın sesi tekrar ihtizaza geldi:
“O kendisinden isteyebileceğiniz her şeyi size verdi. Allah’ın nimetini saymak isteseniz sayamazsınız! Doğrusu insan çok zalim ve çok nankördür.”
Sonraki âyetler Hz. İbrahim’in hikâyesini anlatıyor ve onun Yüce Allah’a yaptığı duaları zikrediyordu. 41. âyete gelince hocanın sesi yine gözyaşı sinyali verdi:
“Ey Rabbimiz! Herkesin hesaba çekileceği günde beni, ana-babamı ve müminleri bağışla!”
“Ey Peygamber! Sakın Allah’ı, zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Ancak Allah, onların cezalarını gözlerin yerinden dışa fırlayacağı güne erteler!
Gece vakti, saat 23.22...
Teravih kılmaya devam ediyoruz. Kâbe’nin dört bir yanı kefen gibi beyaz ihramlara bürünmüş ve beyaz elbiselere sarınmış melek misali cemaatle dolu.
Kâbe’nin içi ezana 15-20 dakika kala doluyor. Daha sonra gelen cemaat, Kâbe’nin dört bir yanında cemaat oluyor. Kâbe’ye giremeyenler, girebilenlerden her zaman daha fazla bir yekûn teşkil ediyor.
Vitir namazının üçüncü rekâtında rükûdan sonra hoca ellerini kaldırdı. Bütün cemaat dua kesildi ve uzunca bir süre Rahman ve Rahim olan Rabb’imize yalvardık. Duanın bir yerinde imamın sesi tekrar titremeye başladı:
“Allah’ım, bizi razı olduğun kullarından eyle!
İslam’ı ve Müslümanları aziz eyle!
İslam memleketlerini ve müminleri fitnelerden, felaketlerden, belalardan azad eyle!
Bizi her türlü kötülüklerden, cinnî ve insî şeytanların şerrinden muhafaza eyle!
Ya Rabbi! Ağaran sabahın şerrinden Sana sığınırım!
Yarattığın şeylerin şerrinden Sana sığınırım!
Karanlık çöktüğü zaman gecenin şerrinden Sana sığınırım!
Kıskançlık yaptığı zaman hasetçinin şerrinden Sana sığınırım!
İnsanların kalbine vesvese veren sinsi vesvesecinin şerrinden insanların Rabb’ine, hükümdarına ve ilahına sığınırım!..”
Kâbe’de namaz ve teravih kılmak, melekler cemaati içinde titreyen kalpler, ıslanan kirpikler, yaşaran gözler ile dua etmek mükemmel bir ziyafet... Mükellef sofralarda oturup çeşit çeşit yemekler, tatlılar yemekten ve türlü türlü şerbetler içmekten daha fazla haz verici...
Rabb’im! Bütün ümmet-i Muhammed’e (sav) nasip eyle!..
Dualarımızı Kâbe’de yapılan makbul ve müstecap dualar zümresine ilhak eyle! Amin!..







