--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Eğitimde ailenin sorumluluğu ve ateist ders kitapları

Ali Erkan Kavaklı
Ali Erkan Kavaklı
22

Okullarda okutulan fen bilgisi ders kitapları ateist bakış açısı ile yazılmış. Fizik, kimya, biyoloji, coğrafya, hayat bilgisi, sosyal bilgiler, fen bilimleri kitaplarında yaratıcı adı yok. Evrendeki, insan vücudundaki, hücrelerimizdeki kusursuz sistem kendiliğinden kurulmuş gibi anlatılıyor. 

Bu konuyu kaleme aldım, yazıya tepkiler çığ gibi yağdı. Müftü olduğunu yazan bir okuyucumdan gelen mail çok düşündürücü idi. Dindar aileler, çocuklarının okulda aldıkları eğitim sonucu dinsiz olduğundan şikâyet ediyorlar. Başörtülü hanımlar, sakallı beyler…

Anne ve baba olmak sorumluluğu gerektirir. Çocuğu okula gönderip orada nasıl bir eğitim aldığını denetlemezsek, hangi kitapları okuduğunu, kimlerle arkadaşlık kurduğunu, öğretmenlerinin hangi dünya görüşünü çocuklarımıza telkin ettiğini sormazsak iş işten geçer, tedbir alma şansımız kalmaz. 

Çocuğun sahibi ailedir. Çocuklarımıza zaman ayırmalı, her gün onlarla 10-15 dakika okulda olup bitenlerle ilgili sohbet etmeliyiz. Çocuğumuz yanlış adım atabilir, zamanında tedbir alırsak onu kazanmamız kolaydır. 

Çocuklar tabii olarak anne ve babalarına güvenirler, onları samimi ve hakiki dost olarak bilirler. Güvenlerini yıkmadığımız ve hayal kırıklığına uğratacak yanlışlar yapmadığımız sürece de bizi sever ve dinlerler. 

Veliler, çocukların ders kitaplarını okumalılar. Kendi dünya görüşlerine ve inançlarına aykırı bir şey gördükleri zaman konuyu hem çocukları ile görüşmeli, konu üzerine sohbet etmeli hem de gerekirse okula gidip öğretmenlerimizle sohbet konusu yapmalılar. 

Çocuk eğitimi ihmale gelmez, devredilemez, gecikme ve yanlış kabul etmez. 

Çocuklarımızın yedeği yoktur. Yapılacak yanlışların bazen telafisi mümkün değildir. 

Prof.Dr. Atilla YARGICI 8. sınıf Fen Bilgisi kitaplarındaki inkârcı bakış açısıyla yazılmış bir konuyu ele alıyor, kitaptan alıntı yapıyor: 

“Foklar ve mors ayıları, kutuplardaki yaşam koşullarına uyum sağlamak için bir adaptasyon geliştirerek derilerinin altında kalın bir yağ tabakası depo eder. Böylece soğuk havaya karşı vücudunu korumuş olurlar.

Bazı canlılar, derilerinin rengini değiştirerek bulundukları ortama uyum sağlar. Böylece düşmanlarından korunabilir. Bukalemun, bu şekilde adaptasyon geliştiren canlılardan biridir. Bukalemun bu özelliğini yavrularına da aktarabilir. Kurbağaların sinek yakalamak için dillerinin uzun olması, fillerin kulaklarının büyük olması, nemli bölgede yaşayan bitkilerin yapraklarının geniş yüzeyli olması bu canlıların geliştirdiği adaptasyonlardan bazılarıdır.” (8. sınıf Fen bilgisi, s. 61. Ünite II, adaptasyon konusu)

Prof. Atilla Yargıcı konuyu yorumluyor: 

“Bütün hayvanlar yaşadıkları yerlere uygun özelliklerle yaratılmışlar ve yaratıldıkları günden itibaren de aynı özellikleri göstermektedirler.  Canlıların kendilerini geliştirme gibi bir özellikleri bulunmamaktadır. Kur’an-ı Kerim, bunlara tevhid bakış açısıyla bakılması gerektiğini bildirmektedir. Arılara peteklerini ve balı yapmasının Allah tarafından ilham edildiğini bildiren âyet bunun en güzel örneğidir. Arı, yavrusuna nasıl bal yapacağını öğretmez. Aksi takdirde onun da bu balı nasıl yapacağını daha önce bir bal ustasından öğrenmesi gerekir. İnsan bu kadar akıllı olduğu hâlde balı yapamıyor. Küçük bir bal arasının insandan daha akıllı olduğunu söylemek elbette akılla izah edilecek bir durum değildir.”

Bukalemun deri rengini değiştirme sanatını kimden öğrendi, bunu yavrularına nasıl ders veriyor? 

Fil kulaklarını kendi mi yapıyor? 

Yeryüzünün en bilgili, en iradeli, en seçici varlığı olmasına rağmen insan kendi kulağını yapamıyor, fil kulaklarını kendisi nasıl yapıyor?

Bir arkadaşım var, kulak zarı yarılmış, çınlıyor ve sancı yapıyor. Sancılar sonucu huzuru yok, yırtığı ameliyatla kapattırmak istiyor. Doktor, yırtığın bulunduğu bölgede iltihap olduğunu söylemiş, birkaç senedir, ilaç kullanıyor, iltihap yok edilemedi. Ameliyat için kulağın iltihaplarının kurumasını bekliyor.

Doktorlar hasta kulaktaki iyileştirmeyi bile sağlayamıyor. İnsan kendi kulağını yapamıyor. Filler kulaklarını yapıyor ve büyük kulakları tercih ediyorlar demek mantıklı bir düşünce değil, bilimsel hiç değil.

El, göz, kulak, beyin, deri, hücre, parmak izi… Vücut organlarımızın yedeği yok. Bu durum hayvanlarda da böyle. 

Kaldı ki insan ve hayvanların yaşayabilmesi bütün kâinat ile uyumuna bağlı. Gözün görebilmesi için Güneş ışıklarına ihtiyacımız var. Yediğimiz gıdaların yetişmesi için Dünya dezinin kurulması, suların buharlaşması, yağmurun yağması, bitkilerin yeşermesi, toprağın onları beslemesi, bitkileri ekmemize bağlı.

Nefes alabilmemiz için bitkilerin oksijen fabrikası gibi çalışması lazım.

Kâinatta her şey her şey ile ilgili. Göz bebeğimizi kim yaratmışsa Güneş’e ve güneş sistemini de o yaratmıştır. Atomu yaratamayan galaksi sistemini kuramaz. 

Çocuklarımızla ilgilenmemiz, ders kitaplarını okumamız şart. Öğretmenlerle iş birliği yapmamız lazım. Bu ders kitaplarını yazdıran, mantık dışı yorumları bilim diye öğrencilere okutan yetkilileri de Cumhurbaşkanımıza, milletvekillerine, eğitim sendikaları yetkililerine, yetkililere şikâyet etmek şart. Her şey yolundaymış gibi davranmamak lazım. 

Çocuklar servetimiz, mutluluk kaynağımız ve sevap hazinemizdir. Onlar için her türlü fedakârlığı yapmalıyız.

 

Yorumlar

(22)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Burhan Kart

15 Ekim 2019 16:26

En güzeli bence de bırakalım bu ilim,bilim işlerini.Nasıl olsa kafirler herşeyi yapıyor.Ne kafamızı yoracağız.Allah bu dünyayı böyle yaratmış işte deyip geçelim.Okulların hepsini de imam hatip yapalım.Kuran,hadis,fıkıh,siyer,tefsir vb. dersleri yeter bize.Giyelim fistanları,takalım takkeleri,serin serin gezelim.Ohhh mis... Ya arkadaş.Bu çağda hala daha bu kafada olmak nasıl birşey yahu.İslam ülkelerinin herbiri birbirinden perişan halde.Hepsinin halkı cahillik,sefalet,pislik içinde.Türkiye ise laik eğitim sistemi ile bugüne kadar bunların hepsinden çok ayrı bir yerde oldu.

Öğretmen mi

11 Ekim 2019 02:29

Sayın yazar ders kitapları bir yana dursun,öğretmenlerin elinden bütün disiplin araçlarını aldılar. Öğrenciye ödev vermek yasak, öğrenciye bağırmak yasak, öğrenci öğretmene terbiyesizlik yaptığında dövmek yasak ve daha neler neler. Yakında öğretmene mesai saatleri içinde tuvalete gitmeyi de yasak ederlerse hiç şaşmam. Gerçi şu anki öğretmenler öğrencilerden beter ya neyse. Geçenlerde bir video izlemiştim.Videoda Bir ülkeyi ele geçirmenin 3 yolu anlatılıyordu.1-kadınları annelikten ve ev hanımlığından soğutup iş hayatına özendirmek 2. Alimleri, hocaları toplumda itibarsızlaştırmak, 3. İyi işler yapanları toplum nazarında gözden düşürmek. Öğretmenlerin ahlaklı donanımlı ve toplumda yeniden saygı görmesi dileğiyle...

Sefa

11 Ekim 2019 00:24

Yazı öğretici ve ikaz edici. Teşekkürler değerli hocam

Ferit

10 Ekim 2019 23:11

Hocam, kitapta yazanlar bir yana, adaptasyon işi öyle değil. Canlının yaşadığı çevrenin iklim şartları değişmeye başladığında -ki iklim hep değişir. Değişim binlerce yıl sürdüğü için bir insan ömründe farkedilmez.- bir hayvan türünün yeni şartlara daha iyi uyum sağlayan üyeleri hayatta kalır/soyunu devam ettirir. Diğerleri ölür veya soyunu devam ettiremez. Şartlar değişirken her nesilde değişen şartlara daha iyi uyum sağlama özelliği olan (daha yağlı olan, daha uzun olan veya daha hızlı koşan vb.) canlılar yaşar, diğerleri ölür. Bu durumda her nesilde azar azar olan değişim, 10 nesilde, 100 nesilde, ..... 100.000 nesilde büyük bir değişim olur. Kur'an "ol der ve olur" derken bilim "2.5 milyar yıl boyunca sadece tek hücreli canlılar vardı. Sonra diğer canlılar var oldu" der. Ancak Kur'an öte yandan "yeryüzünü dolaşın ve Allahın yaratmaya nasıl başladığını görün" der.

Coşkun

10 Ekim 2019 22:25

Tv seyretmek için genelde belgeselleri tercih ederim. TRT'nin yayınladığı yabancı belgesellerde de sayın yazarın yazıda belirttiği gibi aynı materyalist/darwinci dil hakim. Anlatıma göre, hayvanlar bütün özelliklerini kendileri bulmuşlar ve geliştirmişler. Sanki hayvanlar bir kursa, okula gitmişler. Burada ders alıp kendilerini geliştirmişler. Yani TRT de işler karışık. Buradan yetkililere duyurulur.

Materyalist Eğitim

10 Ekim 2019 16:49

Materyalist Eğitim sistemi değişmelidir. Kuran, Hadis, Fıkıh dersleri anaokulundan itibaren zorunlu olmalıdır. Tüm bilimlerin ve bilimsel gelişmelerin kaynağı İslamdır. Profesör Fuat SEZGİN' in bu alandaki çalışmaları önemlidir. Kuran okuma oranını %10 dan, Atalarımızın kullandığı Osmanlı Türkçesi okuma yazma oranını %1 den en kısa zamanda %99 lara çıkarmalıdır.

Haşim

10 Ekim 2019 16:16

Çok önemli bir konu. Bu sene çocuğumuzun lise mezuniyet töreni oldu.törende yapılan konuşmalarda yüce yaratıcımız olan Allah'ın (C.C) adı geçmedi. Öğretmenler de kitaplara uymuş.

Ihsan Hamarat

10 Ekim 2019 15:48

Hoca onu bunu bırak, hayat ve inancının ne kadar İslami olduğuna bak. İslam'da vergi var mı, devletin mali yapısı nasıl olmalı? İslami bakımdan mali bir devlet modeli ortaya koy da, sıra diğer konuların İslamileşlemsine gelsin. Hocaların maaşları bizim vergilerden tıkır tıkır kendilerine ulaşıyorlar. Başka kaygıları yok. Devletin ne kadar bidat müesseseleri, israfları olduğunu neden görüp bilmezsin ! Kitaplarda yazılanlar gibi her şey kolayca olmuyor. Eğitimciler nedense hayatın gerçeklerinden uzaklar. Roman, masal, hikaye, efsane onların yaşam biçimleri olmuş, evreni ufak bir delikten seyrediyorlar.

Nevbahar

10 Ekim 2019 15:23

Cok kıymetli bir yazı olmuş

Ersin

10 Ekim 2019 12:00

Bana kalırsa müzik, beden eğitimi, ahlak, resim, sosyoloji, mantık, tarih, çoğu yabancı diller, din kültürü, felsefe vs. müfredattan çıkarılmalı, isteyen özel derneklerde öğrenebilir. Öğretmenlere para mı yeter? Her zarta ders diye okulda öğretilmez. Başka ülkeler böyle safsatalarla uğraşmazlar bile... Almanya'da lise veya endüstri meslek lisesine denk iki bin meslek öğretime sunulur. Kimse safsatayla uğraşmaz. Herkes meslekte en iyi işi yapar. Çağ dışı meslekler çöpe atılmıştır. Türkiye hala her bakımdan Orta Çağ'ı yaşıyor. Avrupa'da üretim bol. Bizde 2 milyon çiftçinin ürettiğini çok az masraflarla yüz çiftçi üretiyor. Üniversiteleri de bizdeki kadar modern ve masraflı değiller. Bir Avrupalı bilim adamının çalışarak ulaştığına bizde 20 bin bilimci ulaşamaz. Suç kendimizde!

Ali Erkan Kavaklı Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle