Derin çeteye pusu
Derin Çete mahkûm oldu. Bu bir ilk. Kendilerini dokunulmaz zannedenlere dokunuldu. Bize bir şey olmaz diyenler mahkûm oldu. İlk defa, mahkemeler apoletlilerin yıldızlarını söndürdü.
Ergenekon davası sona erdi de Ergenekoncular bitti mi?
Mahkûm olmaları pes edecekleri anlamına gelmez çünkü örgütün dışarıda, içeridekinden fazla adamı var.
“411 el kaosa kalktı”, “Topyekûn savaş” manşetleri atan amiral gemisi kaptanı Ertuğrul Özkök’e sıra gelmedi henüz. Geleceği kanaatindeyim.
Kameralar karşısına geçip “Allah’ın askeriyiz” demiş diyerek Danıştay saldırısını manipule etme savaşı veren ve milletin gözünün içine baka baka yalan söyleyen eski Yargıtay Başsavcısı, ADD Başkanı Tansel Çölaşan’a sıra gelir ümidi taşıyorum.
Atv’de ana haber bülteni sunarken düğmeye basan Ali Kırca mahkemelerde görünmedi.
Arena programlarında tetikçilik yapan ve “testisli” haberler, okullarda merdiven altlarında namaz kılınıyor diye darbecilere gerekçe toplayan Uğur Dündar’a dokunulmadı.
Ergenekon’un medya ayağına sıra gelmedi.
Henüz Ergenekon’un avukatıyım diyen ve Silivri’de mahkeme tarafından suçlu bulunan örgüt üyelerini savunan Deniz Baykal, Kemal Kılıçdaroğlu, Akif Hamzaçebi, Oktay Vural vb. milletvekillerine de sıra gelmedi.
İtalya’daki Gladio davasında 436 milletvekilinin dokunulmazlığı kaldırılmıştı, bir cumhurbaşkanı, Başbakan Betina Craksy, 12 bakan mahkûm olmuştu…
NATO örgütü olan Ergenekon’un siyaset ayağı henüz sorgulanmadı.
27 Nisan Bildirisine imza atan Yaşar Büyükanıt hakkında dava açılmadı.
Müzesinde patlayıcılar bulunan Rahmi Koç yargılanmadı.
Taksim’de darbe provası yapan çapulculara lojistik destek veren Divan Otel sahibi Koçlar, medyasında Ergenekon tetikçiliği yapılan Aydın Doğan ve tetikçileri yargılanmadılar.
Tuğg. Levent Ersöz ile görüşen Mehmet Emin Karamehmet yargılanmadı.
CIA’nin kurduğu ve Mossad ile birlikte çalışan Derin Çete’nin iş dünyası ayağı sorgulanmadı.
Binlerce yüksek bürokrat Gladio davasında yargılandı.
Askerî bürokrasinin kulağı diyebileceğimiz kadar bir kısmı Ergenekon davasında mahkûm oldu, sivil bürokrasi yargılanmadı.
Gladio ve P2 Mason Locası birlikte çalıştı İtalya’da.
Ergenekon’da Levent Ersöz, Mehmet Haberal, Bedrettin Dalan, Kemal Gürüz, Kadıköy Rotary Kulübü Başkanı Kemal Alemdaroğlu gibi birkaç istisna hariç tutulursa mason localarına girilmedi.
İktidar ve özellikle Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, “Derin Çete”nin sorgulanması, yargılanması, mahkûm edilmesinde büyük ve önemli rol oynadı.
AK Parti iktidara gelmeseydi çetenin başına bu yol kazası hiçbir zaman gelmeyecekti. Susurluk davasında olduğu gibi çizgi dışına çıkan birkaç kişi yakalanır ve kulağı çekilir, ekip kaldığı yerden yola devam ederdi. AK Parti iktidarı, masonların içinde yer aldığı çeteyi içeri tıktı.
Adalet Bakanı Sadullah Ergin, HSYK’daki örgütlenmeyi dağıtıp normal yapısına kavuşturmasaydı örgütle ilgili bağımsız karar verebilecek hâkimler, çoktan başka yerlere tayin edilir, Oktay Kuban gibi hâkimler bulunur ve sanıklar çatır çatır tahliye ve beraat ettirilir; darbeciler hakkında dava açan savcılar, meslekten atılırdı.
AK Parti iktidarı ve 2010’daki Anayasa Referandumu, çetenin yollarına kaldırılmaz taşlar döşedi, Ergenekon arabasının tekerine taş koydu.
Derin Çete, Erdoğan’ı ve AK Parti’yi affetmez ve affetmeyecek.
Derin Çete’nin Türkiye içinde bir örgüt olduğunu ve önemli aktörlerinin mahkûm olduğunu düşünenler yanılır.
Taksim’deki Gezi Parkı olayları, çete mensuplarını kurtarmak için organize edilmişti.
Tam zamanında düğmeye basmışlardı. Ergenekon davası karar aşamasına gelmişti.
Balyoz Davası ile ilgili duruşmalar Yargıtay’da başlama sürecinde idi.
DHKP-C, Dev-Sol, TKP, CHP gibi legal ve illegal örgütlerle organize ettikleri Gezi Parkı ayaklanması ile Mısır’daki gibi hükümeti indirebilselerdi, Silivri’deki mahkeme mahkûmiyet kararı veremez, derhal dağıtılırdı.
Yargıtay’da da Balyoz davası muhtemelen devam edemezdi.
CIA, Mossad, Mİ6, BND gibi istihbaratlar ve Türkiye’deki uzantıları Türkiye’yi rahat bırakmazlar. Bu bir kehanet değil.
Öncelikle yapılması gereken “Derin Çete”nin yargı, emniyet, Meclis, bürokrasi, medya, sermaye içindeki uzantılarının da mahkemeye çıkarılması.
Bir an önce sivil bir Anayasa hazırlanmalı.
Sivil toplum örgütleri güçlendirilmeli.
Medyadaki Ergenekon propagandası kesilmeli. Cumhuriyet, Yeniçağ, Aydınlık, Sözcü, Hürriyet, Milliyet ve paralel tv kanallarında yürütülen psikolojik savaş iyi tahlil edilmeli. Kimsenin yalan söyleme, iftira atma, kara propaganda hakkı olmamalı.
Yaklaşık iki yıl önce Ergenekon’un Şifreleri’ni yayınladım. Yakında Derin Çeteye Pusu romanım yayınlanacak. Çetenin icraatlarını polisiye bir üslûpla romanlaştırdım.
Derin Çete kolay pes etmez.. Halkımız sivil toplum örgütleri vasıtasıyla demokrasiye ve seçtiği partilere sahip çıkmalı.
Not: Ramazan Bayramlarını tebrik ederim.
Ergenekon davası sona erdi de Ergenekoncular bitti mi?
Mahkûm olmaları pes edecekleri anlamına gelmez çünkü örgütün dışarıda, içeridekinden fazla adamı var.
“411 el kaosa kalktı”, “Topyekûn savaş” manşetleri atan amiral gemisi kaptanı Ertuğrul Özkök’e sıra gelmedi henüz. Geleceği kanaatindeyim.
Kameralar karşısına geçip “Allah’ın askeriyiz” demiş diyerek Danıştay saldırısını manipule etme savaşı veren ve milletin gözünün içine baka baka yalan söyleyen eski Yargıtay Başsavcısı, ADD Başkanı Tansel Çölaşan’a sıra gelir ümidi taşıyorum.
Atv’de ana haber bülteni sunarken düğmeye basan Ali Kırca mahkemelerde görünmedi.
Arena programlarında tetikçilik yapan ve “testisli” haberler, okullarda merdiven altlarında namaz kılınıyor diye darbecilere gerekçe toplayan Uğur Dündar’a dokunulmadı.
Ergenekon’un medya ayağına sıra gelmedi.
Henüz Ergenekon’un avukatıyım diyen ve Silivri’de mahkeme tarafından suçlu bulunan örgüt üyelerini savunan Deniz Baykal, Kemal Kılıçdaroğlu, Akif Hamzaçebi, Oktay Vural vb. milletvekillerine de sıra gelmedi.
İtalya’daki Gladio davasında 436 milletvekilinin dokunulmazlığı kaldırılmıştı, bir cumhurbaşkanı, Başbakan Betina Craksy, 12 bakan mahkûm olmuştu…
NATO örgütü olan Ergenekon’un siyaset ayağı henüz sorgulanmadı.
27 Nisan Bildirisine imza atan Yaşar Büyükanıt hakkında dava açılmadı.
Müzesinde patlayıcılar bulunan Rahmi Koç yargılanmadı.
Taksim’de darbe provası yapan çapulculara lojistik destek veren Divan Otel sahibi Koçlar, medyasında Ergenekon tetikçiliği yapılan Aydın Doğan ve tetikçileri yargılanmadılar.
Tuğg. Levent Ersöz ile görüşen Mehmet Emin Karamehmet yargılanmadı.
CIA’nin kurduğu ve Mossad ile birlikte çalışan Derin Çete’nin iş dünyası ayağı sorgulanmadı.
Binlerce yüksek bürokrat Gladio davasında yargılandı.
Askerî bürokrasinin kulağı diyebileceğimiz kadar bir kısmı Ergenekon davasında mahkûm oldu, sivil bürokrasi yargılanmadı.
Gladio ve P2 Mason Locası birlikte çalıştı İtalya’da.
Ergenekon’da Levent Ersöz, Mehmet Haberal, Bedrettin Dalan, Kemal Gürüz, Kadıköy Rotary Kulübü Başkanı Kemal Alemdaroğlu gibi birkaç istisna hariç tutulursa mason localarına girilmedi.
İktidar ve özellikle Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, “Derin Çete”nin sorgulanması, yargılanması, mahkûm edilmesinde büyük ve önemli rol oynadı.
AK Parti iktidara gelmeseydi çetenin başına bu yol kazası hiçbir zaman gelmeyecekti. Susurluk davasında olduğu gibi çizgi dışına çıkan birkaç kişi yakalanır ve kulağı çekilir, ekip kaldığı yerden yola devam ederdi. AK Parti iktidarı, masonların içinde yer aldığı çeteyi içeri tıktı.
Adalet Bakanı Sadullah Ergin, HSYK’daki örgütlenmeyi dağıtıp normal yapısına kavuşturmasaydı örgütle ilgili bağımsız karar verebilecek hâkimler, çoktan başka yerlere tayin edilir, Oktay Kuban gibi hâkimler bulunur ve sanıklar çatır çatır tahliye ve beraat ettirilir; darbeciler hakkında dava açan savcılar, meslekten atılırdı.
AK Parti iktidarı ve 2010’daki Anayasa Referandumu, çetenin yollarına kaldırılmaz taşlar döşedi, Ergenekon arabasının tekerine taş koydu.
Derin Çete, Erdoğan’ı ve AK Parti’yi affetmez ve affetmeyecek.
Derin Çete’nin Türkiye içinde bir örgüt olduğunu ve önemli aktörlerinin mahkûm olduğunu düşünenler yanılır.
Taksim’deki Gezi Parkı olayları, çete mensuplarını kurtarmak için organize edilmişti.
Tam zamanında düğmeye basmışlardı. Ergenekon davası karar aşamasına gelmişti.
Balyoz Davası ile ilgili duruşmalar Yargıtay’da başlama sürecinde idi.
DHKP-C, Dev-Sol, TKP, CHP gibi legal ve illegal örgütlerle organize ettikleri Gezi Parkı ayaklanması ile Mısır’daki gibi hükümeti indirebilselerdi, Silivri’deki mahkeme mahkûmiyet kararı veremez, derhal dağıtılırdı.
Yargıtay’da da Balyoz davası muhtemelen devam edemezdi.
CIA, Mossad, Mİ6, BND gibi istihbaratlar ve Türkiye’deki uzantıları Türkiye’yi rahat bırakmazlar. Bu bir kehanet değil.
Öncelikle yapılması gereken “Derin Çete”nin yargı, emniyet, Meclis, bürokrasi, medya, sermaye içindeki uzantılarının da mahkemeye çıkarılması.
Bir an önce sivil bir Anayasa hazırlanmalı.
Sivil toplum örgütleri güçlendirilmeli.
Medyadaki Ergenekon propagandası kesilmeli. Cumhuriyet, Yeniçağ, Aydınlık, Sözcü, Hürriyet, Milliyet ve paralel tv kanallarında yürütülen psikolojik savaş iyi tahlil edilmeli. Kimsenin yalan söyleme, iftira atma, kara propaganda hakkı olmamalı.
Yaklaşık iki yıl önce Ergenekon’un Şifreleri’ni yayınladım. Yakında Derin Çeteye Pusu romanım yayınlanacak. Çetenin icraatlarını polisiye bir üslûpla romanlaştırdım.
Derin Çete kolay pes etmez.. Halkımız sivil toplum örgütleri vasıtasıyla demokrasiye ve seçtiği partilere sahip çıkmalı.
Not: Ramazan Bayramlarını tebrik ederim.







