Çocuğun başarısı için huzurlu aile atmosferi
Çocuk, güvenli bir aile atmosferi içinde büyümeli; sevgi, şefkat ve ilgi görmeli. Anne-baba çocuklarının gönlüne girmesini bilmeli. Ailenin görevi çocukları sadece yedirip içirmek ve giydirmekten ibaret değil.
Karı-koca münasebetleri sevgi, saygı, şefkat ve merhamet temellerine dayanmalı. Eşler arasındaki iletişim kopukluğu ve bozukluğu çocukların ruhsal ve karakter gelişimini olumsuz etkiler. Çocuk anne ve baba kavgasında taraf olamaz, onun hem anneye hem de babaya ihtiyacı var. Çocuklarımızın yedeği olmadığı gibi anne ve babanın da yedeği yok. Çocuk eğitimi konusunda yanlış yapma lüksümüz yok.
Ne yazık ki eşler birbiriyle kavgaya giriştikleri zaman çocukları kendilerine çekerek ve onları silah olarak kullanmaya kalkışıyorlar. Çocuk böyle bir savaşta yer alamaz. Böyle bir savaşın kimseye faydası olmaz.
En iyisi eşler kriz anında şöyle düşünmeli:
“Ağaçtan yaprak bile Allah’ın takdiri, bilgisi, izni olmadan düşmez. İnsan yeryüzü halifesi. Yüce Allah’ın takdiri, izni ve yazısı olmaksızın insan evlenemez. Eşim benim kaderim, alın yazım. O bana Allah’ın emaneti. Bizi birbirimize eş görmüş ki evlendik. Allah’ın takdirinde mutlaka hayır vardır.
Kadere rıza göstermeliyim. Kaderine iman eden kederden emin olur. Kısmetine razı olan rahat eder.
Eşimle kavga etmeyi bırakmalıyım. Boşanmayı asla düşünmemeliyim. Boşanıp bir başkasıyla evlensem sanki evleneceğim insan melek mi olacak? Onun daha şefkatli, daha iyi biri olacağını kim garanti edebilir? En iyisi eşimin iyi taraflarını görmeli ve yuvama sahip çıkmalıyım.
Boşanmalardan ve kavgalardan en çok zararı, çocuklar görüyor. Masum yavrularımın güven içinde büyümesi, hayata iyi hazırlanması ve mutluluğu için fedakârlık yapmalıyım. Anne ve babalık fedakârlık sanatı demektir, fedakârlık olmadan aile yürümez. Allah’ın takdirine razı olmalı, eşimi cennetteki arkadaşım olarak görmeliyim.”
İnsan bazen basit bir hatayı büyütüyor, onu düşüne düşüne zihninde devleştiriyor. Gözünün önüne kibrit çöpünü tutan karşıdaki dağı göremez.
Hayat arkadaşının bir hatasını büyüten iyiliklerini görmez olur. Hâlbuki eşimizin bir davranışını beğenmesek bile öteki davranışlarını beğenebiliriz. Bir göz hatırına çok gözler sevilir, gülü seven dikenine katlanır. Beğendiğimiz davranışların hatırına bazı davranışları tolere edebilmeliyiz.
Eşler arasında anlaşmazlık olduğu zaman bunu sulh ve sükûnetle konuşarak çözmeyi bilmeliyiz. Giresun, Piraziz’de “Evde ve Okulda Başarılı Eğitimin Sırları” konulu bir konferans verdim. Eşler arasında sevgi, saygı ve dayanışma olmalı, ailedeki kriz çocukları olumsuz etkiler, çocuklar güven ortamında büyümeli, dedim.
Konuşmadan sonra bir kadıncağız yanıma geldi, sizinle konuşmalıyım, dedi ve söze başladı:
“Eşim şeker hastası, ben de öyle. İkimiz de sinirlerimizi kontrol edemiyoruz. En ufak bir olumsuzluk çıktı mı birbirimize bağırıp çağırıyoruz. Çocukların olumsuz etkilendiğini, okulda başarısız olduklarını biliyorum. Ne yapmalıyız?”
“Problemi tanımış olmanız çok iyi. Çözümü kolay. Sizi iki şey tavsiye edeceğim. Uyarsanız rahat edersiniz ve çocuklarınız huzura kavuşur. Keyfiniz yerindeyken eşinizle bir anlaşma imzalayacaksınız. İki maddelik anayasa şöyle:
1. Kızan, odayı terk edecek. Öfkesi geçene kadar eşinin yanına gelmeyecek. Öteki odaya gidip abdest alıp namaz kılacak. Seccadeye binip miraca kadar yükselecek. Namaz müminin miracıdır.
2. Kızan eş, hayat arkadaşının yanına geldiği zaman özür dileyecek ve tatlı bir ceza ödeyecek.”
- Nasıl bir ceza hocam?
- Yerine getirilebilecek bir ceza. Mesela hanım kızıyorsa yemeğin yanına tatlı ilave edecek. Erkek bağırmışsa eşine çiçek alacak, ev çiçek bahçesine dönmüşse baklava, börek, pasta gibi şeyler temin edecek.
Böylece evde krizi yönetmeyi, sinirlerinize hâkim olmayı öğrenmiş olursunuz. Hem evinize huzur gelir, hem de çocuklarımız güven ortamında büyür.
Kadıncağız rahatladı, bunu yapabiliriz hocam, dedi. Evde ve Okulda Başarılı Eğitimin Sırları kitabımı aldı ve salondan ayrıldı.
Eşimiz ve çocuklarımız bize Allah’ın emaneti, emanetleri gözümüz gibi korumalı, cennet kokulu yavrularımızı hayata iyi hazırlamalı ve kaliteli bir eğitim almaları için elimizden geleni yapmalıyız.
Teşekkür: Küçükçekmece Bilgi Evi’nde “Çocuğumu Daha Zeki ve Ahlaklı Yetiştiriyorum” konulu konferans verdim. Aileler çok memnun kaldılar. Belediyenin dokuz bilgi evi var, binlerce öğrenciye kurs veriyor, ailelere destek eğitimi sunuyor. Belediye Başkanı TemelKaradeniz ve ekibini, öğretmenlerini tebrik ederim. Bolu Anadolu İmam Hatip Lisesi’ne misafir oldum, okulda öğrenci, öğretmen ve velilere konferans verdim. Öğrencilerin heyecanı görülmeye değerdi. Hepsi üstün Müslüman olma kararı ve sözü verdiler. Milli Eğitim Müdürlüğü’nün organize ettiği “Sınav Stresini Yenme” konferansına katıldım. Eğitimin kalite kazanması için fevkalade gayret gösteren Milli Eğitim Müdürü İbrahim Çavuşoğlu’na, yardımcılarına ve özellikle İdris Keleş Bey’e, İmam Hatip Lisesi müdürü BeşirKarahasanoğlu’na, imam hatip lisesi öğretmenleri ve öğrencilerine; okuluna yeni bir kütüphane kazandıran Çimento Çaydurt İlkokulu müdürü ŞerafettinTarım’a, eğitimin kalite kazanması için gayret eden değerli meslektaşlarıma tebrik ve şükranlarımı arz ediyorum.







