--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Buas gününe döndük

Ali Erkan Kavaklı
Ali Erkan Kavaklı

Die Zeit yazarı Özlem Topçu, Diyarbakır Suriçi notlarını kaleme almış ve “Artık Barışa İnanmıyorum” başlığını kullanmış. Topçu’ya göre barış sürecinin bozulmasında en büyük kabahat Ak Parti’nin.

“Güneydoğu’da PKK gerillaları ve devlet güçleri çarpışıyor. Güneydoğu halkı kendini savunuyor. Çatışma sürecine girmekle Ak Parti kaybettiği % 10’luk oyları kazanmak istiyor.” (Zeit,20.8.2015)

Alman gazetesinde yazan bir yazarı neden ciddiye alıyorsun diyen çıkabilir. Dr. Udo Ulfkotte’nin Satılmış Gazeteciler kitabına bakan, Der Spiegel, Die Zeit gibi gazetelerdeki bazı yazıların BND (Alman Gizli Servisi), New York Times, Washington Post’taki bazı yazıların CIA imzalı olduğunu bilirler.

Die Zeit, Özlem Topçu imzalı yazılarla seçim öncesi HDP’yi destekledi. HDP’yi Alman Yeşiller partisine benzeten güzellemeler yazdı. HDP’nin %yüzde 13 oy almasını zafer, Ak Parti’nin % 41 oy almasını yenilgi olarak niteledi. Şimdi de gerilla savaşından, kendini savunmadan bahsediyor.

Almanlardan ve Amerika’dan terör probleminin çözümünü beklemiyorum. PKK ve Işid’in kullandığı bütün silahların Batı ve Rusya menşeli olduğu düşünülürse, terörden kimin kârlı çıktığı ve kimin beslendiği anlaşılır.

Terörü besleyen iç dinamiklere dikkat etmemiz daha doğru olur.

İslamiyet ırkçılığı yasaklar, kavim ve ırk üstünlüğünü reddeder, üstünlüğün takvada olduğu ilkesini koyar. 

Takva, Allah rızasını kazanma gayretidir. İnsan öldürerek Allah rızası kazanılmaz.

Gönüller Sultanı Peygamberimiz (sav) Medine’ye hicret ettiği zaman şehirde yaşayan Evs ve Hazrec kabileleri ona gönüllerini açtılar. Bu iki kabile arasında 120 yıl devam süren Buas Savaşlar yapılmış ve iki taraf birbirinden bir dünya insan öldürmüştü.

Müminler kardeştir” diyen İslam, insanları kardeşleştirdi. Sevgili Peygamberimiz (sav) kardeşlik ruhunu pekiştirmek için bir ensar ile bir muhaciri kardeş yaptı, ayrıca muhacirleri de kendi aralarında kardeş yaptı ve toplum yapısını sağlamlaştırdı.

Şehirde Araplarla beraber yaşayan Yahudiler, Evs ve Hazrec’i birbiriyle vuruşturuyor ve kendilerini onlara ezdirmiyorlardı. Yaşlı Yahudi Şes bin Kays, Medine siyasetinde aktif rol oynuyordu. Evs ve Hazrec’in kardeşliğini duyunca sinirleri bozuldu. Arapların birleşmesi Yahudilerin kıyametiydi. Gassani hükümdarının Yahudi ileri gelenlerini öldürmesi ve şehirde üstünlüğün Araplara geçmesinden sonra Yahudiler, Evs ve Hazrec arasında kavga çıkararak rahat ediyorlardı. Kim galip gelirse zayıfa yardım ediyor ve Arapların güçlenmesini engelliyor ve Yahudilere muhtaç ediyorlardı. 

Bir gün Şes, çarşıda dolaşırken Evs ve Hazreclilerin bir araya gelip sohbet ettiklerini gördü, bu birlikteliği kıskandı. Yanındaki genç yeğenine döndü. Ancak onun duyabileceği bir sesle:

“Kayle’nin çocukları (Evs ve Hazrec iki kardeş idiler ve annelerinin adı Kayle idi.) bu memlekette toplanmış. Hayır, vallahi onların cemaati ve ileri gelenleri birleşirse onlara hiçbir zaman galip gelemeyiz. Git ve yanlarına otur. Buas gününü ve o savaşlarda olanları hatırlat. Savaşlarla ilgili söylemiş oldukları şiirleri oku!”

Genç Yahudi, Arapların arasına karıştı, onlarla sohbete başladı. Derken sözü Buas Savaşlarına getirdi. Savaşta öldürülen Evs lideri Hudayr b. Şimak ve Hazrec reisi Amr b. Numan’ı andı.

Onu dinleyen Evs ve Hazrecliler konuya girdiler, kısa zamanda Evs ve Hazrecliler arasında münakaşa başladı. Herkes kendi kabilesini övüyordu. Evsli Evs b. Kayzî ile Hazrecli Cabar b. Sahr söz düellosuna giriştiler. Birisi şöyle deyiverdi:

-İstersen başa dönelim.  

Cabar hiddetle, yapalım, buluşma yerimiz Zahire olsun deyince kavga alevlendi.

“Silaha sarılın! Silaha sarılın!” naraları ortalığı kapladı. İki kabile birbiriyle hesaplaşmak üzere meydana çıktılar.

Haber, Gönüller Sultanı’na (sav) ulaştırıldı. Allah Rasulü (sav) endişelendi. Hemen muhacirleri yanına alarak kavga yerine gitti, Evs ve Hazreclilerin yanına geldi. 

Kılıçlar çekilmiş, kabilecilik damarı galip gelmiş, İslam kardeşliği unutulmuştu. 

Irkçılıkta ve kavmiyle övünmekte büyük bir zevk ve şeytanî bir lezzet vardır. Şeytan damarlara girer ve kavgayı kızıştırır.

Gönüller Sultanı (sav) kızarmış bir yüz ve üzüntüyle onlara baktı, sonra şu sözlerle uyardı:

Ey Müslüman cemaati, Allah’tan korkun!  Allah’tan korkun! Allah sizi İslam’a hidayet ettikten ve sizi onunla şereflendirdikten ve cahilliğinizi İslamiyet ile sona erdirdikten ve onunla sizi küfürden kurtardıktan ve onunla sizin kalbinizi birleştirdikten sonra ben aranızda bulunurken cahiliyet davasıyla birbirinize mi düşeceksiniz?” (Siret-i İbni Hişam, 2/257)

Öfkeler yutuldu ve mahcubiyete döndü. Mızraklar yere çakıldı, kılıçlar kınına sokuldu. Allah Rasulü’nün (sav) kaşlarının çatılması, ensar için vahim bir şeydi, O’nu korumaya ve O’na itaat etmeye Akabe’de söz vermişlerdi. O’nun sitemli sözlerini duyunca hepsi şeytanın vesvesesine aldandıklarını ve Yahudilerin oyununa geldiklerini fark ettiler. “Müminler kardeştir” fermanını kulak arkası ettiklerini hatırladılar ve kardeşliğe döndüler.

PKK terörü ırkçılığa dayanır. Türkiye 1984’ten beri terörle mücadele ediyor. Milli Eğitim, Diyanet, medya kullanılarak Müslümanların kardeş olduğu, bir Müslümanı suçsuz yere öldürenin yerinin cehennem olduğu, dünya ve ahiret saadetinin İslam’ın emirlerine uymakla elde edileceği, ırkçılığın ve terörün İslam ümmetini bölmek için İslam düşmanları tarafından kullanılan bir silah olduğu anlatılmalı. Yoksa Die Zeit, Der Spiegel, New York Times’da bizi birbirimize karşı kışkırtan çok yazı okuruz, analar ağlar, ülke zayıflar, Türk-Kürt birbirimizi suçlamaya devam ederiz. 

İslam’a sarılırsak, bin yıl barış içinde kardeşçe yaşadığımız gibi bin yıl daha yaşayabiliriz.   

Ali Erkan Kavaklı Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle