• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Akif Bedir
Akif Bedir
Akif Bedir
TÜM YAZILARI

Vakit gerçeklerle yüzleşme, hesap verme vakti

05 Temmuz 2023
A


Akif Bedir İletişim: [email protected]

 

Fransa’da Afrikalı bir genç sürücünün polis kurşunuyla öldürülmesinin ardından ülkenin dört bir yanında patlak veren sokak olayları şiddet sarmalına dönüştü. 

Fransa’da olaylar durdurulamıyor. Öfke, Fransa’nın bütün şehirlerini sardı, şehir merkezleri, sokaklar alev alev yanıyor.

Her an ülkenin bir noktasında patlak veren isyan büyüyor. 

Düzenlenen gösterilerde polisle protestocular arasındaki çatışmanın dozu artarken araçlar, kamu binaları, dükkânlar, bankalar ve polis karakolları ateşe veriliyor, bazı mağazalar yağmalanıyor. 

Irkçılığın sistematik hâle getirilip tüm sosyal dokunun zedelendiği ülkede birçok kentte geceleri sokağa çıkma yasağı ilan edildi.

Polis, coplar ve göz yaşartıcı gazla müdahale ediyor. Hükûmet olaylara müdahale amaçlı orduyu sokağa indirme hazırlığı yapıyor.

Olayların durdurulamaz hal almasında ciddi bir “polis şiddeti” ve giderek artan “sistematik ırkçılık” söz konusu. Bu sadece Fransa’nın da değil, demokratik değerler üretmesiyle övünen AB’nin en temel sorunlarından biri.

İslam düşmanlığı ve ırkçılık sarmalında Afrika kökenli gençlerin polis tarafından kasten öldürülmesi veya ölümlerine neden olunması, toplumda var olup da ötelenen sosyal huzursuzluk bardağını taşıran son damlalar oldu.

Yıllardır şehirlerin kırsallarında kendi kaderleriyle baş başa bırakılmış sosyal, kültürel ve ekonomik yaşamın dışına itilmiş, dışlanmış, demokrasi ve insan hakları diye mangalda kül bırakmayan bütün liderlerin, iktidarların İslam düşmanlığı ve ırkçılığı destekleyen ayrımcı politikaları karşısında gelecek umudunu yitirmiş Afrika kökenli göçmen gençler sisteme karşı başkaldırdı. 

Bu olaylar, yıllardır ihmal edilen yokluğa ve yoksulluğa terk edilen, hor görülen, dışlanan göçmen ailelerin ve işsizlik içinde kıvranan çocuklarının bir başkaldırısıdır.

Bugün yaşananlar demokratik değerler diye dünyaya nizam vermeye çalışan Haçlı Batının sistemsel krizidir. Sistem varlığıyla, işleyişiyle, sosyal yapısıyla, ekonomisiyle iflas etmiştir.

Avrupa’da zaten bozuk olan devletin sosyal yapısı, düzeni çöktü. Her geçen gün artmakta olan krizin çözümüne ilişkin bir program üretememektedirler. Bunun için düşünülen tek plan polisiye tedbirleri artırmak ve halkın tepkisini polisle bastırmaktır.

Bütün Batı ülkelerinde ırkçılık ile İslam düşmanlığı çok ciddi ve tehlike sinyali vererek büyüyen bir sorun haline geldi. İslam düşmanlığı ve ırkçılık devlet eliyle özel olarak körükleniyor. Marjinal ırkçılık, merkez siyaseti ve devleti de kuşattı. 

Batı ülkeleri, kara kıta Afrika’yı ve Ortadoğu’yu sömürerek, kazandığından çok daha fazlasını harcamaya alışmış bir toplum düzeni oluşturmuştu. 

Avrupa’nın beyazları, sömürgecilikten gelen zenginliği ve refahı, zenginliklerini ve insanlıklarını talan ettikleri, öteki olarak gördükleriyle paylaşmak istemedi.

İnsanı ilâhlaştıran, peygamberini tanrılaştıran, mabetlerini dokunulmazlaştıran ve de bunu marifet sayan emperyal batı, şimdi batışını yavaşlatmak, sahip olduğu yaşam standardını korumak ve birlik, bütünlüğünü sağlamak için çırpınıyor.

İnsani, vicdani, sosyal ve sınıfsal olarak tüm bağların gevşediği ülkede yaşanan olaylar çöküşün başlangıcı. Sorunun merkezinde Fransızların Afrika’da büyüsü bozulan sömürü çarkı ve başta yüzlerce milyar dolar değerindeki ekonomik kaybı ve siyasi askeri üstünlüğü kaybetmeleri yatıyor.

Fransa’nın Çad, Mali, Burkina Faso, Mali, Gine, Moritanya ve Orta Afrika Cumhuriyetindeki askeri birlikleri ülkeden çıkarıldı. Yönetim kademesine soktukları sömürü ajanı sivil ve asker devşirmeler ülkeden kovuldu. 

Aynı zamanda Afrika’nın petrol, doğal gaz, altın ve elmas başta olmak üzere tüm yeraltı zenginliklerini sömüren Fransız şirketlerinin ruhsatları iptal edildi.

Sömürü düzeni sekteye uğrayınca kamu kaynakları kullanarak alışılan yaşam düzeni ve refahı devam ettirilmek istendi. Fakat bu işin yürümeyeceği artık denizin bittiği gerçeği görüldü. 

Sürekli olarak insan haklarından dem vuranlar, insani değerlerin yüceliğinden bahsedenler, dünyaya mesaj vermek adına insani değerler üzerinden algı operasyonu yürütenler, gerçekte ise en temel insan haklarının çiğnenmesi karşısında hiçbir adım atmıyor. 

İslam düşmanlığından beslenerek, ırkçılıktan nemalanarak iç savaşın eşiğine gelen Fransa, buradan İslamofobi, ırkçılık ve göçmen düşmanlığıyla değil ancak merhamet ve empatiyle çıkabilir.

Afrika’nın ve Doğu’nun kaynaklarını sömürerek ürettiğinden fazlasını tüketmeye alışmış olan Avrupa’nın “refah” toplumları çözüm için kemer sıkma ve acı reçeteler incitici ve itici gelse de buna alışmak zorundalar. 

Özgürlük kavramı ile maskelenen sömürgecilik, barış kavramı ile maskelenen savaş lobileri, ahlak kavramı ile maskelenen iğrençlikler, dürüstlük kavramı ile maskelenen yolsuzluklar, eşitlik kavramı ile maskelenen ayrımcılık, adalet kavramı ile maskelenen haksızlıklar dönemi bitti.

Vakit gerçeklerle yüzleşme, hesap verme vakti…

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Erzincanli.

Akif bey, Kilicdaroglu Diyarbakirdan ne kadar oy aldi?Mardinden,Vandan ,Sirnakdan,Hakkariden,Agridan,Ardihandan,Karsdan,Siirtden .......????????

Orhan İnan

Fransa dahil, bütün batı degersizlikleri ile birlikte batıyor,çöküyor..Bu yüzyıl medeni olmayı beceremeyen batının çöküşüne şahitlik edecek, inşallah. İslam dünyasının bu çöküşün hasarını en aza indirmek için çok çalışması ve hazırlıklarını hızla yapması lazım. Tabi batı ile beraber İslam ülkelerinin çoğunda yönetimleri ellerinde tutan batı kafalı idarecilerin de tasfiye edileceği gerçeğini unutmadan..
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23