--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Ölüm bir defa gelecek

Akif Bedir
Akif Bedir
9

İyi ile kötü, güzel ile çirkin, hak ile batıl, doğru ile yanlış arasındaki savaş sonsuza kadar devam edecektir.

Zulüm, vahşet, güç, acımasızlık, haksızlık, kıyım, imanın ve inancın karşısında dün olduğu gibi bugünde, yarın da yenilecek, yok olacaktır.

Zafer hakkın ve inananların olacaktır.

Ölüm/şehadet ise bu zaferin özgürlüğe, sonsuza ve yeniden dirilişe ulaşım gerçeği olarak vardır.

Madem ölüm tek bir defa gelecek o da neden Allah için olmasın?

Doğuyoruz, yaşıyoruz, ölüyoruz. Hiç ölmeyecekmiş gibi bu dünya için yaşıyoruz, ama nedense, yarın ölecekmiş gibi ahiret için hiçbir faaliyet yok.

Gerçekten ölecek miyiz? Veya niçin yaşıyoruz? Ölmek için mi? Ya da, niçin ölüyoruz? Yaşamak için mi? Yoksa her ikisi de mi? Ölmek için yaşıyoruz, yaşamak için ölüyoruz.

Ölmek için yaşadığımız doğru. Hatta ölmek için ölü gibi yaşıyoruz.

Yaşamak ve ölmek. Sizce neyi ifade ediyor bunlar?

Yaşayan bir sürü canlı var. Farklı olan insanın, farkını nasıl fark ettirmesi gerekiyor?

Doğru ya, bir insan olarak diğer varlıklardan farklı olmamız gerekiyor. Sadece, “farklıyız” demekle de farklı olunmuyor ki.

Bizde akıl var da biz ne yapıyoruz? Devamlı olarak midemizi ve belimizi düşünüyoruz. Bu şekilde bir düşünme hayvanda da var. Ama daha farklı şeyleri düşünerek hayvandan farkımızı ortaya koyabiliriz.

Mesela ölümü düşünerek.

Ölümü düşündünüz mü? Ölüm nedir? Canın tenden çıkması mı? Bedenin, kemik torbası olup, olduğu yere yığılması mı? Hareketsizlik hali mi? Yoksa bir son mu?

Evet, ölüm bir son mu? Bitiş noktası mı? Yaşayış şeklimiz, ölümün bir son olduğunu anladığımızı ortaya koyuyor. Evet, yaşayış şeklimiz, “bizim için hayat bu dünyadan ibarettir, ölür ve unutuluruz” gibisinden düşündüğümüzü açıkça ortaya koymuyor mu?

O zaman yaşamanın ne anlamı kaldı, tez elden ölüp unutulmak varken? Niçin boş yere çile çekelim, bu dünya telaşesi ve kaygılar niye? Ama kendimizi de öldüremiyoruz. Korkuyoruz.

Bir şeylerden korkuyoruz. Evet, evet ölümden korkuyoruz. Her ne kadar yaşantımız alışkanlıklarımızın çocuğu olarak yaşamaktan farkı olmasa da ölümden korkuyoruz.

Sahi, ölümden bu derece niye korkuyoruz? Hem korkuyoruz, hem de hiç ölmeyecekmiş gibi yaşıyoruz.

Bu ne tezat böyle? Aslında biz ölümden/ölmekten korkmuyoruz. Asıl korkumuz, öldükten sonra ne olacağımız.

Ölüm, bazı şeyleri gizleyen bir perde.

Ölüm, dünya hayatının son kapısı.

Ölüm, adımların farklılaşması.

Ölüm, bir düğüm noktası.

Ölüm, derin bir nefes alış.

Ölüm, bedenin, yolcu olan ruhu son durakta indirmesi.

Ölüm, büyük uyku.

Ölüm, yalan dediğimiz dünyanın, gerçek olduğunun farkına varılması.

Ölüm, ölüme hazırlananlar için özgürlüğün doruğa ulaştığı an.

Ölüm, acizliğin anlamı.

Ölüm, son geminin limandan ayrılması.

Ölüm gerçeğini artık kavramamız gerekiyor. Yaşamak için ölmek zorunda olduğumuza kesinlikle inanmamız gerekiyor.

Her ne kadar ölümü, yaşamımızla bir son, bir bitiş noktası olarak görsek da, kabul etmemiz ve hayatımızda uygulamamız gereken bir gerçek var ki, ölüm bir son değil, yeni bir hayat için diriliştir.

660 senesinin Ramazan-ı Şerif ayının 17. Cuma günü sabahı İbni Mülcem tarafından şehit edilen Hz. Ali sabah namazına giderken şu beyti okuyordu: “Ölüme hazır ol ki, ölüm kesinlikle gecikmez. Ölüm gelince artık feryat fayda vermez.”

Hz. Hamza’nın zırhsız olarak düşman saflarına saldırdığı. Sahabeden birinin “Ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın” (Bakara /195) ayetini hatırlattığında Hz. Hamza’nın şöyle cevap verdiğini hikâye eder: “Ölüm kimin nazarımda tehlike ise, ‘tehlikeye atılmayın’ emri de onadır.”

Haksız, adaletsiz ve ahlaksız bir savaşla dünyayı karartanlar, kan, acı, ıstırap, ölüm, parçalanış ve ırza tecavüzlerin bütün iğrençliğini küfrün mütecavizliğiyle sergilerken, savaşı bir direniş destanı haline dönüştürenler, İmam-ı A’zam kabrine gâvur ayağı değmesin, mescitler coni potiniyle kirlenmesin diye kendini feda eden Bağdatlı hamile kadın, kendini dinine kurban ederken hırsı, intikam duygusu, onuru ve inancıyla güce karşı koyuyor ve ilahi mesaj doğrultusunda ölümü seçiyor, Rabbinin cennetine ve rahmetine doğru koşuyor.

Ne mutlu onlara. Ne mutlu Rabb’leri katında diri olanlara. 

 

Yorumlar

(9)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Emekli

23 Ağustos 2023 19:31

Eğer ahreti bir ölümle hak edilseydi Kuran da Hz Musa yı örnek göstermezdi rabbim ne diyor Musa’yı 950 yıl yaşattık üzerinede 50 ekledik son yaşamı bize anlatılan yaşamı 50 yıl demekki geri kalan 950 yıla kaç ömür sığdıysa o kadar daha yaşadı ve ancak 1000 yılda gerçek ölümle ahreti hak edebildi. Kaldıki bizler Hz Musa değiliz

bir

23 Ağustos 2023 18:15

Ne kadar önemli ALLAHcc yardımcımız olsun

kyusuf

23 Ağustos 2023 17:53

Akif Bedir kardeşim teşekkür ederim yazınız için.Hayattan ve gerçeklerden o kadar güzel bahsetmişsinizki.Rabbim hepimize temiz bir hayat ve temiz bir ölüm veya şahadet nasip etsin.

ALI

23 Ağustos 2023 12:22

Neyi sonsuza kadar savaştırıyorsun anlamadım, nasıl cümleler bunlar!!!, hepsi burada kalır. Kim gidiyor sonsuza kadar ki sonsuza kadar savaştırıyon. Bir şeyler anlatmaya çalışıyor ken, bir şeyler yıkmamak gerek

Yaver

23 Ağustos 2023 10:07

Zaten Hoca Ölüm dünyanın en kötü durumu gibi gözüküp aslında insanoğlu ve tüm canlılar için verilmiş en güzel armağandır yaşamak için gezmek için eğlenmek için en güzel hediyedir. Ölüm olmayan bir yerde yaşam olamaz .düşünün ömür direkt beş bin yıl bile olsa hayat felç olur .kimse babasının hile elini öpmek.arkadaslik olamaz .herkes bencil bir yaratığa döner. Zaten günümüzdeki ortamda bu bencillik had safhada .

Muhammet

23 Ağustos 2023 09:10

Seytan bizleri Allah ile aldatmasın insallah. Nefs bizim dünya hayatındaki sınav aracımız rabbimiz yolumuzda yar ve yardımcımız olsun.

Bir Yolcu

23 Ağustos 2023 05:31

Evet... Ölüm "yok oluş" değil, ebedi-hayat'a doğuş'tur. Ne bahtiyardır o kişi ki; imanla, ebedi saadet diyarı Cennet'e doğar... Yazıklar olsun o kişiye ki; inkar'la/imansızlık'la, ebedi ceza diyarı Cehennem'e doğar... Bu fani/geçici-dünya-hayatı, akıl'la taçlandırılarak "Eşref-i Mahlukat" olan insan için, bir imtihan-salonu'dur...

MUZAFFER

23 Ağustos 2023 05:13

ELİNE SAĞLIK HOCAM ALLAH C.C RAZI OLSUN, MÜSLÜMAN ŞEHİT OLUR İNŞALLAH, MÜSLÜMAN İKİ DÜNYADA DA İYİLİK GÖRÜN İNŞALLAH AMİN, MAHŞER GÜNÜN AMEL DEFTERİNİ SAĞ DAN OLANLARDAN EYLEME İNŞALLAH AMİN..

hasan

23 Ağustos 2023 08:44

Muzaffer Dayı sen kafayı sağ-solla bozmussun.Yüce dinimiz insanları senin gibi kategorileştirmemiş, ayrıştırmamış, temelinde insan sevgisi, hoşgörü yatan , eşitlik ve adalet dinidir.

Akif Bedir Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle