• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Fon soruşturmalarında çok sayıda tutuklama

Yeniakit Publisher
AA Giriş Tarihi:

Milli İradenin Sesi Yeni Akit

Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.

⭐ Bizi Google'da Takip Et
Fon soruşturmalarında çok sayıda tutuklama

İstanbul’da sermaye piyasası işlemlerine yönelik fon soruşturmalarında 11 şüpheli tutuklandı, 4 kişi hakkında ev hapsi kararı verildi. Gözaltındaki 15 kişinin emniyetteki işlemleri sürerken, Nusret Altınbaş’ın da aralarında bulunduğu 5 şüpheli aranıyor.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü fon soruşturmalarında, gözaltına alınan şüphelilerden 16’sının sulh ceza hakimliğindeki sorguları tamamlandı. Hakimlik, aralarında yatırım ve portföy şirketlerinin yöneticilerinin de bulunduğu 11 kişinin tutuklanmasına hükmetti.

Soruşturmalar, Sermaye Piyasası Kurulunun ilettiği raporlar ve yazılı başvurular doğrultusunda dört şirketin payları üzerinde gerçekleştirilen işlemlere odaklanıyor.

Hakimlik, şüphelilerden Çetin Genç, Eren Yeşilyurt, Hakan Avdan, Konuralp Özkan, Metin Kartal Emür, Osman Uçar, Seyit Tahir Özek, Ahmet Haluk Güner, Mehmet Selim Tunçbilek, Mustafa Terzi ve Ümit Yılmaz'ın tutuklanmalarına karar verdi.

Şüpheliler Fadimenur Demir, Gülsüm Doğan, Zuhal Topaloğlu ve Yasemin Yılmaz hakkında ise "konutu terk etmeme" şeklindeki adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar verildi.

Gözaltında bulunan 15 şüphelinin emniyetteki ifade işlemlerinin sürdüğü öğrenildi. Öte yandan Altınbaş Holding'in sahibi Nusret Altınbaş'ın da aralarında bulunduğu 5 şüpheli ise aranıyor.

Başsavcılığın açıklaması

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamada, Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca sermaye piyasalarında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin yürütülen fon soruşturmaları kapsamında, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından iletilen raporlar ve yapılan yazılı başvurular doğrultusunda, Işıklar Enerji ve Yapı Holding AŞ (IEYHO), Vişne Madencilik Üretim Sanayi ve Ticaret AŞ (VSNMD), Odine Solutions Teknoloji Ticaret ve Sanayi AŞ (ODINE) ve Tera Finansal Yatırımlar Holding AŞ (TRHOL) paylarına ilişkin inceleme gerçekleştirildiği belirtilmişti.

Bu kapsamda, söz konusu şirketlerin paylarına ilişkin iddialar ve SPK tarafından iletilen raporlar değerlendirilerek 31 kişi hakkında gözaltı kararı verildiği bildirilen açıklamada, soruşturma işlemlerinin ilgili mevzuat çerçevesinde titizlikle sürdürüldüğü kaydedilmişti.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince düzenlenen operasyonda Pirnus Yapı Gayrimenkul Anonim Şirketi Fatih Şubesi Müdürü Çetin Genç, eski bürokrat Eren Yeşilyurt, Alnus Yatırım Menkul Değerler Firması Yönetim Kurulu Üyesi Fadimenur Demir, Atlas Portföy Yönetim Kurulu Üyesi Hakan Avdan ile yöneticisi Gülsüm Doğan, diğer yöneticiler Osman Uçar ve Canan Özdemir, Alnus Yatırım Firması Yönetim Kurulu Başkan Vekili Metin Kartal Emür, A1 Capital Portföy Yönetimi Anonim Şirketi Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Terzi, Atlas Portföy Yönetimi AŞ ortağı Zuhal Topaloğlu, Alnus Yatırım Menkul Değerler Yönetim Kurulu Başkanı Seyit Tahir Özek, Atlas Portföy çalışanı Konuralp Özkan, Pardus Portföy Yönetimi Anonim Şirketi yöneticileri Rüstem Karakaya ve Furkan Açar, Hedef Girişim Sermayesi Yatırım Ortaklığı Yönetim Kurulu Üyeleri Neda Soydan ve Ömer Eryılmaz, yöneticisi Mustafa Zeki Kayahan, çalışan Anıl Tokat, Pardus Portföy Genel Müdürü Mehmet Selim Tunçbilek ile Yönetim Kurulu Üyesi Ali Cesur ve çalışanı Ahmet Haluk Güner, bankalardaki portföy çalışanları Ümit Yılmaz, Yasemin Yılmaz ve Burak Poyraz, Altınbaş Holding yetkilisi İnan Altınbaş ile Tera Portföy yöneticisi Ayşegül Kaya gözaltına alınmıştı.

Soruşturma kapsamında ayrıca şüpheliler Ertan Aydın, Seda Tarım Kocabalkan, Abdullah Dal, Hakan Eryılmaz ve Fahri Uğur da gözaltına alınmıştı.

Soruşturma kapsamında hakkında gözaltı kararı verilen Altınbaş Holding'in sahibi Nusret Altınbaş'ın şüpheliler arasında yer aldığı ancak yakalanmadığı, kardeşi İnan Altınbaş'ın gözaltında olduğu ve diğer aile fertlerinin tüm mal varlıklarının dondurulduğu öğrenilmişti.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Recep Aydın / Sosyal Bilimci

SİVRİSİNEKLERİ YAKALAMAK YETMEZ, BATAKLIĞI DA KURUTMAK GEREKİR! Bir ülkede yolsuzlukla mücadele, yalnızca suç işlediği iddia edilen kişileri tutuklamakla sınırlı kalıyorsa, orada adaletin eksik kalan bir tarafı var demektir. Çünkü asıl mesele, yolsuzluğu yapanlar kadar, bu işlerin yıllarca nasıl yapılabildiğini ve denetim mekanizmalarının neden işlemediğini ortaya çıkarmaktır. İstanbul'da sermaye piyasası işlemlerine yönelik yürütülen fon soruşturmalarında çok sayıda kişi hakkında adli işlem yapılması, 11 şüphelinin tutuklanması ve bazı şüpheliler hakkında ev hapsi kararı verilmesi elbette önemlidir. Hukuk işlesin, suç işleyen kim varsa adalet önünde hesap versin. Buna kimsenin itirazı olamaz. Ancak benim asıl merak ettiğim başka bir mesele var. Bu işler yapılırken devletin denetim mekanizmaları neredeydi? Birileri milyonlarca liralık işlemler gerçekleştirirken, yatırımcıların paraları üzerinden birtakım usulsüzlükler yapıldığı iddia edilirken, bu faaliyetleri denetlemekle görevli kurumlar ne yapıyordu? Hiçbir şeyden haberleri mi olmadı? Haberleri oldu da gereken müdahaleyi mi yapmadılar? Yoksa sistemin içerisinde görevini ihmal eden, yetkisini kötüye kullanan veya birtakım ilişkilere göz yuman kamu görevlileri mi vardı? İşte asıl cevaplandırılması gereken sorular bunlardır. Ben yıllardır aynı şeyi söylüyorum: Sivrisineklerle mücadele etmek elbette gereklidir ama bataklığı kurutmadığınız müddetçe sivrisineklerin sonu gelmez. Bugün birkaç iş insanını tutuklarsınız, yarın onların yerine başkaları gelir. Bugün bir şirketin kapısına kilit vurursunuz, yarın başka bir şirket aynı yöntemlerle ortaya çıkar. Çünkü sistemi bozan şartlar yerinde duruyorsa yalnızca isimler değişir. Burada özellikle altını çizmek istediğim bir husus var. Devletin kurumlarında görev yapan binlerce dürüst, namuslu, işini hakkıyla yerine getiren bürokratımız var. Onların hakkını teslim etmek zorundayız. Ancak dürüst bürokratların itibarını korumanın yolu da varsa görevini kötüye kullananların ortaya çıkarılmasından geçer. Bir kamu görevlisinin makamı, unvanı veya arkasındaki siyasi destek, onu hukukun üstüne çıkaramaz. Devletin koltuğunda oturmak, devletin imkânlarını kullanmak ve devlet adına yetki sahibi olmak, hiç kimseye hesap vermeme ayrıcalığı sağlamaz. Şimdi kamuoyu adına soruyorum: Bu fon işlemleri kaç yıldır devam ediyor? Hangi kurumlar bu işlemleri denetlemekle sorumluydu? Denetim raporlarında herhangi bir usulsüzlük tespit edildi mi? Edildiyse neden zamanında müdahale edilmedi? Edilmediyse bu kadar ciddi iddialar ortaya çıkana kadar denetim sistemi neden alarm vermedi? Ve hepsinden önemlisi, kamu görevlilerinin bu süreçlerde herhangi bir ihmali veya dahli olup olmadığı araştırılıyor mu? Bunlar cevapsız bırakılabilecek sorular değildir. Elbette ortada henüz mahkeme kararıyla sabit olmayan suçlamalar vardır. Kimseyi delilsiz biçimde suçlu ilan etmek doğru değildir. Ancak aynı hassasiyet, kamu görevlilerinin sorumluluklarının araştırılmasında da gösterilmelidir. Bu mesele iki bürokratın görevden alınmasıyla, birkaç kişinin tutuklanmasıyla veya birkaç şirketin cezalandırılmasıyla kapanacak kadar basit değildir. Varsa örgütlü bir usulsüzlük, bütün bağlantıları ortaya çıkarılmalıdır. Varsa kamu görevlilerinin ihmali, bunun hesabı sorulmalıdır. Varsa siyasi veya bürokratik koruma ilişkileri, bunlar da delilleriyle birlikte açığa çıkarılmalıdır. Yoksa da kamuoyuna açıkça anlatılmalıdır. Çünkü milletin artık yalnızca operasyon haberlerine değil, operasyonların sonunda ortaya çıkan gerçeklere de ihtiyacı var. Bir sabah televizyonları açıyoruz, büyük bir operasyon yapılmış. Çok sayıda kişi gözaltına alınmış. Bazıları tutuklanmış. Milyonlarca liralık işlemlerden söz ediliyor. Peki sonra? Bu usulsüzlükler nasıl gerçekleşmiş? Kimler sorumluluğunu yerine getirmemiş? Hangi denetim açıklarından yararlanılmış? Aynı olayların yeniden yaşanmaması için ne değiştirilmiş? Çoğu zaman bu soruların cevabını öğrenemiyoruz. Oysa vatandaşın devlete güveni yalnızca suçluların yakalanmasıyla değil, suçun ortaya çıkmasına imkân veren eksikliklerin giderilmesiyle güçlenir. Benim itirazım tam da burayadır. Adalet yalnızca küçük balıkları yakalayan bir ağ olmamalıdır. O ağ, suçun büyüklüğüne ve failin makamına bakmadan herkese aynı şekilde uygulanmalıdır. Bir iş insanı suç işlemişse hesap vermelidir. Bir bürokrat görevini kötüye kullanmışsa o da hesap vermelidir. Bir yönetici bilerek göz yummuşsa onun da sorumluluğu araştırılmalıdır. Ama bütün bunlar dedikoduyla, siyasi hesaplaşmayla veya peşin hükümlerle değil; somut delillerle, bağımsız yargıyla ve hukukun üstünlüğü ilkesiyle yapılmalıdır. Unutmayalım ki bir ülkede yolsuzluğun en büyük düşmanı yalnızca polis operasyonları değildir. Şeffaflık, liyakat, bağımsız denetim ve hesap verebilirliktir. Devlet güçlü olmak istiyorsa önce kendi kurumlarının içindeki yanlışlarla yüzleşebilmelidir. Çünkü yanlışları saklamak devleti korumaz. Tam tersine, yanlışları ortaya çıkarıp gereğini yapmak devletin itibarını yükseltir. Son sözüm şudur: Ben sivrisineklerin yakalanmasına karşı değilim. Aksine, tek bir suçlunun bile adaletten kaçmamasını isterim. Ama yıllarca aynı bataklıkta sivrisinek üreyip duruyorsa, artık yalnızca sivrisinekleri değil, o bataklığın neden kurumadığını da konuşmak zorundayız. Bu milletin beklediği şey gösterişli operasyonlar değil, kim olursa olsun hesap sorulabilen temiz bir devlet düzenidir. Çünkü gerçek adalet, yalnızca suçu işleyeni cezalandırmak değil, aynı suçun yeniden işlenmesine imkân veren kapıları da kapatmaktır.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23