Pakistan kimin hesabına saldırıyor?
Pakistan kimin hesabına saldırıyor?
Ahmet Varol
Bugün ABD-İsrail ittifakı İran’a saldırıları sürdürürken, İslam dünyasının parçalanmışlığından, en azından hepsini birden ilgilendiren ortak tehlikeler karşısında bir dayanışma ve organizasyon içinde olmamasından dert yanıyoruz.
Haçlı-siyonist ittifakıyla İran arasındaki savaşın dünya gündemini oluşturmasından yararlanan işgalci siyonistler Mescidi Aksa’yı kapalı tutma işlemini Nisan ayının ortalarına kadar uzatma kararı aldı. Tabii bu cüreti gösterirken İslam dünyasının ilgisizliğinden ya da dikkatinin başka konulara çevrilmesinden istifade ediyor.
İşgal rejimi yine oluşan havayı ve şartları Lübnan’a yönelik saldırılarını daha da şiddetlendirmek, karadan ilerleme girişimlerinde bulunmak, uluslararası anlaşmalarda güya yasaklandığı söylenen bombalar kullanarak katliamlar yapmak için değerlendiriyor.
Bir yandan bütün bu olaylar yaşanırken, bir süre önce Afganistan’daki bir uyuşturucu bağımlıları rehabilitasyon merkezini vurarak en az dört yüz kişinin hayatını kaybettiği korkunç katliam yapan, sonra başta Türkiye olmak üzere bazı arabulucu ülkelerin devreye girmesiyle saldırılarına ara veren Pakistan, komşu ülkeye yönelik saldırıları yeniden başlattı.
Pakistan bütün bu saldırıları gerçekleştirmeye neden ihtiyaç duyuyor?
Afganistan’ın kendi topraklarına yönelik bir işgal operasyonu yapmasından mı korkuyor ve bunun önüne geçmek için yıldırmaya, vazgeçirmeye mi çalışıyor? Öyle bir ihtimal yok.
Böyle bir niyet ortaya koymadığı gibi, onlarca yıldır zaten işgalci güçlere karşı bağımsızlık savaşı vermiş dolayısıyla bugün kendi ayakları üstüne durmak için kalkınma, siyasi ve ekonomik düzenini oturtma, dünya çapında kabul görme, diplomatik ilişkilerini geliştirme mücadelesi içinde olan Afganistan’ın böyle bir operasyona teşebbüs etmesi ihtimali de yok. Bilakis Pakistan onunla ilişkileri geliştirmek için yürüyerek gitse Afganistan koşarak gelecek.
Afganistan’ın ileride kendi ayakları üstünde durması halinde Pakistan için tehdit oluşturacağından korkuyor da bugünden yıpratmaya ve askeri gücünü zayıflatmaya mı çalışıyor? Şimdilik böyle bir ihtimal de yok. İleride ortaya çıkabileceği düşünülse bile bugün Pakistan’ın yapması uygun olan saldırmak değil sadece tedbir almaktır ki onu zaten yapıyor.
İddia ettiği şekilde Pakistan’ın içindeki bazı silahlı grupları desteklediği ve silahlandırdığı için Afganistan’ı cezalandırmaya mı çalışıyor? Afganistan yönetimi bu yöndeki iddiaları kesin bir şekilde yalanladı ve Pakistan’ın içindeki “radikal” olarak tanımlanan silahlı gruplarla Afganistan’ın siyasi çizgisi arasında belirgin farklar olduğu da biliniyor.
Pakistan’ın bu yöndeki iddiaları ispat edilememiştir ve ispat edilmesinin mümkün olmadığının kendi istihbarat teşkilatları tarafından da bilindiğine kanaat ediyoruz. Buna rağmen saldırı düzenleniyorsa kullanılan gerekçe inandırıcı olmaktan ziyade bahane bulma oyunudur.
Oysa Pakistan açısından Hindistan ciddi ve gerçek bir tehdit olmaya devam etmektedir. Biz, Afganistan’ın yerine Hindistan’a saldırsın, demiyoruz. Ama en azından elindeki silahları Afganistan’da gerçek dışı iddialara binaen harcamaktansa gerçek bir tehdit karşısında saklaması reel politikaya çok daha uygun düşerdi. Yani bu saldırılar aslında Pakistan’ın da lehine ve yararına değildir.
Bu durum bize Pakistan’ın Afganistan’a yönelik saldırıları kendi adına değil birilerinin hesabına gerçekleştirdiğini gösterir. Öyleyse kimin?
Küresel emperyalizm, özellikle ABD ve onun İslam coğrafyasının kalbine sapladığı hançer niteliğindeki siyonist işgal rejimi, her ne şekilde olursa olsun İslam dünyasında bağımsız, kendi değerlerini önceleyen siyasi düşüncenin oturmasını ve güçlenmesini istemiyor. Bu yüzden ABD her ne kadar Afganistan’dan çekildiyse de bu ülkeye yönelik savaşını bitirmiş değildir. Pakistan da ona vekaleten bu savaşı sürdürmektedir. O yüzden anlaşma ve çözüme de yanaşmıyor. Eğer ki ileri sürdüğü gerekçelerin doğruluğuna kendisi inanıyor olsaydı çözümü silahta değil görüşmelerde arardı.