• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ahmet Maranki
Ahmet Maranki
Stratrajik Oyunlar
TÜM YAZILARI

Enver Paşa’ya iade-i itibar!!!

07 Ağustos 2026
A


Ahmet Maranki İletişim: [email protected]

Enver Paşa’ya iade-i  itibar!!!

AHMET MARANKİ 

(İSMAİL) ENVER PAŞA - ERKAN-I HARBİYE-İ UMUMİYE REİSİ (1881 - 1922)

1-Hürriyet ve Meşrutiyet kahramanı!  2-Edirne fatihi, Batum fatihi, Trablus fatihi ve Kafkasya fatihi! 3-Çanakkale Zaferinin başkumandanı! 4-Bediüzzaman Said Nursî’nin daimî dostu! 5-İşârâtü’l-İ’caz tefsirinin ilk nâşiri! 6-Türk İslam kahramanı ve şehidi! 7-Balkan bozgunundan sonra, orduyu toparlayıp yeni bir anlayış ve ruhla organize edip, Çanakkale’de destan yazan başkomutan! 8-1918 Kafkas İslam orduları başkumandanı! 9-Azerbaycan’ın kurtuluş reçetesini yazan Nuri Paşa’nın Komutanı!

100 yıldır bize yalan yazılan Türk tarihinin karaladığı bize göre de Türk ve Turan davasının Türk İslam davasının yılmaz bekçisi, güdümlü tarihçilerin kötülediği ve bu yönleriyle hiç bahsetmediği “HÜRRİYET KAHRAMANI” Enver Paşa!!!

Vefatının 104. yıl dönümünde minnetle anıyoruz!

Osmanlı Devleti’nin en karanlık ve çalkantılı dönemlerinde görev alan Enver Paşa, Büyük ideali olan büyük Turan devleti ve Türkistan için verdiği mücadele sırasında 4 Ağustos 1922’de Belcivan yakınlarında Türk ve İslam düşmanı Moskof zihniyetinin kurşunlarıyla ŞEHİT EDİLDİ!


ENVER PAŞA VE BEDİÜZZAMAN!!!

Enver Paşa, vatanperver ve dindar bir komutandır. Bediüzzaman Enver Paşa ile alakalı olarak; “İyilikleri kötülüklerinden fazla olan kimse muhabbete layıktır” düsturunu esas almıştır. 

Ayrıca Bediüzzaman her meseleye İslamiyet nokta-i nazarından yaklaşmıştır.

Sadece Sarıkamış hadisesi değil başka sebeplerle de Enver Paşa’ya ağır ithamlarda bulunan bazı ifrat ehli kimseler olmuştur. 


Ancak Üstadımız bu tarz meselelere “insaf“ düsturu ile yaklaşmıştır!


Bediüzzaman ve Enver Paşa!!!

Hürriyete Hitap!!!

Bediüzzaman Said Nursî, 1908’de İstanbul’da ve Selanik’te okuduğu Hürriyete Hitap nutkunda; hürriyet ve meşrutiyetin İslâmiyet’le uyumlu olduğunu, İslâm’ın özünde de hürriyetin bulunduğunu ve istibdadın İslâm’a aykırı olduğunu vurgulamıştır.

Bediüzzaman, nutuk sırasında İttihatçı liderlerle görüşmüş, özellikle Enver Paşa ve Resneli Niyazi ile aynı safta olduğunu belirtmiştir.

Bediüzzaman; Enver Paşa’ya yönelik eleştiriler karşısında onu savunmuş, sorulduğunda, “Suskunluğumun nedeni, düşmanların onlara şiddetli hücumlar yapmasındandır. Düşmanın saldırı hedefi, onların iyi tarafları olan dirençleri ve İslâm düşmanlarının zehirleme vasıtası olmaktan uzak durmalarıdır. Bence yol ikidir. Terazinin iki kefesi gibi… Birinin hafiliği ötekinin ağırlığını geçer. Ben tokadımı Antarik’e patlatırken Enver’e, Venizelos’a yapıştırırken de Said Halim’e vurmam! Nazarımda vuran da sefildir (alçaktır)!” Demek ki neymiş? Enver Paşa’ya “vurmayacaksın kardeşim!” diyerek Enver Paşa’yı İslâm düşmanlarıyla aynı kefeye koymamıştır.


BALKAN GEZİSİ

1911’de Sultan Mehmed Reşad, İttihat ve Terakki’nin teşvikiyle Rumeli’ye (Kosova, Manastır, Üsküp, Selanik) bir seyahat düzenledi. Bediüzzaman, Sultan Reşad’ın davetiyle bu seyahate katıldı.

Bediüzzaman ve Enver Paşa, Sultan Reşad’ın yanında yer alarak meşrutiyetin İslâmî temellerini halka anlatma görevini üstlendiler.

İŞÂRÂTÜ’L-İ’CAZ’IN NEŞRİ


Enver Paşa, ilk etapta Kafkas Cephesi’nde telif edilmiş olan İşaratü’l-İ’caz tefsirini bir “yadigâr-ı harb” olarak tâbedilmesi için kâğıdının masrafını şahsî kesesinden ödeme kadirşinaslığını gösterdi.

İşârâtü’l-İ’caz, tab edildikten sonra resmî yollarla müftülüklere gönderildi.

Yıllar sonra Bediüzzaman el yazısıyla İşaratü›l-İ›câz ile alâkalı orijinal bir nüshada Enver Paşa isminin geçtiği yerin hemen üstüne “şehid” ibaresi koyar.

Darü’l-Hikmeti’l-İslâmiye!

Dönemin Harbiye Nazırı ve Başkumandan Vekili Enver Paşa tavassutuyla Sultan V. Mehmed Reşâd tarafından cephede gösterdiği kahramanlıklar sebebiyle Bediüzzaman’a harp madalyası verildi. Hükümetin temâyülü, Enver Paşa ve Şeyhülislâmın teklifiyle Bediüzzaman Said Nursî Darü’l-Hikmeti’l- İslâmiye azalığına tayin edildi.

Bediüzzaman yaptığı konuşmalarda ve söyleminde bu konuyla alakalı olarak; “vatan düşmanlarının Enver Paşa’yı linç ettiği bir hengâmda, ona tokat vurmak alçaklıktır.  Vatan düşmanlarının ekmeğine yağ sürmektir. Çünkü Enver Paşa’ya vatan düşmanları saldırıyor.!  Biz sahip çıkacağız!”

Bediüzzaman’ın İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne karşı tutumu da aynı ölçüye dayanır. Cemiyet hak ve hakikate hizmet ettiği zaman takdir etmiş, hakikate muhalefet ettiği zaman ise hiç eğip bükmeden eleştirmiştir. İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin içinde melek gibi insanlar olduğu gibi şeytan gibi kimselerin de bulunduğunu ifade eder! Bediüzzaman asla toptancı bir yorum yapmamıştır. Çünkü hakikat mesleği buna müsaade etmez. Bu cihetle cemiyete değil cemiyet üyelerine yaklaşımını tek tek analiz etmekte fayda var.

Kısaca ifade etmek gerekirse; Bediüzzaman Hazretleri Enver Paşa, Mehmet Akif gibi dindar cemiyet üyeleriyle güzel dostluklar kurmuştur. Ancak dine düşman olan ve İslam’a muhalefet eden cemiyet mensuplarıyla her daim mücadele etmiş, onlarla birlikte olmamıştır.

Bediüzzaman Üstadımız kendini ve Enver Paşa’yı;  “Halife Hazretlerine gönülden bağlı bir fert” Abdülhamit’i  “veli” olarak tarif eder. 

Osmanlı Devleti’nin vârisleri olan bizler, torunları olmaktan iftihar ettiğimiz ceddimizin, uğruna her şeyini fedâ ettiği “i‘lâ-yı kelimetullâh” dâvâsına ve bu davanın Yılmaz takipçilerini hayırla anmak ve onların yolunda gitmek bu necip milletin torunlarını bir vazifedir!! Bu Uğur’da mücadele veren VATAN SEVGİSİ İMANDANDIR şuuruyla bütün şehitlerimize rahmet olsun! Vesselam.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23