--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Enver Paşa’ya iade-i itibar!!!

Ahmet Maranki
Ahmet Maranki
7

Enver Paşa’ya iade-i  itibar!!!

AHMET MARANKİ 

(İSMAİL) ENVER PAŞA - ERKAN-I HARBİYE-İ UMUMİYE REİSİ (1881 - 1922)

1-Hürriyet ve Meşrutiyet kahramanı!  2-Edirne fatihi, Batum fatihi, Trablus fatihi ve Kafkasya fatihi! 3-Çanakkale Zaferinin başkumandanı! 4-Bediüzzaman Said Nursî’nin daimî dostu! 5-İşârâtü’l-İ’caz tefsirinin ilk nâşiri! 6-Türk İslam kahramanı ve şehidi! 7-Balkan bozgunundan sonra, orduyu toparlayıp yeni bir anlayış ve ruhla organize edip, Çanakkale’de destan yazan başkomutan! 8-1918 Kafkas İslam orduları başkumandanı! 9-Azerbaycan’ın kurtuluş reçetesini yazan Nuri Paşa’nın Komutanı!

100 yıldır bize yalan yazılan Türk tarihinin karaladığı bize göre de Türk ve Turan davasının Türk İslam davasının yılmaz bekçisi, güdümlü tarihçilerin kötülediği ve bu yönleriyle hiç bahsetmediği “HÜRRİYET KAHRAMANI” Enver Paşa!!!

Vefatının 104. yıl dönümünde minnetle anıyoruz!

Osmanlı Devleti’nin en karanlık ve çalkantılı dönemlerinde görev alan Enver Paşa, Büyük ideali olan büyük Turan devleti ve Türkistan için verdiği mücadele sırasında 4 Ağustos 1922’de Belcivan yakınlarında Türk ve İslam düşmanı Moskof zihniyetinin kurşunlarıyla ŞEHİT EDİLDİ!

ENVER PAŞA VE BEDİÜZZAMAN!!!

Enver Paşa, vatanperver ve dindar bir komutandır. Bediüzzaman Enver Paşa ile alakalı olarak; “İyilikleri kötülüklerinden fazla olan kimse muhabbete layıktır” düsturunu esas almıştır. 

Ayrıca Bediüzzaman her meseleye İslamiyet nokta-i nazarından yaklaşmıştır.

Sadece Sarıkamış hadisesi değil başka sebeplerle de Enver Paşa’ya ağır ithamlarda bulunan bazı ifrat ehli kimseler olmuştur. 

Ancak Üstadımız bu tarz meselelere “insaf“ düsturu ile yaklaşmıştır!


Bediüzzaman ve Enver Paşa!!!

Hürriyete Hitap!!!

Bediüzzaman Said Nursî, 1908’de İstanbul’da ve Selanik’te okuduğu Hürriyete Hitap nutkunda; hürriyet ve meşrutiyetin İslâmiyet’le uyumlu olduğunu, İslâm’ın özünde de hürriyetin bulunduğunu ve istibdadın İslâm’a aykırı olduğunu vurgulamıştır.

Bediüzzaman, nutuk sırasında İttihatçı liderlerle görüşmüş, özellikle Enver Paşa ve Resneli Niyazi ile aynı safta olduğunu belirtmiştir.

Bediüzzaman; Enver Paşa’ya yönelik eleştiriler karşısında onu savunmuş, sorulduğunda, “Suskunluğumun nedeni, düşmanların onlara şiddetli hücumlar yapmasındandır. Düşmanın saldırı hedefi, onların iyi tarafları olan dirençleri ve İslâm düşmanlarının zehirleme vasıtası olmaktan uzak durmalarıdır. Bence yol ikidir. Terazinin iki kefesi gibi… Birinin hafiliği ötekinin ağırlığını geçer. Ben tokadımı Antarik’e patlatırken Enver’e, Venizelos’a yapıştırırken de Said Halim’e vurmam! Nazarımda vuran da sefildir (alçaktır)!” Demek ki neymiş? Enver Paşa’ya “vurmayacaksın kardeşim!” diyerek Enver Paşa’yı İslâm düşmanlarıyla aynı kefeye koymamıştır.

BALKAN GEZİSİ

1911’de Sultan Mehmed Reşad, İttihat ve Terakki’nin teşvikiyle Rumeli’ye (Kosova, Manastır, Üsküp, Selanik) bir seyahat düzenledi. Bediüzzaman, Sultan Reşad’ın davetiyle bu seyahate katıldı.

Bediüzzaman ve Enver Paşa, Sultan Reşad’ın yanında yer alarak meşrutiyetin İslâmî temellerini halka anlatma görevini üstlendiler.

İŞÂRÂTÜ’L-İ’CAZ’IN NEŞRİ


Enver Paşa, ilk etapta Kafkas Cephesi’nde telif edilmiş olan İşaratü’l-İ’caz tefsirini bir “yadigâr-ı harb” olarak tâbedilmesi için kâğıdının masrafını şahsî kesesinden ödeme kadirşinaslığını gösterdi.

İşârâtü’l-İ’caz, tab edildikten sonra resmî yollarla müftülüklere gönderildi.

Yıllar sonra Bediüzzaman el yazısıyla İşaratü›l-İ›câz ile alâkalı orijinal bir nüshada Enver Paşa isminin geçtiği yerin hemen üstüne “şehid” ibaresi koyar.

Darü’l-Hikmeti’l-İslâmiye!

Dönemin Harbiye Nazırı ve Başkumandan Vekili Enver Paşa tavassutuyla Sultan V. Mehmed Reşâd tarafından cephede gösterdiği kahramanlıklar sebebiyle Bediüzzaman’a harp madalyası verildi. Hükümetin temâyülü, Enver Paşa ve Şeyhülislâmın teklifiyle Bediüzzaman Said Nursî Darü’l-Hikmeti’l- İslâmiye azalığına tayin edildi.

Bediüzzaman yaptığı konuşmalarda ve söyleminde bu konuyla alakalı olarak; “vatan düşmanlarının Enver Paşa’yı linç ettiği bir hengâmda, ona tokat vurmak alçaklıktır.  Vatan düşmanlarının ekmeğine yağ sürmektir. Çünkü Enver Paşa’ya vatan düşmanları saldırıyor.!  Biz sahip çıkacağız!”

Bediüzzaman’ın İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne karşı tutumu da aynı ölçüye dayanır. Cemiyet hak ve hakikate hizmet ettiği zaman takdir etmiş, hakikate muhalefet ettiği zaman ise hiç eğip bükmeden eleştirmiştir. İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin içinde melek gibi insanlar olduğu gibi şeytan gibi kimselerin de bulunduğunu ifade eder! Bediüzzaman asla toptancı bir yorum yapmamıştır. Çünkü hakikat mesleği buna müsaade etmez. Bu cihetle cemiyete değil cemiyet üyelerine yaklaşımını tek tek analiz etmekte fayda var.

Kısaca ifade etmek gerekirse; Bediüzzaman Hazretleri Enver Paşa, Mehmet Akif gibi dindar cemiyet üyeleriyle güzel dostluklar kurmuştur. Ancak dine düşman olan ve İslam’a muhalefet eden cemiyet mensuplarıyla her daim mücadele etmiş, onlarla birlikte olmamıştır.

Bediüzzaman Üstadımız kendini ve Enver Paşa’yı;  “Halife Hazretlerine gönülden bağlı bir fert” Abdülhamit’i  “veli” olarak tarif eder. 

Osmanlı Devleti’nin vârisleri olan bizler, torunları olmaktan iftihar ettiğimiz ceddimizin, uğruna her şeyini fedâ ettiği “i‘lâ-yı kelimetullâh” dâvâsına ve bu davanın Yılmaz takipçilerini hayırla anmak ve onların yolunda gitmek bu necip milletin torunlarını bir vazifedir!! Bu Uğur’da mücadele veren VATAN SEVGİSİ İMANDANDIR şuuruyla bütün şehitlerimize rahmet olsun! Vesselam.

Yorumlar

(7)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Adanalı

7 Ağustos 2026 20:10

Türk yahudisi Haim Errol GELARDİN...Genç Türklere gidelim.genç türkler kimlerdi.genç türkler mübadelede gelen Yahudi kökenli türklerdi Müslümanlardı.şimdi sabataycılar 2 kısma ayrıldılar.sabatay sevinin isteği üzerine bir kısım şama gitti yerleşti bir kısım selanikte kaldı.Bu Selanikdekiler harp okulunu bitirenler İstanbula geldikleri zaman Selanikde başladıkları başlattıkları Genç Türkler harakatını devam ettirdiler.İçlerinde Türkde vardı Mustafa Kemalde vardı.Nitekim Mustafa Kemal in en büyük düşmanı Enverdi.Çünkü Enver Sabatayist değildi ve bütün bu gruba karşıydı.Şimdi bu yazılmayan Tarihtir.Bu konuşulmayan tarihtir.Bunu size öğretmezler .Çünkü anlayışlarınıza aykırıdır.Ama ben bunu söylemekten korkmam benim görüş tarzım budur.Bu şahsi görüş tarzım.Türkiyeyi sabatayistler kurdu.Başka bir deyimle 20.Asırda Dünyada 3 Yahudi memleketi kuruldu.Rusya Türkiye ve İsrail.Bu Türkiyeyi Sabataycılar kurdu.Atatürklen beraber.Atatürk Avrupalıydı Türkiyeyi Avrupalılaştırmak istedi.Onun için bugünkü vaziyete geldik.İntikam.Neyse buraya girmek istemiyorum.Ve girmek istemiyorum....

Ibrahim

7 Ağustos 2026 22:59

Ve maalesef zamanımızın dünya ehli ahir zaman Müslümanları!!! İslamiyetin derisini yüzen stokholm sendromu tarzında katillerine aşıklar. Yazıklar olsun.

fatih Demir

7 Ağustos 2026 09:09

Enver Paşa denen adama itibar gösteren adamın herhangi bir kıymeti yoktur. Nasıl ki Peygamberimiz ile Ebu Cehil aynı kalpte sevilmez ise, Enver ile Abdulhamit Han da aynı kalpte sevgi beslenemez. Tüm emperyalistleri arkasına alıp Abdulhamit Han a darbe yaparak İslam dunyasının bugün ki perişan haline ilk kıvılcıma çakan adama sevgi beslenmez.

Mümin

7 Ağustos 2026 12:03

Modern laik eğitim ve diğer kurumların kurucusu Abdülhamid Peygamberimiz (s.a.v.) gibi değildir ve Enver de Ebu Cehil gibi değildir. Tarih yalanlarla değil, gerçeklerle yazılmalıdır.

fatih Demir

7 Ağustos 2026 12:43

Adını yazma cesareti olmayan Mümin kardeş Abdulhamit Han hakkında kaç kitap okudun veya Enver i ne kadar tanıyorsun da bu yorumu yapabiliyorsun.

Göktuğ

7 Ağustos 2026 12:48

Mümin kardeşim Enverin anıları piyasada satılıyor al oku edebiyat yapma nasıl bir adam olduğunu anlarsın

Yazık

7 Ağustos 2026 23:04

Enver Paşaya bu kadar yıldan sonra hâlâ söven adamın da kıymet-i harbiyesi yoktur.

Ahmet Maranki Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle