• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ahmet Maranki
Ahmet Maranki
Stratrajik Oyunlar
TÜM YAZILARI

Dünyaya umut ve kardeşlık mesajı! Hutbe-i Şamiye!!! (1)

04 Eylül 2026
A


Ahmet Maranki İletişim: [email protected]

Dünyaya umut ve kardeşlık mesajı! Hutbe-i Şamiye!!! (1)

AHMET MARANKİ

Eski Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, 7 Ağustos 2026 Cuma günü Şam’daki tarihi Emevî Camii’nde cemaate hitap ederek, Bediüzzaman Said Nursî’nin 115 yıl önce aynı yerde okuduğu tarihî “Hutbe-i Şamiye”yi hatırlatan bir konuşma yaparak;

“Bizim üç büyük düşmanımız vardır: “Cehalet, fakirlik ve tefrikayla (ayrılık) mücadele; ilim, amel ve birlik çağrısı”nı tekrar etmiştir!

Ey aziz Şam halkı! Yaklaşık 115 yıl önce, İslam ümmetinin tarihindeki en ağır imtihanlardan birinden geçtiği büyük bir dönemde, bu şehir ve bu Emevî Camii, büyük bir meclise şahitlik etti. Bu camide, İslam dünyasının farklı bölgelerinden gelen çok sayıda büyük âlim bir araya geldi.

Onları bir araya getiren şey ümmetin derdi ve onun geleceğine duydukları endişeydi. O mecliste Türkiye’den, benim bugün geldiğim Anadolu topraklarından genç bir âlim de vardı.

Onun adı Said idi. Bu genç adam daha sonra Müslümanlar tarafından Bediüzzaman Said Nursî adıyla tanınacaktı.


Bediüzzaman Said Nursî, bu mübarek camide, bu mübarek mabedin minberinde, büyük âlimlerden oluşan bir topluluğun ve binlerce Müslümanın huzurunda durdu.

Ve daha sonra Hutbe-i Şamiye adıyla meşhur olacak tarihî hutbesini okudu.

Şöyle dedi: “Ben bu minbere sizi büyütmek veya size yol göstermek için çıkmadım. Bu benim işim değildir ve kendim için böyle bir iddiada bulunmuyorum.”

Ardından kendisini bir çocuğa benzetti: “Benim durumum, günün sonunda okulundan dönen ve öğretmeninden öğrendiklerini babasına anlatan bir çocuğun durumu gibidir.”


Bediüzzaman şöyle devam eder: “Ben bugün sizin karşınızda aynı talebe olarak duruyorum. Sizden öğrendiklerimi size arz ediyorum.”

“Eğer doğru söylediysem, bu Allah’ın tevfiki ve sizin tasdikiniz sayesindedir.”

“Eğer hata ettiysem sizden düzeltmenizi ve beni doğrultmanızı rica ediyorum.”


Çünkü hutbesinde şöyle demişti:

Siz yüzyıllardır bu ümmetin öğretmenlerisiniz; biz ise hâlâ sizin talebeleriniziz.”

Ben de bugün, bir asırdan fazla zaman önce Said Nursî’nin söylediği bu sözleri aynı duygularla sizin huzurunuzda tekrar ediyorum.


Aziz kardeşlerim!

Bediüzzaman Said Nursî, Hutbe-i Şamiye’de ümmete, bugün dahi canlılığını koruyan büyük gerçeklerden söz etmiştir. Bunların ilki, ümitsizliği öldürmek ve umudu diriltmektir. Çünkü ümitsizlik müminlerin ahlakından değildir. Allah’ın rahmetinden ümit kesmek de iman ehlinin özelliklerinden değildir! Allah’ın vaadinin hak olduğuna iman eder.

Ey kardeşlerim!

Bütün dünyanın akıllıları bir araya gelse, bu zaferi yalnızca akıl yoluyla açıklayabilirler mi? On yıllarca süren zulüm ve imha döneminin sona ermesini, bu sürecin çok kısa bir zaman içerisinde bitmesini sadece akılla açıklamak mümkün müdür? Hayır. Bu, yalnızca Allah’ın lütfudur.

Bediüzzaman’ın ilk çağrılarından biri ümitsizliği öldürmekti.

Bugün de ne kadar ihtiyacımız var buna!

“Bizim üç büyük düşmanımız vardır:

Cehalet, fakirlik ve ayrılık.”

Ve bu düşmanlarla mücadeledeki üç silahımızın da: İlim, çalışma ve birlik olduğunu söyledi.


Bugünkü durumumuz, Bediüzzaman’ın bu sözleri söylediği dönemin şartlarına ne kadar da benziyor! Bu hastalıklar hâlâ bizim kalkınmamızın önündeki engellerdir.

Ve bunların tedavi yolları da hâlâ aynıdır:

İlim cehaleti ortadan kaldırır. Çalışma fakirliği ortadan kaldırır. Birlik ise bölünme ve parçalanma sayfasını kapatır.

Aziz kardeşlerim!

Daima hatırlayın: Şam sıradan şehirlerden biri değildir. Şam, Kalbinde Kudüs’ün emanetini taşır. Şam, Kudüs’ün kapısıdır. Mekke’nin kutsallığının gölgesinde yaşar. Medine’nin ruhunu solur. Bağdat’ın ilmi ve medeniyeti burada buluşmuştur. Kurtuba’nın medeniyeti burada doğmuştur. Bu camiden Semerkant’ın hikmetinin yankıları yükselmiştir. Doğu ve Batı dünyasının ilim ve medeniyetleri burada buluşmuştur. Şam’ın kalbinde İstanbul’un ruhu da vardır.

İstanbul’un ruhunda da Şam’ın bir parçası bulunmaktadır. İstanbul, İslam dünyasının farklı taraflarını birbirine bağlayan bir köprüdür.

Bu nedenle ey kardeşlerim:

Şam ayağa kalktığında yalnızca bir şehir ayağa kalkmış olmayacaktır.


Onunla birlikte bir ümmetin hafızası da ayağa kalkacaktır. Bir medeniyetin vicdanı uyanacaktır. Müslümanların gönüllerinde yeni bir umut doğacaktır. Bu ümmetin yüzyıllar boyunca taşıdığı misyonun yeniden dirilmesi ve başlamasıdır.

Efendimiz Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:

“Ben babam İbrahim’in duası, kardeşim İsa’nın müjdesi ve annemin bana hamile kaldığında gördüğü, kendisinden çıkan ve Şam topraklarının saraylarını aydınlatan nurum.”

Şam, Âdemoğullarının efendisi Hz. Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) doğduğu zaman nübüvvet nuruyla aydınlandı. Bu nurun üzerini örtmek veya onu söndürmek isteyenler olabilir. Bazıları onu gizlemeye çalışabilir. Fakat bu nur bir gün bile sönmeyecektir. Allah’ın izniyle bu nuru taşıyanlar da bu güzel ülkenin insanlarıdır.

Bu nedenle size düşen görev, kalplerinizi birleştirmektir. Kalplerinizi bu büyük değerler etrafında birleştirmeniz gerekir.

Allah Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Onlar Allah’ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar. Oysa kâfirler hoşlanmasa da Allah nurunu tamamlayacaktır.”

 Allah’ım, Efendimiz Hz. Muhammed’e, onun âline ve ashabına salât ve selam eyle.

Vesselâmü aleyküm ve rahmetullahi ve berekâtühû.

 Bediüzzaman’ın Hutbe-i Şamiye”deki bu tespitleri; bu felaket ve felaket asrın da en büyük yol göstericisi olacaktır! inşallah!!

 Devam edecek..! 

WhatsApp bilgi ve ihbar hattı: 053020000 96

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23